Array
Geri git   GençMekan > EĞİTİM | ÖĞRETİM > Bilgi Kaynağı > Bilgi Merkezi


Arılar ?


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-02-2008, 04:26 PM   #1 (permalink)
FeNeRbAhÇe

 
mehmetemre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2007
Yaş: 20
Mesajlar: 2.598
Bahsedildi: 1 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 554
Rep Puanı: 23387
Rep Derecesi:
mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.
Standart Arılar ?

Arılar : Arı türleri Bir arı kovanında ne kadar petek olur ? Bunlardan ne kadar bal çıkar ? Geometrik olarak petekler kare şeklinde olsaydı bal miktarındaki değişim ne yönde olurdu ?
vb. soruların cevaplandırılması ....

Benzer Konular:

___----____
__________________



Neşet Ertaş - Kesik Çayır (En sevdiğim şarkı )

SARI LACİVERT RENGİMİZ FENERBAHÇEM HERŞEMİZ HİÇ BİR ŞEYE DEĞİŞMEYİZ ÇÜNKÜ FENERBAHÇELİYİZ
mehmetemre isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-02-2008, 04:41 PM   #2 (permalink)
Mezarkabul

 
AlmorA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Kaf Dağının Ardında
Yaş: 33
Mesajlar: 28.228
Bahsedildi: 11 mesajda
Davet edildi: 4 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 1504
Rep Puanı: 30809
Rep Derecesi:
AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.
Standart

http://www.aricilik.gen.tr/

bu siteye bir bak. Belki işine yarayacak bişeyler bulabilirsin.



__________________
Varsın solsun çiçeklerim
Ben ölmeyi de beklerim.
Yine de kesip atamam seni
Benim tatlı kanserim.
AlmorA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-02-2008, 04:55 PM   #3 (permalink)
Profesyonel

 
şuursuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 2.105
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 210
Rep Puanı: 1830
Rep Derecesi:
şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.
Standart Bal petekleri kare olsaydı

Arı zar kanatlılar takımına ait Apoidea familyasını oluşturan tüm böcek türlerine verilen addır.

Zar kanatlıların özelliği; içinde enine ve boyuna damarcıklar bulunan ve iki çift saydam zar şeklinde kanatlarının olmasıdır. Arıların vücudu baş göğüs ve karın olmak üzere üç kısımdan meydana gelir. Vücutları yumuşak yapıdaki yoğun bir kıl örtüsüyle kaplıdır.

Bilimsel sınıflandırma

Alem: Animalia (Hayvanlar)

Şube: Arthropoda (Eklembacaklılar)

Sınıf: Insecta (Böcekler)

Takım: Hymenoptera (Zar kanatlılar)

Familya: Apoidea


Altfamilyalar

Andrenidae
Apidae (Arılar)
Colletidae
Halictidae
Heterogynaidae
Megachilidae
Melittidae
Oxaeidae
Stenotritidae

Arının morfolojisi ve anatomik yapısı

Baş; Başta gözler duyargalar ve beslenme organları bulunur. Baş vücudun ikinci kısmı olan göğüse ince oynak bir boyunla bağlıdır. Göğüs ve karın segment denilen halkalardan oluşmaktadır.

Arının petek şeklinde bir çift bileşik ve üç adet basit gözü vardır. Basit gözlerin her biri binlerce küçük üniteden oluşmaktadır. Bileşik göz ana arıda 3.000 işçi arıda 4.000 ve erkek arıda 8.000'den fazla basit gözün birleşmesinden meydana gelmiştir.

Başta bir çift duyarga bulunmaktadır. Bunlar koku tat ve dokunmahissetme duyularını sağlarlar. Duyargalar içerisinde bulunan sinir uçları sayesinde duyularına ek olarak rüzgar hızını ve hava sıcaklığını da algılayabilmektedirler. Arıların duyargaları o kadar hassatır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.

Arıların ağız yapısı; üst dudak üst çene alt çene ve alt dudak olmak üzere dört kısımdan meydana gelir. Dil 6-7 mm arasındadır ve arı ırkına göre değişir.

Baş iç yapı itibariyle de önemli salgıların yapıldığı kısımdır. İşçi arıların yutak üstü salgı bezleri genç yaşta arı sütü daha ileriki yaşlarda baldaki sakarozu parçalayan enzimler salgılarlar. Çenede bulunan bezler ana arıda ana arı feremonunu işçi arılarda ise alarm feremonunu salgılamaktadır.

Göğüs arının hareket merkezidir. Dört adet segmentten meydana gelmiştir bunların üzerinde üç çift bacak ve iki çift kanat bulunmaktadır. Arının orta bacakları üzerinde polen fırçası denilen sert tüyler bulunur. Bunlar çiçeklerde bulunan polenin göğüsten ve ön bacaklardan arka bacaklara aktarılmasını ve arka bacaklarda bulunan polen sepetine toplanmasını sağlar. Bu polen sepetçikleri polenin kovana taşınması görevini görmektedir. Kanatlar kitinleşmiş damarlarla desteklenmiş çok ince zar şeklindedir. İki çifttir. Uçuşta ikisi birlikte çalışır uçuşu ve uçuşu yönlendirmeyi de sağlarlar. Arının uçuş sırasındaki hızı saatte 50 km.'ye yaklaşır.

Karın (Abdomen) ergin arıda 9 segmentten oluşur ve mide bağırsak ve üreme organları gibi iç organlarla balmumu bezleri ve iğne bulunur. Segmentlerde bulunan sağlı-sollu bir çift mum salgı bezi (balmumu aynası) işçi arıların balmumu yapma döneminde kalınlaşarak mum salgılama yeteneğini kazanmaktadırlar. Sıvı olarak aynalar üzerine salgılanan mumlar mum ceplerinde katılaşarak küçük pulcuklar halini alır. Arılar zincirleme birbirine tutunarak özel hareketlerle balmumu sızdırmaktadırlar. Ayaklar yardımıyla ağza götürülen balmumu pulcukları orada yumuşatılarak yoğrulmakta ve böylece petek gözlerinin yapımında kullanılmaktadır. Mum örme dönemini tamamlayan işçi arılarda mum salgı bezleri dejenere olur ve birer sıra hücre tabakasına dönüşür.

İşçi arıların 7. abdominal segmentinin iç yüzeyinde ve sırt plakasının ön kenarına yakın kısmında büyük hücrelerden oluşan koku bezi (nasanof bezi) bulunmaktadır.

İşçi arılar ve ana arıda abdomenin sonunda iğne bulunmaktadır. İğne iğne odacığından çıkan ince sivri uçlu bir savunma organıdır. Bu iğne bir zehir kesesine bağlıdır. İşçi arıların iğnesi geriye çentiklidir; bu yüzden işçi arılar birisini sokmak üzere iğnesini batırdığında geri çekemez. Çentikler testere ağzını andıran çıkıntılar olup bu çıkıntıların sivri uçları iğnenin batış yönünün tersine yöneliktir. Bu nedenledir ki arılar kendi hayatını tehlikede görmediği sürece insanı sokmaz.


Erkek arılar çiftleşirken neden ölür?

Erkek arılarla dişi arılar çiftleşirken kraliçe arı erkek arının kromozomlarını alır ve iğnesiyle erkek arıya zarar verir ve erkek arı ölür(erkek arıların iğnesi vardır ama zararı yoktur sokmazlar) bu yüzden erkek arılar çiftleşirken ölürler



__________________


şuursuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-02-2008, 04:56 PM   #4 (permalink)
Profesyonel

 
şuursuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 2.105
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 210
Rep Puanı: 1830
Rep Derecesi:
şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.
Standart Bal petekleri kare olsaydı?

Sosyal bir düzen içerisinde bulunan arı
gruplarında üç tür arı vardır:
1- Ana arı
2- İşçi arı
3- Erkek arı

Ana arı
Kraliçe arı olarak da anılan ana arının en önemli görevi yumurtlamaktır.
Böylece ölen ve çeşitli nedenlerle ortadan kaybolan arıların yerine yenileri
yetişerek arı ailesinin varlığı korunmuş olur. Ana arı kolonideki bütün
bireylerin anası ve tek gerçek dişidir. Döllenmiş yumurtadan çıkan ve farklı üç arı içerisinde en iri yapılısı olduğundan erkek ve işçi arılardan kolayca
ayırt edilebilir. Kovan içerisinde genellikle en genç yavru hücresinin üzerinde veya yanında kendine hizmet eden genç işçi arıların arasında bulunur. Üreme faaliyetlerinin en yoğun olduğu dönemlerde bazı ırklara ait ana arılarınkısa süre için de olsa günde 3000 adet yumurta meydana
getirebildikleri bilinmektedir.Arı ailesi içerisinde çok güzel bir işbirliği vardır ve bu düzenin sağlanmasında ana arının rolü önemlidir. Ana arı bu görevini genellikle ağız çevresindeki bezlerden ve vücutlarından meydana getirilen feromon denilen kokulu bazı salgılarla yapmaktadır.
Bu salgıların çıkarttığı koku işçi arıları ve erkek arıları cezbeder işçi arıların yeni bir ana arı yetiştirmesinin önüne geçer işçi arıların
yumurtlamalarına mani olur.

Ana arıların beslenmesi ana arının işçi arıdan hazır yiyeceği emerek alması şeklinde olmaktadır. Ana arı 5-6 yıl yaşayabilirse de ikinci yıldan sonra yumurta veriminde düşmeler ve dölsüz yumurta miktarında artışlar görüldüğünden kovanda 3 yıldan fazla barındırılmaz.

Arıların Sosyal Yapısı ve Çalışma Düzeni
Bir kovanda yaşayan 20-80 bin arasında arı arı ailesini teşkil eder ve ailenin bütün fertleri şaşılacak derecede karşılıklı saygı iş bölümü ve sosyal düzen içerisinde yaşarlar. Yuvaya bağlılık arıların en önemli özelliklerinden birisi arasındadır. Herhangi bir nedenle kovana geri dönemeyen arı yalnız yaşamayarak ölür.

Ari ailesi içerisindeki sosyal düzenin bozulmaması ve ailenin gücünün korunarak geleceğinin garanti altına alınabilmesi için yeni arılar meydana geldikçe yaşlanmış eski arılar ve genç yavrulardan sakat ve işe yaramaz durumda olanlar kovandan dışarı çıkmaları için zorlanırlar.Aralarında mükemmel bir işbölümü olduğu bilinen arılar kısa olan hayatlarının
çeşitli dönemlerinde çeşitli işler yaparlar.

İlk üç gün diğer işçi arılar tarafından beslenerek çevreye alışan işçi arılar 3-6 günler arasında yaşlı kurtçukları gözlerdeki hazır bal vb. yemlerle
besleme görevini yaparlar. 5-6 günlük olduklarında arı sütü meydana getirebilirler ve genç kurtçuklar ve ana arıyı arı sütü ile beslerler. Bu şekilde kovan içi hizmetlerini tamamlayan genç işçi arı hayatının 2. haftasında kovan dışında görev almaya başlar. Önce kısa deneme uçuşları ile dışarıyı tanımaya çalışırlar. 14-21 günlük orta yaşlı arıların bir kısmı
kontrol arılarıdır. Bunlar kovanın en önemli işlerinde karar sahibi olan en aktif gruptur.

Yetişmiş işçi arılar 21. günden itibaren kovan dışına çıkmaya başlarlar. Bundan sonra arıların son iki haftası çiçek tozu ve nektar toplamak ve bal
yapmakla geçer.Arıların günde 10 uçuş yaptıkları sanılmaktadır.
Kovana geldiklerinde polen taşıyıcılar yüklerini seçtikleri hücrelere; nektar toplayıcılar yüklerini bir başka arıya boşaltırlar ve geri dönerler. Arılar imrenilecek bir temizlik anlayışına sahiptirler. İlk günden itibaren yalanarak kendi vücutlarını bacakları arasında duyargalarını ve ana arıyı sık sık temizledikleri gibi petek gözlerinin ve kovan içerisinin temizliğine de büyük özen gösterirler. Kovan içerisinde çeşitli böcek ve zararlılar
arıların dışarıya taşıyamayacağı kadar büyükse bozularak kokmaması için etrafını propolis ile sıvayıp kapatırlar.Arıların tabiattaki önemli
fonksiyonlarından birisi de çiçekleri ziyaretleri esnasında tozlaşmayı sağlayarak üremeye yardımcı olmalarıdır.

Arılarda haberleşme (Arı dansı)
Arılara özel tipik bir iletişim şekli de herhangi bir yerde yararlanılabilecek bir besin kaynağı bulan arıların kovana döndüklerinde arı dansı denilen
özel hareketlerle diğer arılara bu yeri tarif edişleridir. Bu dansı izleyen işçi arılar mesajı algıladıktan sonra gideceği mesafeye yetecek kadar bal yer ve birkaç saniye içerisinde kovanı terk ederler. İşin ilginç yanı; keşiften dönen ve arı dansı ile kovandaki arılara haber veren arının kaynaktan herhangi bir bal özü vs. gibi bir yük alma çabası içerisinde olmadan bir an önce kovana hareket etmesidir.

Arılardan büyük ders
Evet insan olarak bal arılarından alacağımız çok dersler var. Cenab-ı Hakk’ın ayeti kerimesinde buyurduğu gibi:"Rabbin bal arısına da şöyle
vahyettiağlardan ve ağaçlardan ve (insanların yapıp) kuracakları köşklerden (kovanlardan) göz göz evler edin sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin müyesser kıldığı yollara koy. (İşte bundan ötürü arıların) içlerinden renkleri muhtelif bir içecek peyda olup çıkar ki: Onda insanlara bir şifa vardır. Herhalde (şüphesiz) bunda tefekkür edecek bir kavim için elbet bir ibret var." (Nahl:68-69)

Elbette var rakamları 80 bini bulan bir kolonide nasıl olur da hatasız denebilecek bir işbölümü dinlenmeksizin bir çalışma ve en önemlisi
başkaları için var olma ve üretme. Bu kadar küçük ve aciz görünümlü hayvanattan ne kadar büyük ve etkileyici bir ders veriyor Cenab-ı Allah bizlere. Bununla da yetinmeyip Rahman ve Rahim olduğunu yukarıda yazmış olduğumuz ayetle de ne kadar aşikarâne bizlere ifade ediyor ve
mührünü basıyor.Bizlere düşen ders almak şükrünü eda etmek ve elbette nimetlerinden (bal polen bal mumu v.s.) istifade etmek.



__________________


şuursuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-02-2008, 04:57 PM   #5 (permalink)
Profesyonel

 
şuursuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 2.105
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 210
Rep Puanı: 1830
Rep Derecesi:
şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.
Standart

İç savaşlar toplu katliamlar gözünü kırpmadan adam öldüren insanlar sokaklarda yatan çocuklar evi barkı olmadığı için soğuktan donan insanlar çocuk yaşta cinayet işleyenler aile içinde yaşanan problemler gençlik çeteleri yolsuzluklar

Günlük yaşamın bir parçası haline gelen bu gibi toplumsal sorunlar düşünüldüğünde hepsinin temelinde ortak bir eksikliğin olduğu görülecektir. Bütün bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan adaletsizlik dolandırıcılık sahtekarlık merhametsizlik gibi kötü ahlak özelliklerinin temelinde yatan da yine bu eksikliktir.

Bu önemli eksiklik insanların düşünmemeleri ve dolayısıyla gerçekleri görememeleridir. Bu gibi kişiler için ön planda olan kendi çıkarları kendi yaşamlarıdır. Çevrelerinde yaşananlar onları ilgilendirmez. Ara sıra düşündükleri sınırlı konular da yine kendileri ile ilgilidir. Bu nedenle kendi doğru ve yanlışlarının sınırları içinde bir yaşam sürerler. Günlük yaşamın akışı içinde yaptıklarını yeterli gören bu kişiler dünyada bulunuş amaçları gibi hayati önemdeki konuları akıllarına bile getirmezler.

Çevrelerindeki canlıların özelliklerini nasıl olup da böyle kusursuz bir çeşitliliğin ortaya çıktığını kendi vücutlarını gökyüzündeki dengeleri kısacası hiçbir şeyi düşünmezler. Dolayısıyla da bunların Allah tarafından "tasarlanmış" yani "yaratılmış" olduğunu fark edemezler. Tüm evrenin yaratıcısı olan üstün güç sahibi Allah'ı gereği gibi takdir edemezler. Neden yaratılmış olduklarının ve Allah'a karşı sorumlu olduklarının bilincine varmazlar. Oysa Kuran'da düşünmenin önemini ancak düşünen kimselerin öğüt alacağını vurgulayan pek çok ayet vardır. Bir ayette düşünen ve bunun sonucunda Allah'ın kudretinin farkına varan kişilerden şöyle bahsedilir:

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar ayakta iken otururken yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki "Rabbimiz Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi 190-191)

İşte Balarısı Mucizesi kitabının amacı da Allah'ın yaratılış mucizelerinden birini daha tanıtarak bu düşünce tembelliğini kırmaktır. Bununla birlikte balarısının kitap konusu olarak seçilmesinin de çok önemli bir nedeni vardır. Balarıları Kuran'da Allah'ın dikkat çektiği canlılardandır. Allah Nahl Suresi'nde arıların Kendi vahyi ile hareket eden canlılar olduklarını şöyle bildirmektedir:

Rabbin balarısına vahyetti:

Dağlarda ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi 68-69)

Görüldüğü gibi ayetlerde kendine ev edinen meyvelerden yiyen ve bal üreten arılara dikkat çekilmektedir. Kitabın ilerleyen bölümlerinde de görüleceği gibi kovandaki arılarla ilgili benzer işlerin tümü işçi arılar tarafından yapılmaktadır. Bir arı kovanında işçi arılar kraliçe arı ve erkek arılar bulunur. Kovandaki hemen hemen her türlü işle görevli olan işçi arılardır. Bununla birlikte kraliçe arının kovanın devamlılığını sağlamak gibi son derece önemli bir görevi vadır. Erkek arılarınsa kovan içindeki tek fonksiyonları kraliçeyi döllemektir. Kısa yaşam süreleri içinde bu görevlerini yerine getirirler ve hemen arkasından ölürler.

Arıların özelliklerinin detaylı olarak inceleneceği bu kitapta ayrıca arıların aralarında nasıl anlaştıkları kovandaki on binlerce arının nasıl olup da problemsiz bir şekilde yaşadıkları yönlerini nasıl buldukları nasıl bal ürettikleri gibi daha birçok konu ayetlerle birlikte ele alınacaktır. Evrim teorisinin iddia ettiği gibi ne doğada ne de arıların hayatında başıboş ve tesadüfi bir "yaşam mücadelesi" olmadığını da ilerleyen bölümlerde bir kere daha göreceğiz.



Arı kovanındaki hayat

Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi 4)

Yirmi bin türden oluşan geniş bir familyaya sahip olan arılar hayvanlar dünyasındaki en çarpıcı mühendislik ve mimarlık bilgisine sahip sosyal hayatları ile diğer pek çok canlıdan ayrılan aralarındaki iletişim ile kendilerini inceleyen bilim adamlarını hayretler içinde bırakan canlılardır.

Bu kitabın konusu olan balarıları ise diğer arılardan farklı özelliklere sahiptir. Koloniler halinde ağaç kovuklarında veya benzeri kapalı mekanlarda kendilerine yuva yaparlar. Bir arı kolonisi bir kraliçe birkaç yüz erkek ve 10-80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir.

Arı kolonilerinin her birinde sadece bir kraliçe bulunur ve bu kraliçe arı diğer dişilere göre daha büyüktür. Temel görevi ise yumurtlamaktır. Üreme sadece kraliçe arı vasıtasıyla olur onun dışında diğer dişiler erkeklerle çiftleşemezler. Kraliçe yumurtlamadan başka koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan önemli maddeler de salgılar.

Erkekler ise dişilerden iridirler ama ne iğneleri vardır ne de kendileri için besin toplayabilecek organları. Tek fonksiyonları kraliçeyi döllemektir. Kovanda petek örme yiyecek toplama arı sütü üretme kovan ısısını düzenleme temizlik savunma gibi akla gelebilecek tüm işleri ise işçi arılar yaparlar.

Arı kovanındaki hayatın her aşamasında bir düzen vardır. Larvaların bakımından kovanın genel ihtiyaçlarının teminine kadar her görev hiç aksamadan yerine getirilir. Bu düzenin en belirgin örneklerinden biri de kovandaki yavruların bakımı sırasında ortaya çıkar. Diğer arıların yavrulara gösterdikleri özen ve sergiledikleri özverili davranışlar detaylı olarak incelendiğinde bu konu daha iyi anlaşılacaktır.



Arıların yuvalarına gösterilen özen

Bazı canlı türlerinde yavruların bakımı diğerlerine göre daha fazla özen gerektirir. Özellikle yumurta larva pupa gibi değişik evrelerden geçerek erişkin hale gelen canlılarda her evrede farklı yönde bir bakım uygulanır.

Arılar da farklı büyüme evrelerinden geçerler. Arı yavruları sırasıyla larva ve pupa evrelerini tamamlayarak erişkin hale gelirler. Kraliçe arının yumurtaları bırakması ile başlayan bu dönem boyunca arı yavrularına son derece özenli ve dikkatli bir bakım uygulanır.

Arı kovanlarındaki yavruların bütün sorumluluğu işçi arılara aittir. İşçi arılar öncelikle kraliçenin yumurtlaması için peteklerin içinde özel olarak belirlenmiş bir bölgede kuluçka hücreleri hazırlarlar. Bu hücrelere yumurtlamak için gelen kraliçe arı hücrenin temizliğini ve uygunluğunu kontrol ettikten sonra her peteğe birer yumurta bırakarak ilerler.

Yumurtaların gelişimi için gerekli olan şartların sağlanmasından yumurtadan çıkacak larvaların ihtiyaçları olan besin maddelerinin temin edilmesine hücre sıcaklıklarının sabit tutulmasından özel hücre kontrollerine kadar pek çok şey özel olarak ayarlanır. İşçi arılar detaylı metodlar kullanarak larvalara çok dikkatli bir bakım uygularlar



İşçi Arıların Larvalara Uyguladıkları Titiz Kontrol

Kraliçe arının büyük bir hassasiyetle hücrelere yerleştirdiği arı yumurtaları yaklaşık 3 gün içinde gelişirler. Bu sürenin sonunda hücrelerden beyaz kurt şeklindeki arı larvaları çıkar.1 Yumurtadan çıkan bu canlıların gözleri kanatları ve bacakları yoktur. Dış görünüş olarak balarısına hiç benzemezler.

İşçi arılar bu yeni doğmuş larvaları son derece dikkatli ve özenli bir şekilde beslerler. Öyle ki tek bir larvanın büyüme dönemi boyunca yaklaşık 10.000 kere işçi arılar tarafından ziyaret edildiği tespit edilmiştir.2 Larvalar yumurtadan çıktıktan sonraki ilk üç günleri boyunca arı sütü ile beslenirler. Larva dönemi arıların sürekli beslendikleri ve beden olarak en çok geliştikleri dönemdir. Arı larvaları bu dönemdeki düzenli beslenme sonucunda 6 gün içerisinde ilk ağırlıklarının 1500 katına kadar ulaşırlar.3

Kraliçe arının yumurtaları bırakmasından 3 gün kadar sonra kurt şeklindeki arı larvaları ortaya çıkar. Arı larvaları 6 gün içinde ilk ağırlıklarının 1500 katına ulaşır ve neredeyse bulundukları hücrelere sığmaz olurlar (solda). Bu noktadan sonra büyüme durur ve pupa aşaması başlar.(sağda)


Kovanda bulunan binlerce larvaya karşılık bir o kadar da dadı işçi arı vardır. Sürekli hareket halinde olan bu dadı arılar yumurtaları ve larvaları kolaylıkla kontrol altında tutarlar. Kovanda binlerce arı larvası olmasına ve bu larvaların beslenme şekillerinin günlere göre değişiklik göstermesine rağmen hiç karışıklık çıkmaz. Larvaların hangisinin kaç günlük olduğu hangisinin ne ile besleneceği gibi detaylar işçi arılar tarafından hiç atlanmaz.

Bu son derece şaşırtıcıdır çünkü hücrelerde kraliçe arı tarafından farklı dönemlerde bırakılan ve farklı büyüklüklere sahip olan pek çok yumurta vardır. Ve yavru arılar özellikle larva döneminde kaç günlük olduklarına göre bir beslenme programına tabi tutulurlar. Buna rağmen dadı arılar larvaların beslenmesinde bir problem yaşamazlar.

Arı kovanındaki özel hazırlanmış peteklerde büyümeye devam eden larvaların yedinci günlerinde şaşırtıcı bir olay gerçekleşir. Larva yemek yemeyi keser ve bakıcı arılar larvanın bulunduğu hücrenin ağzını mumdan yapılmış hafif kubbeli bir kapak ile tamamen kapatırlar.4 Bu sırada larva da kendi ürettiği bir madde ile bulunduğu odanın içinde etrafına koza örerek kendini buraya adeta hapseder.5

Arı larvaları bu şekilde pupa evresine bir geçiş yaparlar. Pupa döneminin detaylarına geçmeden önce dikkatle incelenmesi gereken nokta koza örülen maddenin yapısıdır.

Arı larvalarının kafalarında bulunan çift taraflı ipek bezleri sayesinde ürettikleri bu maddenin özelliği; hava ile temasa geçmesinden kısa bir süre sonra sertleşmesidir. Diğer bir özelliği ise içerdiği "fibroin" isimli protein sebebiyle kuvvetli bir bakteri öldürücü ve enfeksiyon önleyici etkisi olmasıdır. Arılar üzerinde araştırma yapan bilim adamları bu canlıların ördükleri koza sayesinde larvaların mikroplardan korunduklarını tahmin etmektedirler.

Kozanın örülmesinde kullanılan ağ farklı kimyasal maddelerin belirli oranlarda karışımından oluşmaktadır.

1-Elastik bir protein olan "Fibroin" % 53.67. (Bu bileşik glikol (% 66.5) lösin (% 1.5) arjinin (% 1) tirozin (% 10)'den meydana gelir.)
2-Jelatin yapısında yine bir protein olan "Serizin" % 20.36. (Bu madde serin (% 29) alanin (% 46) ve lösin (% 25)'den meydana gelmiştir.)
3-Diğer proteinler % 24.43
4-Mum % 1.39
5-Yağ ve reçine % 0.10
6-Renk maddesi % 0.05 6

Arı larvalarının koza ördükleri bu ipeğin formülü her arıda aynı şekilde üretilir. Milyonlarca yıldır bütün arı larvaları son dönemlerinde ördükleri kozalarında yukarıdaki formüle sahip olan ipeği kullanır. Ayrıca arı larvaları bu karmaşık yapılı maddeyi her zaman değil sadece ihtiyaçları olan büyüme dönemlerinde üretmeye başlarlar. Bunlar göz önünde bulundurularak düşünülecek olursa akla pek çok soru gelecektir. Örneğin larvaların vücudundaki bu kimyasal madde nasıl ortaya çıkmıştır? Gözü kanadı beyni olmayan bir et parçasından farksız henüz dünyayı hiç görmemiş nasıl şartlarda bir yaşam süreceğini bilmeyen bir larva kendi başına karar verip böyle bir şey oluşturabilir mi? Örneğin kimyasal maddenin koruyucu formülünü larvanın kendisi mi bulmuştur? Üretimini larva kendi kendine mi başarmıştır? Bu kimyasal maddeyi larvanın vücuduna kim yerleştirmiştir?




Solda bakımı başka canlılar tarafından sağlanan arı larvalarının anatomik yapıları görülmektedir. Bir et parçası şeklindeki böyle bir canlının kendi kendine karar vermesi ve gelişmesi için gerekli kimyasal maddeleri üretmesi kuşkusuz imkansızdır.
Yavru arıların gelişim aşamaları


Elbette ki koza örmede kullanılan ipeğin oluşmasını; hareket bile etmeyen bakımı başka canlılar tarafından sağlanan göremeyen duyamayan sadece çok basit yaşamsal fonksiyonlara sahip olan larvanın kendisi sağlamış olamaz. Böyle bir şeyin iddia edilmesi elbette ki bilimsellikten ve akılcılıktan uzaklaşmak olacaktır. Çünkü bu iddia arı larvasının kimyasal madde oluşturabilecek bilgilere sahip olduğu matematiksel hesaplar yapabildiği gibi çıkarımların kabul edilmesi demektir. Bu ise bilimsel olmaktan çok hayali bir iddia olacaktır.

Yalnız burada vurgulanması gereken son derece önemli bir nokta vardır. Söz konusu canlı şuur sahibi bir canlı olsa da değişen bir şey yoktur. Çünkü hiçbir canlının kendi vücudunda var olmayan bir sistemi kendi kendine oluşturması söz konusu değildir. Örneğin insan doğadaki akıl sahibi yegane varlıktır. Ama buna rağmen bir insanın çok basit formüllü de olsa bir kimyasal madde üretimini sağlayacak sistemleri kendi vücudunda oluşturması mümkün değildir. Bu durumda akıl ve bilinç sahibi insanların yapamayacağı bir şeyi bir böceğin yapabileceğini iddia etmek de kesinlikle akla ve mantığa sığmayacak bir davranıştır.

"Larvanın koza üretiminde kullandığı ipek nasıl meydana gelmiştir?" sorusunun cevabını verebilmek için öncelikle ipeği oluşturan maddeleri tekrar hatırlayalım. Bunlardan biri olan fibroin; glikol lösin arjinin ve tirozin maddelerinin belirli oranlarda birleşmesiyle meydana gelen bir maddedir. İpeği oluşturan maddelerden başka biri olan serizin ise serin alanin ve lösin'in çok hassas yüzdelerde biraraya gelmesiyle oluşur. Arı larvalarının koza örerken kullandıkları ipeğin yapısındaki maddeler sadece bu kadar değildir. Bundan başka mum yağ ve reçine gibi maddeler de ipeğin yapısında bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi ipeğin oluşması için çok sayıda maddenin belirli oranlarla biraraya gelmesi gerekmektedir. Bir deney yapalım ve ipeği oluşturan maddelerden en basit yapılı olanını ele alarak bu maddenin kendi kendine oluşmasını bekleyelim. Ne kadar beklersek bekleyelim ne gibi işlemler yaparsak yapalım sonuç asla değişmeyecektir. Ve günlerce aylarca yıllarca hatta milyonlarca yıl boyunca beklense de değil bu maddelerden tek bir tanesi bu maddeleri oluşturan atomlardan tek bir tanesi bile tesadüfen oluşamayacaktır. Bu durumda koza örmede kullanılan ipeği oluşturan maddelerin her birinin tesadüfen ortaya çıktığını ve daha sonra yine tesadüfen biraraya gelerek ipek oluşturduklarını iddia etmekse tamamen akıl ve mantık ölçülerinden uzaklaşmak olacaktır.

İpeğin oluşumu bir arının yumurtadan çıkıp uçabilir hale gelmesi için gerekli olan pek çok mekanizmadan sadece bir tanesidir. Larvanın arıya dönüşebilmesi için bütün mekanizmaların aynı anda bir bütünlük içinde çalışması gereklidir. Herhangi bir eksiklik arının gelişememesine yani ölümüne neden olacaktır. Bu da arı neslinin zaman içinde yok olması demektir. Bu durumda varılan sonuç arıların evrimcilerin iddia ettikleri gibi zaman içinde kendiliklerinden ortaya çıkmadıkları bir anda tüm sistemleriyle birlikte var olduklarıdır. Bu da arıların bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarını bize gösterir. Bu Yaratıcı tüm evrene hükmeden üstün bir aklın sahibi olan Allah'tır.



__________________


şuursuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-02-2008, 05:00 PM   #6 (permalink)
Profesyonel

 
şuursuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 2.105
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 210
Rep Puanı: 1830
Rep Derecesi:
şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.
Standart Arıların bal petekleri niçin altıgendir?

Arıların bal petekleri niçin altıgendir?

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler. Her bir gözün derinliği 3 santimetre duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır.

Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı. Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir.

Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir. Aslında matematiğin geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri tohumların dizilişlerindeki spiraller mineral kristallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler sümüklü böceğin kabuğu örümcek ağları tüm bunlar görüntü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21 sol spirallerin ise 34 olması Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ 8 sol spiral oluşturması kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi; l l 2 3 5 8 13 21 34 55 89 144 233 377 610..................... Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ sol spiral sayıları bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144'den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 161803 olması 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci'nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu.

Zamanın heykeltraşlarının heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran Tanrısal Oran' olarak da anılmaya başlandı.



__________________


şuursuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-02-2008, 05:00 PM   #7 (permalink)
Profesyonel

 
şuursuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Feb 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 2.105
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 210
Rep Puanı: 1830
Rep Derecesi:
şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.şuursuz Mükemmel bir geleceğe sahip.
Standart

bunlar işine yarayacaktır yine de eksik bilgi olursa söylersen yardımcı olmaya çalışırım kolay gelsin



__________________


şuursuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-02-2008, 08:57 PM   #8 (permalink)
FeNeRbAhÇe

 
mehmetemre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2007
Yaş: 20
Mesajlar: 2.598
Bahsedildi: 1 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 554
Rep Puanı: 23387
Rep Derecesi:
mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.mehmetemre Çok ünlü.
Standart

Çok teşekkür ederim ....



__________________



Neşet Ertaş - Kesik Çayır (En sevdiğim şarkı )

SARI LACİVERT RENGİMİZ FENERBAHÇEM HERŞEMİZ HİÇ BİR ŞEYE DEĞİŞMEYİZ ÇÜNKÜ FENERBAHÇELİYİZ
mehmetemre isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16-03-2008, 07:04 PM   #9 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 1
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
acemi_şeytan Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

çok saolun ya ben de bunu arıyordum



acemi_şeytan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24-03-2008, 04:39 PM   #10 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Mar 2008
Yaş: 26
Mesajlar: 1
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
speddemons Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

ya arkadslar benım yarrın mat proje odevım var bulamıyorum hatta kutuphaneye bıle gıttım ordakıler dedıkı bunu hangı hoca verdı hayatta bulamassın ya ben ne yapıcam sımdı maf oldum yarın offfffffffffffffffffffffff



speddemons isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
arilar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 04:02 AM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0