Array
Geri git   GençMekan > EĞİTİM | ÖĞRETİM > Bilgi Kaynağı > Bilgi Merkezi


Gazel Ve Mersinenin Günümüz Türkçesi


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-10-2008, 12:33 AM   #1 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2008
Yaş: 21
Mesajlar: 4
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
hilmidemirhan Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart Gazel Ve Mersinenin Günümüz Türkçesi

arkadaşlar edebiyat kitabı syf 25 teki gazel ve mersiyenin günümüz türkçesi halini istiyorum yardımcı olursanız sewinirim şimdiden teşekkürler!!!!!


___----____
hilmidemirhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24-10-2008, 12:38 AM   #2 (permalink)
°•♥•°кαя∂єℓєи°•♥•°

 
~~Dilara~~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: νєиÜѕ:)
Yaş: 25
Mesajlar: 55.550
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 3118
Rep Puanı: 80472
Rep Derecesi:
~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.
Standart

16. yüzyıl Divan edebiyatının özellikle şiir alanında en parlak çağıdır. Her alanda pek çok değerlerin yetiştiği bu dönem Divan edebiyatının "altın çağı" sayılabilir.

Bu çağın şiirdeki en önemli temsilcileri Fuzuli ve Baki'dir.


Fuzuli
  • Duygularının coşkunluğu söyleyişindeki lirizm ve özgünlüğü yönüyle Divan şiirinin en büyük temsilcisi kabul edilir.
  • Fuzuli İstanbul'dan saltanat merkezinden uzakta yaşamıştır. Hayatı sıkıntılar ve zorluklar içinde geçen Fuzuli Kerbelâ'da türbedarlık yapmıştır.
  • İyi bir eğitim gören şair Arapça ve Farsçayı iyi bilir; hem Arapça hem de Farsça divanı vardır.
    Fuzuli şiirlerinde Azeri Türkçesini kullanmıştır ancak onun dili Osmanlı Türkçesine çok yakındır. Şiirlerinde kullandığı dil dönemine göre sadedir.
  • İyi eğitim alan şair ilme büyük değer verir; ilimsiz şiiri temelsiz duvara benzetir.
  • Fuzuli'nin şiirlerindeki değişmez temalar aşk ıstırap rintliktir. Onun şiirlerindeki aşk ilahi (platonik) aşktır. Bu aşk sevgiliye duyulan aşk değil Allah aşkıdır. Aşk yüzünden acı çeker fakat bu acıdan şikâyetçi değildir.
  • Fuzuli'nin bütün şiirlerinde tasavvuf düşüncesi hâkimdir. Onun şiirlerinde görünen anlamın dışında başka anlamlar da vardır.
  • Fuzuli Divan şiirinde gazel türünün en önemli birkaç şairinden biridir. Şairin başka türde de çok önemli eserleri vardır. Divanında yer alan "Su Kasidesi" adlı şiiri çok başarılı bir naat örneğidir.
  • "Leyla ve Mecnun" adlı mesnevisi mesnevi türü denildiğinde akla ilk gelen eserlerdendir. Eserde sevgiliye olan aşktan Allah aşkına geçiş konu edilir.
  • "Şikâyetname" Fuzuli'nin nesir alanında önemli bir eseridir. Kendisine vakıflar idaresi tarafından bağlanan maaşı alamayan şair memurlarla ilgili şikâyetini bir mektup halinde Nişancı Paşa'ya yazar. "Dedim... Dediler..." biçiminde devam eden mektup oldukça ilgi çekicidir.
  • Fuzuli'nin Türkçe divanından başka Arapça ve Farsça şiirlerinden oluşan divanları vardır.
  • Şiir ve düzyazı türünde sayısı on beşi aşan eseri olan sanatçının diğer eserlerinden bazıları şunlardır: Hadikatü's-Süeda (Kerbela olayı anlatılır.) Heft Cam Rind ü Zahid Sıhhat ü Maraz Sakiname

Leyla ve Mecnun mesnevisinden bir bölüm:
Dâstân-ı Leylâ vü Mecnûn
Ey neş'et-i hüsnü aşka te'sir kılan
Aşkıyle binâ-yı kevni ta'mir kılan

Leylî ser-i zülfünü girih-gir kılan
Mecnûn-ı hazin boynuna zencîr kılan

Tutsam taleb-i hakîkate rah-ı mecaz
Efsâne bahanesiyle arz etsem râz

Leylî sebebiyle vasfın etsem âğâz
Mecnûn dili ile etsem izhâr-ı niyaz

Lutf ile şeb-i ümmîdimi rûz eyle
İkbâlimi tevf ik ile f irûz eyle



Günümüz Türkçesiyle:
Leyla İle Mecnun Hikâyesi
Ey güzelliği meydana çıkınca aşka tesir eden; aşk ile kâinatın binasını mamur eden
Leyla'nın zülfünün ucunu kıvırıp kederli Mecnun'un boynuna zincir yapan Allah!
Gerçeği arzu ederek mecaz yolunu tutsam efsane bahanesiyle sırrımı açsam;
Leyla aracılığıyla senin vasfına başlayıp Mecnun dilinden yalvarsam n'olur?
Lütfedip ümit gecemi gündüz eyle! Talihimi uğurlu sözümü gönül yakıcı ve şiirimi Mecnun gibi ciğer yakıcı eyle!

Bir başka bölüm:
Sâkî-nâme
Sâkî meded et ki derd-mendem
Gam silsilesine pây-bendem

Gam derdine câm-ı mey devadır
Tedbîr-i gam eylemek revadır

Senden ne inayet olsa vâki
Fikr etme ki bende ola zayi

Ben bir sedefem sen ebr-i nisan
Ver katre vü al dürr-i gaitan

Sensin hurşîd ü ben siyeh hâk
Ver âteş ü al cevâhir-i pak

Rahm et ki garib ü derd-mendem
Bi-mûnts ü yâr u müstemendem


Günümüz Türkçesiyle:
Sâkî-nâme
Sâkî dertliyim meded eyle!
Ayağım gam zincirine bağlıdır.

Gam derdine şarap bardağı devadır.
Gama tedbir eylemek uygundur.

Senden yardım olsa
Bende yok olur diye düşünme!

Ben bir sedefim sen nisan yağmurusun;
Bir damla ver bir yuvarlak inci al!

Sen güneşsin ben kara toprağım;
Ateş ver tertemiz cevherler al!

Merhamet eyle garip ve dertliyim;
Ahbabım dostum yok bir zavallıyım.


Şikâyetnamemden bir bölüm:

... Huzûrlarına gitdüm. Bir cem' gördüm hîkâyetleri perişan ne safâdan anda eser ü ne sıdkdan anda nişan var.

Selâm verdüm rüşvet değüldür deyû almadılar. Hükm gösterdüm fâidesüzdür deyû mültefit olmadılar. Eğerçi zahirde sûret-i itaat gösterdiler amma zebân-ı hâl ile cem-i suâlüme cevab verdiler.
Dedüm: Yâ eyyühe'l-ashâb bu ne fi'l-i hatâ ve çin-i ebrudur?
Dediler: Muttasıl âdetimüz budur.
Dedüm: Benüm riâyetüm vâcib görmüşler ve bana berât-ı tekaaüd vermişler ki Evkâfdan hemişe behre-mend olam ve Pâdişâha ferâğ-ı bâl ile duâ kılam.
Dediler: Ey miskin senün mezâlimü'ne girmişler ve sana sermâye-i tereddüd vermişler ki müdâm bî-fâide cidal edesün ve nâ-mubârek yüzler görüb nâ-mülâyim sözler işidesün.
Dedüm: Berâtımun mazmûnı ne içün suret bulmaz?
Dediler: Zevâiddür husûli mümkin olmaz.
Dedüm: Böyle Evkaf zevâidsüz olur mı?
Dediler: Zarûriyyât-ı Astâneden ziyâde kalursa bizden kalur mı?
Dedüm: Vakıf mâlin ziyâde tasarruf etmek vebâldür.
Dediler: Akçemüzle satun almışuz bize helâldür.
Dedüm: Hisâb alsalar bu sülûkinüzün fesadı bulunur.
Dediler: Bu hisâb kıyâmetde alınur.
Dedüm: Dünyâda dahi hisâb olur haberin işitmişüz.
Dediler: Andan dahi bâkimüzyokdur kâtibleri razı etmişüz.
Gördüm ki suâlime cevâbdan gayrı nesne vermezler ve bu berat ile hâcetüm reva görmezler nâçâr terk-i mücâdele kıldum ve me'yûs ü mahrum gûşe-i uzletime çekildüm.
Fuzuli'den bir gazel:
GAZEL

Olsaydı bendeki gam Ferhâd-ı mübtelâda
Bir âh ile verirdi bin Bîstûnu bâda

Verseydi âh-ı Mecnun feryadımın sadâsın
Kuş mu karar ederdi başındaki yuvada

Ferhâd'a zevk-i suret Mecnun'a seyr-i sahra
Bir rahat içre herkes ancak benim belâda

Eşk-i revânıma el cem' oldu var ümmîdim
Kim ol vara vara cem'iyyetim ziyâde

Gen gamzen içmek ister kanımı gâhi çeşmin
Korkum budur ki nâgeh kanlar ola arada

Serverlik ister isen üftâdelik şiar et
Kim düşmeden ayağ çıkmadı başa bade

Ger görmemek dilersen resm-i cefâ
Fuzûli Olma vefaya tâlib dünya-yi bi-vefâda

Sözcükler:
mübtelâ: düşkün tutkun
bîstûn bîsütûn: âşık Ferhat'ın sevgilisi Şirin'in emriyle Kermanşah civarında deldiği dal
bâd: yel rüzgâr
karar etmek: durmak
zevk-i suret: görünüşün zevki
seyr-i sahra: çölün seyri
içre: içinde
eşk-i revan: akan gözyaşı
cem' oldu: toplama toplanma
geh gahi: kâh
nâgeh: ansızın
serverlik: başkanlık
üftâde: düşkünlük biçarelik
şiar etmek: göstermek
ayağ: kadeh bardağı
ger: eğer

Günümüz Türkçesiyle:

Bendeki gam aşk müptelası olan Ferhat'ta olsaydı o bir ah ile Bistun Dağı'nı yele verirdi yok ederdi.

Mecnun'un ahi benim feryadım gibi olsaydı onun başındaki yuvada kuş mu dururdu?
Ferhat'a resim zevki Mecnun'a çöl manzarası yetiyor. Herkes rahatlık içinde aşk belasında olan bir tek benim.
Akan gözyaşımı seyretmek için el toplandı bu topluluğun gitgide artacağını umuyorum.
Kâh yan bakışın kâh gözün kanımı içmek ister. Ben ise bu kanların seninle benim arama girmesinden korkuyorum.
Başkanlık istersen düşkünlük göster çünkü bade bile Önce ayağa düşer yani kadehe konur sonra başa çıkar.
Eğer cefa görmemek istiyorsan Fuzuli bu vefasız dünyada vefaya talip olma.

Su Kasidesinden bir bölüm:

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmış gözümden günbed-i devvâre su

Zevk-ı fîğundan aceb yon olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürur ilen bırağur rahneler divâre su

Vehm ilen söyler dil-i mecruh peykânun sözin
İhtiyat ilen içer her kimde olsa yare su

Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâre su

Ânzun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n'ola
Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâre su

Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
Hayrdur virmek karanu gicede bîmâre su

Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser talibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâre su

Ravza-i kuyuna her dem durmayup eyler güzâr
Âşık olmış galiba ol serv-i hoş-reftâre su

Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
Çün rakîbümdür dahi ol kûya koyman vare su

Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâre su

Serv ser-keşlük kılur kumrî niyazından meğer
Dâmenin duta ayağına düşe yalvare su

İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile
Gül budağınun mizacına gire kurtare su

Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i aleme
İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr'e su


Günümüz Tiirkçesiyle:
Ey göz! Gönlümdeki ateşlere gözyaşından su saçma böyle tutuşan ateşlere su fayda etmez.
Dönen kubbenin (gökyüzünün) rengi mi su rengindedir yoksa gözümden akan su mu dönen kubbeyi kaplamıştır?
Kılıcının (yani kılıç gibi keskin bakışının) zevkiyle gönlüm parça parça olursa şaşmamalı; su geçe geçe duvarda yarıklar bırakır.
Yaralı gönül senin ok temreninin (yani ok temrenine benzeyen kirpiklerinin) sözünü korkarak söyler yarası olan kimse suyu ihtiyatla içer. (Okun temreninin çeliğinde su olduğu için yaralı gönül ok temrenine benzeyen kirpiklerini korkarak anar çünkü yaralı kimseye su vermek doğru değildir.)
Bahçıvan gül bahçesini suya vererek boşuna zahmet çekmesin bin gül bahçesine su verse senin yüzün gibi bir gül açılmaz.
Yanağını anarak kirpiklerim ıslansa ne olur? Gül isteğiyle dikene verilen su kaybolmuş sayılmaz.
Gam gününde hasta gönülden kılıcını (yani kılıç gibi keskin bakışını) esirgeme karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı iştir. (Senin kılıcının çeliğinin suyu ile susuzluğumu gidermek istiyorum onun için gam gününde benden kılıca benzeyen bakışını esirgeme.)
Ben senin dudağını özlüyorum sofular ise Kevser (cennetteki bir su) istiyorlar nasıl ki sarhoşa şarap ayık kimseye de su içmek hoş gelir.
Su sevgilinin köyünün bahçesine doğru durmadan gidiyor galiba o güzel yürüyüşlü serviye (yani servi boylu güzele) âşık olmuş.
Toprak olup suyun yolunu o köyden tutsam gerek çünkü su rakibimdir o köye varmasına izin vermem.
Dostlar! Onun elini öpmek arzusuyla ölürsem toprağımdan testi yapın onunla sevgiliye su sunun.
Servi kumrunun yalvarmasına karşı dikbaşlılık ediyor; su eteğini tutsun ayağına düşsün yalvarsın.
Gül budağı bülbülün kanını bir hile ile içmek ister (yani gül budağı güle renk vermek için bülbülün kanını bir hile ile içmek ister) su gül budağının damarına girip bülbülü kurtarsın.
Su Ahmed-i muhtarın (Peygamberin) yoluna uyarak temiz tabiatını insanlara apaydın göstermiş.
"Su Kasidesi" Fuzuli'nin Hz. Muhammed'i övmek için yazdığı naat türünde bir şiiridir.


Baki

  • 16. yüzyılın öteki büyük şairi Baki'dir. "Sultanü'ş-Şuara" (şairler sultanı) olarak tanınan Baki çok iyi eğitim görmüş bunun sonucunda değişik medreselerde müderrislik yapmış; kadılık kazaskerlik görevlerinde bulunmuştur. Osmanlı Devleti'nin en ihtişamlı döneminde İstanbul'da yaşayan şair şiirlerinde devrinin zenginliğini görkemini yansıtmıştır.
  • İlmiye sınıfından olan Baki bu sınıfın en üst makamı olan şeyhülislamlığı çok istemiş fakat bu isteğine ulaşamamıştır.
  • Şiirlerini Osmanlı Türkçesi ile yazan Baki'nin dili çağına göre sadedir. Yer yer çok sade ve doğal bir Türkçe ile beyitler yazan şair şiirlerinde halk deyimlerine bolca yer vermiştir.
  • Baki dili kullanmakta oldukça başarılıdır. Şiirlerinde sözcük oyunlarına sözcüklerin birkaç anlam ifade etmesine özen gösterir. Söz sanatlarını kullanmada çok başarılıdır sanatsız beytinin olmadığı söylenir. Her beyti adeta bir kuyumcu titizliğiyle işlemiştir.
  • Divan edebiyatını Arap ve İran edebiyatı ile boy ölçüşecek düzeye getiren şairdir.
  • Baki tasavvufla hiç ilgilenmemiş; şiirlerinde tasavvufa yer vermemiştir. "Aşk tabiat devrinin zenginliği dünya zevki" şiirlerinde yer alan başlıca konulardır.
  • Baki Divan şiirinin gazel türündeki en önemli temsilcilerindendir.
  • Baki'nin şiir türündeki tek kitabı divanıdır. Şairin Kanuni'nin ölümü üzerine yazdığı "Kanuni Mersiyesi" mersiye türünün edebiyatımızdaki en önemli örneğidir.
  • Şairin dini konularla ilgili düzyazı türünde eserleri ve tercümeleri vardır.
Baki'den bir gazel:
GAZEL
Hoş geldi bana meygedenin âb u havası
Billâh güzel yerde yapılmış yıkılası

öitmez o menin "ra" gibi hançer kemerinden
Üftâdelerin öldürür âh işte burası (bu râ'sı)

Ziba yaraşır hil'at-ı nâz ol boyu serve
İki kolumu yapsam anâ bel dolaması

Dikkatler ile seyrederiz yâri ser-â-pâ
Sörmez mi idik biz de eğer olsa vefası

Dünya değer ol mâh-likâ diber-i garrâ
Yusuf'ta dâhi yoktur anın hüsn ü behâsı

Meddah olalı çeşm-i gazâlânına Bakî
Öğrendi gazel tarzını Rum'un şuarâsı

Sözcükler:
meygede: mey içilen yer meyhane
üftâde: düşkün olanlar
meh: ay gibi güzel
râ gibi: Arap alfabesindeki ra harfi gibi
ziba: güzel süslü
hil'at-ı nâz: naz giysisi
bel dolaması: kuşak
ser-â-pâ: baştan ayağa kadar
mâh-lika: ay yüzlü
dilber-i garrâ: parlak güzel
meddah: övücü öven
çeşm-i gazâlân: ceylan göz gözlü
Rum'un şuarası: Anadolu'nun şairleri

Günümüz Törkçesiyle:
Bu meyhanenin havası bana iyi hoş geldi. Vallahi yıkılası şey güzel yerde yapılmış.
("Yıkılası" Baki zamanında İstanbul'un en büyük ve ünlü meyhanelerinden birinin adıdır. Şair "yıkılası" derken hem bu isme işaret etmekte hem de sözcüğü "viran olası" anlamında kullanmaktadır. Böylece şair bir sözcüğü iki anlama gelecek biçimde kullanarak tevriye yapmaktadır.)
O ay yüzlü sevgilinin ra harfine benzeyen hançeri hep kemerindedir. Ona düşkün olanları öldüren de işte burasıdır bu ra'sıdır.
(Bu beyitte şair "r" harfini hançere benzetmiş "burası" sözcüğünü hem bildiğimiz anlamında hem de "bu ra'sı" yani bu ra harfi anlamında kullanmıştır. İkinci kullanımda "bu ra" hançerin yerini tutmaktadır. Böylece istiare sanatı yapılmıştır.)
O servi boylu sevgiliye naz giysisi ne güzel yakışır. Ben de ona iki kolumu sarıp kuşak yapsam.
(Bu beyitte "bel dolaması" sözü yere) söyleyişin örneğidir.)
Sevgiliyi baştan ayağa kadar dikkatle seyrederiz. Eğer vefası olsaydı görmez miydik?
O ay yüzlü parıltılı dilbere dünya bedeldir. Ondaki güzellik Yusuf'ta bile yoktur.
(Bu beyitte Yusuf Peygamberin güzelliği hatırlatılarak telmih yapılmıştır.)
Baki'nin o ceylan gözlü güzeli övmesi sayesinde Anadolu'daki şairler gazel tarzını nasıl gazel söylendiğini öğrendiler.
(Bu beyitte şairin kendisini övdüğü açıkça görülmektedir.)
Kanuni Mersiyesi'nden bir bölüm:
"Beşinci bent"
Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan
Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-tınabdan

Yollarda kaldı gözlerimiz gelmedi haber
Hâk-i cenâb-ı südde-i devletmeâbdan

Reng-i izan gitti yatar kendi huşk-leb
Şol gül gîbî ki ayrı düşüptür gül-abdan

Gâhî hicâb-ı ebre girer hüsrevâ felek
Yâd eyledikçe lutfunu terler hicâbdan

Yansın yakılsın âteş-i hicrinle âf tâb
Derdinle kara çullara girsin sehâbdan

Sözcükler:
şâh-ı âlem: dünyanın padişahı
hâb: uyku
kılmaz mı cilve: kendini göstermez mi
hayme-i gerdûn-tınâb: gökler gibi geniş ve yüce çadır
hâk-i cenâb-ı südde-i devletmeâb: o yüce devletlinin eşiğinin toprağı
reng-i izâr: yanağın rengi
huşk-leb: dudağı kurumuş
gül-âb: gülsuyu
gâhî: bazen
hicâb-ı ebr: bulutun perdesi
felek: gökyüzü
hüsrevâ: ey padişah
hicâb: utanma
âftâb: afitap güneş
hicr: ayrılık
sehâb: bulut karanlık

Günümüz Türkçesiyle:
Güneş doğdu dünyanın padişahı uykudan uyanmaz mı? Gökler gibi geniş çadırından çıkıp kendini göstermez mi?
O yüce devletlinin eşiğinin toprağından haber gelmedi gözlerimiz yollarda kaldı.
Yanağının rengi gitti kendi dudağı kurumuş halde adeta gülsuyundan ayrı düşmüş gül gibi yatıyor.
Ey padişah gökyüzü bazen buluttan perdelerin arkasma saklanır ve senin lutfunu hatırladıkça utancından terler.
Güneş senin ayrılığının ateşiyle yansın yıkılsın. Derdinle bulutlardan oluşan kara çullara girsin.
NESİR (DÜZYAZI)
16. yüzyılda nesir türünde de önemli eserler vardır:

Bâbür Şah Çağatay edebiyatının Ali Şir Nevaî'den sonra en ünlü şairidir. Bâbür Şah Hindistan'da bir Türk devleti kurmuştur. Bâbürname adlı eseri anı (hatıra) ve gezi (seyahat) yazılarından oluşur. Yazar kendi hayatını da objektif biçimde anlatır.

Fuzuli'nin Şikâyetname'si bu yüzyılda nesir türünde önemli bir mektuptur.

16. yüzyılda şuara tezkireleri vardır:

Sehi Bey Osmanlı sahasında ilk tezkire yazan kişidir. 14. ve 15. yüzyılda yaşayan şairleri anlatan yazar tezkiresine Heşt Behişt (sekiz cennet) adını vermiştir.

Latifi'nin Tezkire-i Latifi adlı eseri alfabetik sıraya göre düzenlenmiş antoloji özelliği de taşıyan bir şairler tezkire-sidir.

Âşık Çelebi bu yüzyılın en başarılı tezkiresini yazmıştır. Meşairü'ş-Şuara adını verdiği tezkiresinde yakından tanıdığı şairlerle ilgili değerlendirmeleri vardır.

Hasan Çelebi bu yüzyıldaki bir başka tezkire yazarıdır.

Şeydi Ali Reis'in gezi yazısı türünde "Miratü'f-Memalik" (ülkelerin aynası) adlı eseri vardır.

15. yüzyılda Aydınlı Visali Arapça Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü Osmanlıcaya karşı arı Türkçe ile şiirler yazmıştır. 16. yüzyılda "Türki-i basit" (basit Türkçe) olarak adlandırılan akımın temsilcileri Tatavlalı Mahremi ve Edirneli Nazmi'dir.


Umarım işine yarar.




__________________


Uykum Gibi Gelsene...!




Kardelen' immmm

~~Dilara~~ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-10-2008, 02:20 PM   #3 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2008
Yaş: 21
Mesajlar: 4
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
hilmidemirhan Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

çok teşekkür ederim yha saoll yaradı tabe yaramasa bile el emeği saol yinede saygım sonsuzzzzz!!!!



hilmidemirhan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-10-2008, 02:28 PM   #4 (permalink)
°•Mülteci Uçurtma•°

 
BaRaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jan 2008
Bulunduğu yer: ッ
Yaş: 27
Mesajlar: 9.050
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 1318
Rep Puanı: 63152
Rep Derecesi:
BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.BaRaN Çok ünlü.
Standart

Alıntı:
hilmidemirhan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
çok teşekkür ederim yha saoll yaradı tabe yaramasa bile el emeği saol yinede saygım sonsuzzzzz!!!!
Okadar edebiyat okuyorsun bari Türkçe'yi biraz daha özenli kullan!!



__________________
"hiç tanımaz tenim ellerini;
bilmez yüreğim bilmez yüreğini....
ah bu koku
bu ten
bu dokunuş;
ah bu delilik sarsar bedenimi...."


BaRaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
gazel, gazel ve mersine, gunumuz, gunumuz turkcesi, mersinenin, osmanlica turkce lugat, turkcesi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 07:15 PM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0