Array
Geri git   GençMekan > EĞİTİM | ÖĞRETİM > Bilgi Kaynağı > Bilgi Merkezi


Anlatmaya Baglı Edebi Metinleri İnceleme Yontemi


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-03-2009, 11:32 AM   #1 (permalink)
Çaylak
 
jetkiller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: İst/Eyüp
Mesajlar: 30
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
jetkiller Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Mesaj Anlatmaya Baglı Edebi Metinleri İnceleme Yontemi

Merhaba.Arkadaslar Resat Nuri GünTekin in Calıkusu adlı kitabinda
metin ve zihniyet
metin ve gelenek
tema
dil ve anlatım
olay orgusu
metin ve yazar
anlama ve yorumlama...Kısacası Anlatmaya Baglı Edebi Metinleri İnceleme Yontemi unsurlarını bulmam lazım elinde az da olsa hazır olan varmı

şimdididen teşekkurler



___----____
jetkiller isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-03-2009, 08:17 PM   #2 (permalink)
Çaylak
 
jetkiller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: İst/Eyüp
Mesajlar: 30
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
jetkiller Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

bilen yokmu hiç



jetkiller isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-03-2009, 10:55 PM   #3 (permalink)
Profesyonel

 
» HiLaL » - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: υçυяυм кєηαяı..
Mesajlar: 3.833
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 436
Rep Puanı: 13264
Rep Derecesi:
» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.» HiLaL » Çok ünlü.
Standart


Anafikri:Bence bu kitabı okuduktan sonra şöyle bir yargıya ulaşabiliriz: “Bazı olaylardan kaçmakla onlardan kurtulamayız.”
Yer: Hikaye özellikle İstanbul Tekirdağ İzmir ve ismi verilmeyen birkaç Anadolu köyünde geçiyor.
Zaman: Romanda tarihten bahsedilmemiş.
Kişilerin Ruhi ve Fiziksel Portresi: Hikayenin ana kahramanları şunlardır:
Feride: Ela gözlü çok kişinin hayran olduğu güzellikte yaramaz bir genç kız.
Kâmran: Sarışın kıvırcık saçlı mavi gözlü nazik ve kibar bir genç.
Doktor Hayrullah: Mavi gözlü şirin bir çehreye sahip iriyapılı iyi kalpli ihtiyar bir askeri doktor.
Munise: Sarışın sütbeyaz tenli bir köy çocuğu.
Müjgan: Feride ve Kamran’ın çok yakın dostu ve aynı zamanda teyze kızı

Y A P I
Çalıkuşu romanı dış yapı itibarıyla beş kısımdan meydana gelmiştir. İlk dört kısım Feride’nin hatıra defteridir. Feride’nin iki buçuk yaşından itibaren anlatmaya başladığı hatıraları yirmi beş yaşında Kâmran’a kavuştuğu ana kadar devam eder. Beşinci kısımda ise Feride ile Kâmran’ın kavuşmaları anlatılır.

Çalıkuşu romanında bölümlere göre anlatılan olaylar şu şekildedir:

“Birinci Kısım”da Feride’nin iki buçuk yaşından başlayıp köşkten ayrılışına kadar yaşanan olaylar anlatılır: Musul’da geçirdiği günler annesinin hastalığı annesinin ölümünden sonra İstanbul’a büyükannesinin yanına gelmesi Dam dö Sion mektebine yazılması okulda yaptığı haylazlıklar “Çalıkuşu” adının konması tatil günlerinde teyzelerinde kalması dul ve güzel bir kadın olan Neriman’ı kıskanması Kâmran’a âşık olması Kâmran ile nişanlanması Kâmran’ın Avrupa’ya gitmesi dört yıl sonra okulu bitirince düğün hazırlıklarının başlaması düğüne üç gün kala köşke gelen siyah çarşaflı bir kadından Kâmran’ın Avrupa’da iken Münevver adında bir kadınla ilişki yaşadığını söylemesi Feride’nin köşkü terk etmesi.

“İkinci Kısım”da Feride’nin köşkten ayrılışından Ç... Rüştiyesine tayin edilişine kadarki dönemde yaşanan olaylar anlatılır: Köşkten ayrıldığı gece sütninesinin yanına gitmesi tayin işlemleri tamamlanıncaya kadar Gülmisal Kalfa’nın yanında kalması B... vilâyetine Coğrafya ve Resim öğretmeni olarak tayin edilmesi Zeyniler’e atanması Munise’yi evlatlık alması okulun kapatılması B...’de Darülmuallimat’ta vekil öğretmen olarak Fransızca derslerine girmesi Feride’ye “İpekböceği” adının takılması musiki hocası Şeyh Yusuf Efendi’nin Feride’ye âşık olması çıkan dedikodular üzerine Feride’nin tayin istemesi Ç... Rüştiyesine tayin edilmesi.

“Üçüncü Kısım”da Feride’nin Ç...’ye tayin oluşundan ayrılışına kadarki dönemde yaşanan olaylar anlatılır: Ç...’nin erkekleri tarafından Feride’ye “Gülbeşeker” adının takılması Yüzbaşı İhsan’ın sütannesi aracılığıyla Feride’ye evlilik teklifinde bulunması bitişik komşusu olan Hafız Kurban Efendi’nin karısını gönderip Feride’yi kendine istetmesi yaşlı bir çapkın olan Binbaşı Burhanettin Bey’in bağ evinde Feride’ye komplo kurması çıkan dedikodular üzerine okul müdiresinin Feride’yi İzmir’e göndermesi.

“Dördüncü Kısım”da Feride’nin İzmir ve Kuşadası’nda yaşadığı dönemde geçen olaylar anlatılır: Feride’nin İzmir’de üç ay boyunca tayin yaptıramaması zengin bir adam olan ve kendisine “Fındıkkurdu” diye lâf atan Reşit Bey’in kızlarına Fransızca dersi vermesi Reşit Bey’in büyük oğlu Cemil Bey’in kendisini sıkıştırması Reşit Bey’in kalfası aracılığıyla kendisine evlilik teklifinde bulunması Kuşadası’na tayin edilmesi Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması nedeniyle okulun hastane olarak kullanılması burada ikinci kez Hayrullah Bey’le karşılaşması Munise’nin ölmesi Feride’nin Hayrullah Bey’in evinde kalmaya başlaması çıkan dedikodular üzerine Feride’nin öğretmenlikten istifa etmesi babası yerine koyduğu Hayrullah Bey’le kâğıt üzerinde evlenmesi.

“Beşinci Kısım”da ise Feride’nin Tekirdağ’a teyzesinin yanına gelmesi ve Kâmran’a kavuşması anlatılır: Feride’nin beş yıllık bir ayrılıktan sonra Tekirdağ’a gelmesi Feride ile Kâmran’ın karşılaşması Feride’nin yeniden eski haylazlıklarına başlaması Feride’nin köşkten ayrılmadan bir gece önce Müjgân’a tüm gerçekleri anlatması Hayrullah Bey’in Kâmran’a verilmek üzere vasiyet ettiği zarfı Müjgân’a vermesi Müjgân’ın aynı gece Kâmran’la birlikte Hayrullah Bey’in vasiyeti olan zarfı açmaları mektubu ve Feride’nin hatıra defterini sabaha dek okumaları sabahleyin erkenden Aziz Bey’le Kâmran’ın nikâh kıydırmak için gizlice dışarı gitmeleri Feride’nin hatıra defterinden birkaç bölüm okuyan Kadı Efendi’nin Feride ile Kâmran’ın nikâhını kıyması Kâmran’ın bir daha bırakmamak üzere Feride’ye sımsıkı sarılması.

Çalıkuşu romanı toplam 404 sayfalık metinden oluşur. Beş kısımdan oluşan romanın sayfa numaraları şu şekildedir: Birinci Kısım s. 5-108; İkinci Kısım s. 109-262; Üçüncü Kısım s. 263-301; Dördüncü Kısım s. 302-362; Beşinci Kısım s. 363-408.


K O N U
Çalıkuşu romanında genç ve güzel bir kız olan Feride’nin -kalbi yaralı ve kanadı kırık bir Çalıkuşu’nun- çocukluk döneminde yaptığı yaramazlıklar ilk gençlik döneminde teyzesinin oğlu Kâmran’ı kıskanması yaşadığı bu duyguların aşk olduğunu anlaması sevdiği bu insanla nişanlanması düğünden üç gün önce nişanlısının başka bir kadınla ilişkisi olduğunu öğrenmesi bunun üzerine yaşadığı köşkü ve İstanbul’u terk etmesi genç bir öğretmen olarak Anadolu’nun ücra köşelerine gitmesi buralarda yaşadığı maddî ve manevî sıkıntılar beş-altı yıl süren Anadolu macerasından sonra Tekirdağ’a dönmesi sevdiği ve asla unutamadığı Kâmran’a kavuşması anlatılır.

Bu roman hem ferdî hem de sosyal bir içeriğe sahiptir. Bir yandan Feride ile Kâmran arasındaki aşkı okurken diğer yandan Anadolu coğrafyasını ve bu topraklarda yaşayan insanların sefaletini yoksulluğunu cehaletini görürüz. Ayrıca yazar eğitimci olmanın verdiği tecrübeyle o dönem Türkiye’sinde eğitim-öğretim kurumlarındaki aksaklıkları yetersizlikleri bürokrasiyle ilgili çarpıklıkları da tüm çıplaklığıyla aktarır.

a) F e r d î T e m a l a r

Çalıkuşu romanının en önemli teması Feride ile Kâmran arasında yaşanan “aşk”tır. Romanın baş kahramanı olan Feride uzun süre açıkça itiraf etmeyip Kâmran karşısında hırçınlaşıp ondan nefret ettiğini söylese de gerek öğrenciliğinin son yıllarında gerekse Anadolu’da yaşadığı yıllar boyunca Kâmran’ı hep sevmiştir. Teyzesinin köşkünden ayrıldıktan sonra karşısına pek çok erkek çıkmış olmasına rağmen hiçbirine Kâmran’a karşı hissettiği duygularla yaklaşmaz. Feride’nin onca yıl sevdiğinden ayrı kalmasının arkasında daha çok sevilmek sevmeyi ve kendini sevdirmeyi yeterince bilmemek vardır. Daha da önemlisi gururu ile aşkı arasında bir çatışma yaşayan Feride yıllarca gururunun aşkına galip gelmesinin acısını yaşar. Anadolu’da bulunduğu yıllar ona sevmeyi kendini sevdirmeyi öğretmiş; yüreğinde hep kanayan bir yara olan aşkı ve yaşadığı olaylar onu olgunlaştırmıştır. Hatıra defterinin son sayfalarında Feride yıllarca kendisinden bile saklamaya çalıştığı aşkını itiraf eder. “Evet niçin yalan söyleyeyim? Bütün nefretlerime isyanlarıma bütün o geçmiş şeylere rağmen ben yine bir parça senindim.” (s.330) “Bu son ayrılık saatinde niçin hakikati saklamalı? Bu okumayacağım defteri ben senin için yazdım Kâmran. Evet ne söyledim ne yazdımsa hep senin içindi. Yanlış çok yanlış bir iş tuttuğumu bugün artık itiraf edeceğim. Ben her şeye rağmen seninle mesut olabilirdim. Evet her şeye rağmen seviliyordum sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kâfî gelmedi. İstedim ki çok pek çok sevileyim kendi sevdiğim kadar değilse bile -çünkü buna imkân yok- ona yakın sevileyim. Bu kadar sevilmeye benim hakkım var mıydı? Zannetmem Kâmran. Ben küçük cahil bir kızdım. Sevmenin kendini sevdirmenin de bir yolu var değil mi Kâmran? Hâlbuki ben bunları hiç hiç bilmiyordum.” (...) “Kâmran ben seni sevmesini senden ayrıldıktan sonra öğrendim. Hatta yaptığım tecrübelerle başkalarını sevmekle sanma sakın. Gönlümün içindeki derin hazin ümitsiz hayalini sevmekle. (s.361)

Romanda “sevgi” teması da geniş olarak işlenmiştir. Feride teyzelerini çok sever. Çok haylaz bir kız olmasına rağmen teyzeleri ona karşı her zaman sevgiyle yaklaşmışlardır. Feride teyzesinin kızı Müjgân’ı da bir abla gibi sever her şeyini onunla paylaşır. Köşkten ayrıldıktan sonra otelde kalırken Hacı Kalfa Feride’yle yakından ilgilenir. Feride Zeyniler köyünde küçük bir kız olan Munise’yi evlatlık alır. Onu kendi kızıymış gibi sever onunla ilgilenir. Askerî doktor olan Hayrullah Bey de daha ilk görüşte Feride’yi sever. Feride ile Hayrullah Bey arasında “baba-kız” sevgisi vardır. Feride genel anlamda çevresindeki insanları çabucak sever onların yardımına koşar. “Ne arsız gönlüm var benim. Etrafımdaki insanları ne kadar çabuk seviyorum.” (s.217) “Dünyada bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor.” (s.192)

Romanda sevgi teması çoğu zaman “merhamet” “acıma” “şefkat” duygularını da beraberinde getirir. Feride soğuk bir kış gecesinde kapısına donmuş bir hâlde gelen Munise’ye çok acır onu bir anne şefkatiyle kucaklar. Doktor Hayrullah Bey kanadı kırık gönlü yaralı Çalıkuşu’nu Anadolu’nun ücra bir köşesinde görünce ona acır. Onun mutlu olması için elinden geleni yapar. Feride’yi kızı yerine koyar baba şefkatiyle sever. Ölmeden önce de Feride’ye akrabalarıyla barışmasını onlarla beraber yaşamasını vasiyet eder.

Romanın hüzünlü bir havaya bürünüp romantik bir özellik kazanmasında “ölüm” ve “ayrılık” temalarının etkisi büyüktür. Kader âdeta Feride’yi yalnız bırakmak için onun sevdiklerini teker teker elinden alır. Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Feride evlenme arefesinde çok sevdiği nişanlısı Kâmran’dan ayrılır. Daha sonra Munise ile yeniden hayat bulan Feride onu da kaybeder. Son olarak da babası yerine koyduğu adamı Hayrullah Bey’i kaybeder. “Hangi ümide sarılsam elimde kalıyor neyi seversem ölüyor. İşte üç sene evvel bir sonbahar akşamıyla beraber ölen genç kızlık rüyalarım kendi küçüklerim sonra Munise onun arkasından belki kalbimin öksüzlüğünü avuturlar diye ümit ettiğim talebelerim. Yavrularını tehlikede gören bir ana kuş hırçınlığıyla üstlerine titrediğim bu şeyler sonbahar yaprakları gibi birer birer sararıyor dökülüyor. Daha yirmi üç yaşıma girmedim; yüzümden vücudumdan çocukluğun izleri silinmedi; hâlbuki gönlüm baştan başa bütün sevdiklerimin ölüleriyle dolu.” (s.354)

Romanda Feride ekseninde kendini gösteren bir diğer önemli tema ise “gurur”dur. Çalıkuşu romanının en önemli kişisi olan Feride Cumhuriyet Türkiye’sinde esas olacak yeni bir kız tipidir. Feride çocukluğundan beri kendini ezdirmeyen haklarını savunabilen insanlarla kolaylıkla diyalog kurabilen kültürlü dışa dönük bir kızdır. Kâmran’ın ihanetini sineye çekip oturmaz veya tevekkülle karşılamaz. Onun Kâmran’ı terk edip Anadolu’nun en ücra köşelerine hiç çekinmeden gidişinin ve oralarda yıllarca bütün gücüyle mücadele edişinin arkasında aşkıyla olan çatışmada üstün gelen gururu vardır.

Romanda işlenen temalardan biri de “ihanet”tir. Çalıkuşu’nun İstanbul’u terk edip Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez bölgelerine gitmesinin ve yıllarca geri dönmemesinin sebebi Kâmran’ın ihanetidir. Feride nişanlılığının ilk günlerinde Kâmran’a karşı çok soğuk davranır. Kâmran’ın Avrupa seyahati gündeme geldiğinde ise Kâmran nişanlısından kendisine “kal” demesini ister. Fakat Feride bu yolculuğa karşı çıkmaz. Kâmran böyle bir boşlukta iken İsviçre’de Münevver adında bir kadınla ilişki yaşar. Bu ilişkiden Feride’ye bahsetmez. Kâmran bu yanlış davranışla Feride’nin yıllarca acı çekmesine sebep olmuştur.

Feride’nin nişanlanmadan önceki dönemlerinde “kıskançlık” teması göze çarpar. Feride köşke gelen misafirler arasında Neriman adında dul bir kadının Kâmran’a ilgi göstermesine dayanamaz. Güzel ve çekici bir kadın olduğu için onu kıskanır. Bir gece de onları ağacın altında öpüşürken yakalar. Feride’nin okul yaşamı boyunca Kâmran’a karşı soğuk davranışlar sergilemesinde bu kadına karşı duyulan kıskançlığın etkisi büyüktür. Daha sonra ise hiç görmediği Münevver’i kıskanır onun kendisinden daha güzel olduğunu daha şirin lâflar ettiğini düşünür.

Feride’nin köşkü terk ettikten sonraki yaşamına baktığımızda “güzellik/çekicilik” temasının ön plâna çıktığını görürüz. Feride doğuştan gelen bir yüz güzelliğine sahiptir. Yüzünün doğal hâli sanki makyaj yapılmış boya sürülmüş gibidir. Feride’nin bu güzelliği ve çekiciliği gittiği her yerde başına belâ olur. Feride’nin albenisine kapılıp güzelliği karşısında büyülenen erkekler ona “İpekböceği” “Gülbeşeker” “Fındıkkurdu” gibi adlar takarlar. Pek çok kişiden evlenme teklifi alır. Kendisiyle ilgili çıkan dedikodular yüzünden gittiği yerlerde uzun süre kalamaz başka şehirlere sürekli tayin istemek zorunda kalır.

Feride köşkten ayrıldıktan sonra yaklaşık beş yıl sevdiklerinden ayrı kalır. Bu duruma zaman zaman isyan eden Feride “gurbet” ve “yalnızlık” duygularından bir türlü kurtulamaz. “Ufukta akşamın uçuk mavi seması içinde ince ince tüten dumanlara benzeyen karşı dağları seyretmeye başladım. / Çalıkuşu bu dağlardan yine gurbet kokusu almaya başlıyordu. Gurbet kokusu! Bu kokuyu bütün ruhuyla koklamayanlar için ne manasız bir söz! Hayalimde yollar gittikçe incelip mahzunlaşan bitip tükenmez gurbet yolları uzanıyor kulağımda Çeçen arabalarının o ince yanık sesli çıngırakları ağlıyordu. / Ne vakte kadar yarabbi ne vakte kadar? Ne için? Hangi emele yetişmek için?” (s.286-287)

b) S o s y a l T e m a l a r

Çalıkuşu romanını basit bir aşk romanı olmaktan kurtaran geleneksel aşk hikâyelerimizden farklı kılan tarafı onun aynı zamanda sosyal bir içeriğe de sahip olmasıdır. Romanın sosyal yönünü ifade edebilecek en geniş kelime “Anadolu”dur. Kelimenin anlam dünyası içinde hem coğrafya hem bu coğrafyada yaşayan insanlar hem de bu insanların sorunları vardır.

Romanda Anadoluya ve onun insanlarına baktığımızda “yoksulluk” “cehalet” “yaşama sevincinden yoksunluk” gibi temalarla karşılaşırız. İstanbul’da iken “köy” deyince Feride’nin hayalinde yeşillikler arasında eski Boğaziçi yalılarındaki güvercinliklere benzeyen sevimli şen manzaralı kulubeler gelir. Hâlbuki gerçek hiç de öyle değildir. Özellikle Zeyniler köyü Anadolu gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Yazarın Zeyniler köyünü tasvir ederken kullandığı “tek tük kulubeler” “tahta evler” “çökmeye yüz tutmuş simsiyah viraneler” “yer yer dumanları tüten bir yangın harabesi” gibi ifadeler köyün dış görünüşünü tasvir eder. Öğrenciler de acınacak durumdadır. “Zavallıların kıyafetleri öyle sefil ve perişandı ki hemen hiçbirisinde çorap potin yoktu. Başları eski püskü bez parçalarıyla sımsıkı kundaklanmış çıplak ayaklarındaki nalınları şakırdata şakırdata dershanenin kapısına kadar geliyorlar orada nalınlarını çıkartarak yan yana diziliyorlardı.” (s.171) Zeyniler’de insanların yüzleri hiç gülmez sanki hepsi hayata küsmüştür. Çocuklar sürekli “ölüm teneşir zebani kabir” gibi korkunç kelimelerle dolu ilahiler söylerler.

Kendisi de bir eğitimci olan yazar bilinçli olarak Feride’yi öğretmen kimliğine büründürür ve “eğitim-öğretim” konusunu da pek çok yönüyle dikkatlere sunar. Romanda geleneksel eğitim-öğretim anlayışıyla yeni eğitim-öğretim yöntemleri arasında çatışma yaşanır. Zeyniler köyünde Hatice Hanım öğretmenlik mesleğini yapacak yeterliliğe sahip değildir çocuklara dayak atar ölüm duygusunu aşılar ders esnasında yere oturtur okumaları yüksek sesle yaptırır yaşı büyük kızların okumalarına karşı çıkar. Buna karşılık yeni eğitim sistemiyle yetişmiş olan Feride Hatice Hanım’ın yöntemlerini değiştirir. Çocukları sıralara oturtur gürültüyü önler yaşı büyük kızları da okutur ölüm düşüncesi yerine yaşama sevinci aşılar.

Eğitim-öğretimle ilgili bir diğer eleştirilen konu da öğretmen maaşının azlığıdır. Feride Anadolu’da öğretmen olarak geçirdiği süre zarfında annesinden kalan değerli eşyaları satarak ayakta kalmış bunlar bitince çok sıkıntı çekmiş aç kalmıştır. “Ben muallimliği açlıktan ölmemek için kabul etmiştim. Hesabım doğru çıkmadı. Bu meslek bir gün açlıktan öldürebilir.” (s.315)

Reşat Nuri Güntekin “bürokrasideki çarpıklıklar” konusuna da geniş bir şekilde yer verir. Feride bürokrasinin nasıl işlediğini bilmez. Görevli memurların ilgisiz ve sorumsuz tavırları adam kayırma müdürlerin karşısındaki insanı küçük düşüren konuşmaları gibi gerçeklerden habersizdir. Feride diplomasını Maarif Müdürlüğü’ne götürecek ve kendisinin o vakit kendisinin o vakit güzel bir okula tayin edeceklerdir. Feride ilk tayinini hatırlı bir kişinin ricasıyla yaptırır. Büyük bir heyecanla gittiği bu ilk görev yerinde de yine bürokrasinin çirkin yüzüyle karşılaşır. Aslen kendisinin hakkı olan yere Maarif Müdürü’nün tanıdığı olan başka bir öğretmeni verirler. Feride’yi de Zeyniler gibi ücra bir yere gönderirler.Feride Zeyniler’de kendine has bir düzen kurar. Fakat çok geçmeden okulu teftişe gelen Maarif Müdürü şartların yetersiz olduğunu söyleyerek okulu kapatır. Maarif Müdürü Feride’yi hemen başka bir okula tayin edeceğini söyler. Fakat sonradan aldırış etmez. Feride Munise’yle birlikte zor günler geçirir. Bir gün müdürün odasındayken eski sınıf arkadaşıyla karşılaşır. Bu sayede Darülmuallimat’ta Fransızca öğretmenliğine tayin edilir. Dedikodular yüzünden buradan ayrılıp İzmir’e gider. Burada kendisini daha önce Zeyniler’e gönderen müdürle karşılaşır. Feride burada da tayin için üç ay bekler.Annesinin parası bitince aç kalır.

Z A M A N
Reşat Nuri Güntekin’in “Çalıkuşu” romanı 1922 yılında yayımlanmıştır. Romanda geçen olaylar XX. yüzyılın ilk çeyreğine aittir. Feride’nin Kuşadası’nda bulunduğu sırada Birinci Dünya Savaşı patlak vermesi bunu açıkça gösterir. Yazar XX. yüzyılın başlarındaki türk toplumundan bir kesit sunmuştur.

Feride köşkten ayrıldıktan sonra yaklaşık bir ay tayin işlemlerinin bitmesini bekler. Köşkten ayrıldığı gece sütninenin evinde kalır Daha sonra Gülmisal Kalfa’nın yanında kalır. Bu bir ayın sonunda Feride’nin B... vilayeti merkez rüştiyesine tayin edilir. Feride “Yabancı bir şehirde (B...’de) yabancı bir otel odasında sırf bitip tükenmeyecek gibi görünen bir gecenin yalnızlığına karşı koymak için” (s.7) hatıralarını yazmaya başlar. Başka bir deyişle Feride köşkten ayrıldıktan bir ay sonra hatıralarını yazmaya başlar. Feride’nin sürekli olarak yazı yazdığını gören otelin odacısı Hacı Kalfa onun ne yazdığını merak eder. “Geldiğin günden beri gece demezsin gündüz demezsin yazarsın da yazarsın. Ne bitip tükenmez yazıdır bu? Mektup desem değil; mektup deftere yazılmaz. Kitap desem değil bizim bildiğimiz kitabı saçlı sakallı ulemalar yazar. Sen parmak kadar çocuksun. Öyleyse ne yazarsın böyle durup dinlenmeden?” (s.109) Feride hatıralarını yazmaya başladığında yirmi yaşındadır. Feride iki buçuk yaşından genç kızlık dönemine kadar başından geçen olayları anlatır. Olayların anlatımı sırasında yer yer zamanda atlamalar yapılır. Örneğin; Kâmran’ın Avrupa’ya gidişile dönüşü arasındaki dört yıllık zaman dilimi atlanmıştır. “mamafih bu dört sene Müjgân’ın korktuğundan çok daha çabuk geçti.” (s.97) Feride iki buçuk yaş ile yirmi yaş arasındaki dönemi bitirir. bu andan itibaren Feride yaşadığı olayları bazen günü gününe bazen de belli zaman aralıklarıyla yazar. “Bu sabah uyandığım vakit günlerden beridevam eden yamuru dinmiş buldum.” (s.132) Bugün akşama doğru bir Çeçen arabasıyla Zeyniler’e geldim.” (s.155) “Defterime bir aydan beri el sürmemiştim.” (s.198) “Bugünkü programımın öğleden sonraki kısmı geldim geleli çantamda duran defterime son altı ayın vakalarını yazmaktı.” (s.266)

Feride Hayrullah Bey’le evlendiği güne kadar hatıralarını bu şekilde yazar. Feride’nin köşkten ayrıldıktan sonra Hayrullah Bey’le evlendiği güne kadar geçen zaman dilimi yaklaşık beş yıldır. Feride hatıra defterinin ilk satırlarını B...’de bir otel odasında yazmaya başlar; son satırlarını ise Hayrullah Bey’le evlendikten bir gün sonra defterinin yaprakları bittiği için mavi kabına yazmıştır. Feride defter bittiğinde yirmi beş yaşındadır.

Romanın ilk dört bölümü Feride’nin hatıra defterinden oluşur. Burada geçen olaylar yirmi yılı aşkın bir zaman dilimini kapsar. Hatıra defterinin başında Feride iki buçuk yaşındadır bitiminde ise yirmi beş yaşındadır.

Romanın beşinci bölümünde yaşananlar ise iki aylık bir zaman dilimini kapsar. Bu bölümde olaylar hâkim (yazar) anlatıcı tarafından aktarıldığı için vaka zamanı ile anlatma zamanı arasındaki boşluk kalkar. Olaylar yaşandığı anda aktarılır. Çünkü hâkim (yazar) anlatıcı olayları anında görme duyma ve anlatma imkânına sahiptir. “Vakit gece yarısını geçiyordu. Köşk çoktan uyumuştu. Müjgân omuzlarında bir ince atkı elinde küçük bir şamdanla odasından çıktı. Ayaklarının ucuna basa basa dura dura Kâmran’ın kapısına geldi. Odada ne ses ne ışık vardı. Genç kadın yavaşça kapıya dokundu.” (s.390)


Kitabın Özeti..
Feride hareketli yaramaz ve aynı zamanda da dışarı hiçbir zaman vurmasa bile duygusal bir kızdır. Üç yaşına kadar Musul’da yaşamış olan Feride buradaki kuraklıktan dolayı ailesi ile birlikte Kerbelâ’ya göçmüştür. İstanbul’a göçmeden önce altı yaşındayken annesini kaybeder. Bundan sonra Feride teyzesinin yanına İstanbul’a gelir. İstanbul’da yeni akrabalarıyla tanışan Feride burada da yaramazlıklarını sürdürür. Yalnız bir tek Besime Teyzesinin oğlu olan Kâmran’a karşı çekingenliği ve cesaretsizliği vardır. Kâmran ise yaşça Feride’den büyüktü ve çok uslu ve ağırbaşlı biridir. Feride dokuz yaşındayken de büyükannesini kaybetmiştir. Sonra Feride on sene boyunca okuyacağı Sör Mektebi’ne yazılır. Okula başladıktan kısa bir süre sonra da babasını kaybeder. Yaramazlıklarına okulda da devam eden Feride bu yüzden arkadaşlarından ayrı bir şekilde tek başına oturtulmuştur.

Feride birçok kişinin cesaret edemeyeceği işlerde yapardı. Meselâ her teneffüs okullarındaki ağaca tırmanır ve daldan dala atlardı. İşte bunu gören muallim ona “Bu kız insan değil ÇALIKUŞU” diye bağırmış ve o günden sonra Feride’nin adı ÇALIKUŞU olarak kalmıştır.Feride ile Kâmran genelde birbirleriyle kavga ederler. Ama ikisinin esas ilişkisi Feride’nin yine ağacın üstündeyken bir akşam Kâmran ile Neriman adında dul bir kadının konuşmalarını duymalarıyla başlar. Bu günden sonra Kâmran Feride’den korkmaya başlamıştır ve ona bu olayı kimseye anlatmaması için düzenli aralıklarla hediyeler gönderir. Fakat bu hediyeler Feride’yi kızdırıyordur. Bir yaz Feride Tekirdağ’a başka bir teyzesini yanına gider. Teyzesinin kızı Müjgân Feride’nin çok sevdiği ağırbaşlı ve Feride’ye ailede tek söz geçirebilen kişidir. Feride okulda arkadaşları kendi sevgililerinden konuşurlarken o da konunun dışında kalmamak için Kâmran’ı kendi sevgilisi gibi anlatmıştır. Feride bunu Müjgân ablasına anlattığı zaman Müjgân Feride’nin Kâmran’ı sevdiğini anlar ve her zaman Feride’nin ağzından Kâmran’la ilgili laf almaya çalışır. Kâmran Müjgân’ın da düşündüğü gibi o yaz Tekirdağ’a gider. Bir gün salıncakta sallanırken Kâmran Feride’ye evlenme teklif eder ve daha sonra nişanlanırlar.

Feride Müjgân ablasının önceden de tahmin ettiği gibi Kâmran’ı çok seviyordur fakat nedense Kâmran’a karşı çok çekingen davranıyordur. Onunla yan yana gelmemeye özen gösteriyor ve doğru düzgün konuşmuyordur. Kısaca Kâmran’dan kaçıyordur.

İstanbul’a döndükten bir süre sonra Kâmran amcasının teklifini Feride ile birlikte değerlendirir ve en sonunda memuriyetini yapmak için amcasının yanına Avrupa’ya gitmeye karar verir. Bu memuriyet dört sene olmasına rağmen ikisi için de çabuk geçer. Fakat düğüne üç gün kala hiç beklenmedik bir olay olur. Feride bahçede dolaşırken kapının önünde siyah çarşaflı bir kadın görür ve o kadın Feride’ye Kâmran’ın Avrupa’da başka bir kadını sevdiğini söyler. Yanında Kâmran’ın yazdığı bir mektubu getirir. Bu olayı öğrenen Feride derhal evi terk eder ve kendi hayatını kurmak ve yaşamak için Anadolu’ya gitmeye karar verir.

İstanbul’dan çıkmadan önce Feride annesini dadısı olan Gülmisal Kalfanın evinde kalır. Yaklaşık bir bir buçuk aylık bir beklemeden sonra Bursa’nın merkez rüştiyesinde Coğrafya ve Resim muallimliğine tayin edilir. Fakat Feride Bursa’ya gittiğinde bir başkasının daha aynı göreve atandığını görür. Bir aylık bir beklemeden sonra bu görev Feride’ye çıkartılmıştır. Fakat Feride müdürün ısrarcı teklifleri ve diğer öğretmenin ağlayışları ile hazırlanan bu tuzağa hayat tecrübesi olmadığı ve kalbinin çok temiz olması nedeniyle düşerek görevinden istifa edip Bursa’nın yakınında Zeyniler Köyünde muallimliğe geçer. Müdürün Feride’yi kandırmak için öve öve bitiremediği Zeyniler Köyü daha doğru dürüst yolu olmayan hatta okulu bile ahırdan bozma bir yerdir.

Feride önceleri hiç sevmediği o can sıkıcı ve karanlık yeri alıştıkça sevmeye başlıyordur. Bu köyde hemen derse başlamış ve öğrencilerle iyi ilişkiler kurmuştur. Fakat öğrencilerinin arasında Munise adında bir kız onu çok etkilemiştir. Bu kız babası ve ablasıyla kalıyordur. Bu kızı çok sevdiği için onunla diğerlerine oranla daha fazla ilgileniyordur. Bir gün Munise bir kabahat işler ve babası onun üzerine yürüyünce evden kaçar. Karlarla bir gün boğuştuktan sonra Munise Feride’ye sığınmaya karar verir. Feride bu olay üzerine Munise’nin babasından da izin alıp onu evlatlık edinir.

Feride her geçen gün bu küçük köye alışmaktadır. Bir gün köye bir müfettiş gelir ve okullarını ziyaret eder. Daha önceden de belirttiğim gibi ahırdan bozma bu okulu müfettiş gördüğünde bu okulda ders yapılamayacağını söyler ve okulu kapatmaya karar verir. Feride’ye ise onu başka bir okula tayin edeceğini söyler. Feride Maarif Müdürünün yanına gittiğinde müdür ona açıkta yer olmadığını söyler. Ama müdürün odasında eski bir arkadaşını görüp onunla Fransızca konuşmaya başlayınca bu olay sayesinde Bursa Darülmuallimatında çalışmaya başlar.

Feride bu okulda da çok mutlu olmuş ve yine öğrencilerle çok iyi ilişkiler kurmuştur. Artık Feride çok güzel bir genç kız olmuştur. Bu güzelliği nedeniyle kendisine Bursa’da “ipekböceği” ismini takarlar. Okul çok iyi gidiyordur fakat okulda çok sevdiği ve kendisine çok yakın hissettiği Şeyh Yusuf Efendi Feride’ye aşık olmuştur. Üstelik bunu Feride’den başka herkes bilmektedir. Bir gün bunu bir arkadaşı Feride’ye söyleyince Feride çok utanır ve artık insan içine çıkamaz olur. Çünkü Şeyh Yusuf hastalanıp ölünce Feride’ye herkes suçluymuş gibi bakar ve Feride buna daha fazla dayanamayarak Çanakkale’ye gider.

Maarif Müdürünün emriyle Çanakkale Rüştiyesi’ne emri çıkan Feride Munise’yi de alarak Çanakkale’ye yerleşir. Fakat güzelliği burada da herkesin dikkatini çeker ve bu sefer ona “Gülbeşeker” ismini takarlar. O çevrenin en zengin ailesinin kızlarının öğretmenliğini yapan Feride kızın da isteğiyle konağa davet edilir. Fakat bu davetin sebebi başkadır. Konağın sahibi Nerime Hanımın amcasının oğlu İhsan Feride’yi beğenmiştir. Davetin esas sebebi evlenme teklifidir. Fakat Feride bu teklifi herkesi şaşırtacak şekilde reddeder. Bu olaydan kısa bir süre sonra Hafız Kurban Efendi adında evli bir adamdan daha evlenme teklifi alan Feride bu teklifi de reddeder. Tabii Feride artık sokağa çıkamaz olmuştu.

Bir süre sonra da Nazmiye adında bir arkadaşının davetini iyi niyeti nedeniyle kabul eden Feride başına neler geleceğini bilmiyordur. Arkadaşı Feride’ye nişanlısını ve nişanlısının en yakın arkadaşı olan Burhanettin adında birini tanıştırır. Daha sonra yemeğe indiklerinde bütün salon Burhanettin ve Gülbeşeker diye inliyordur. Bu davet aslında Burhanettin Bey ile Feride’nin arasını yapmak için düzenlenmiştir. Bu olaydan sonra Feride artık Çanakkale’de de daha fazla kalamayacağını anlar ve okulun müdiresinin birkaç yakın arkadaşı ile görüşmek için İzmir’e gider.

Fakat burada işler istediği gibi gitmez. En sonunda oranın en zenginlerinden birinin kızlarına Fransızca dersi vermeyi kabul eder. Artık Feride ve Munise köşkte kalıyorlardır. Fakat köşkün sahibinin oğlu Cemil Bey gece Feride’yi merdivenlerde sıkıştırır. O evden ayrılmadan önce Kâmran’ın önceki yaz evlendiği haberini alır. Daha sonra Maarif İdaresine gittiği zaman Kuşadası’nda Türkçe ve resim muallimine ihtiyaç olduğunu öğrenir. Feride bu görevi kabul ettikten sonra Anadolu yolculuğunda son durağı olan Kuşadası’na hareket eder.

Kuşadası’nda okulu istediği gibi yöneten Feride burada da mutluluğu bulmuştur. Ancak Kuşadası’na gittikten bir ay sonra muharebe başlar ve okul kumandanlığın emriyle hastaneye dönüştürülür. Feride daha önce Zeyniler’de tanıştığı bir doktoru Hayrullah Bey’i burada tekrar görünce onun ısrarı sonucu hastane de hemşirelik yapmaya başlar. Hemşireliğe başladıktan bir ay sonra Feride’nin hastası İhsan Bey olur. İhsan Bey muharebede ağır yaralanmış ve ameliyat edilmiştir. Feride hem İhsan Bey’e acıdığı hem de Kâmran’ı unutmak için İhsan Bey’e evlenme teklifi etmiş fakat kendine acındığını anlayan İhsan Bey bu teklifi reddetmiştir.

Muharebe bittikten sonra mektep tekrar kurulur ve Feride “Müdire” olur. Fakat acılar burada da Feride’yi bırakmaz ve Feride Munise’yi toprağa vermenin üzüntüsü ile tam on yedi gün boyunca kendine gelemez. Onun bu durumunu gören ve onu bir kızı gibi seven Hayrullah Bey Feride’yi iyileşinceye kadar bekler ve onu yanına alır. Bu olaydan sonra Feride artık Hayrullah Bey ile birlikte kalmaya başlar. Fakat Feride’nin Hayrullah Bey’in yanında kalması halk tarafından hoş karşılanmaz ve ikisi hakkında kötü dedikodular çıkar. Bunun üzerine Hayrullah Bey dedikoduları engellemek için Feride ile evlenir.

Feride ise evlenmeyi kabul ederken hayatında ilk ve tek sevdiği Kâmran’dan da ayrılmış oluyordu. Bu durumu anlayan Hayrullah Bey ölmeden önce son isteği olarak Feride’den İstanbul’a gitmesini ister ve Feride’ye Kâmran’a iletmesi için bir mektup verir. Bu mektupta Kâmran’a Feride’nin kendisini ne kadar sevdiğini yazar. Ayrıca mektubun içine bu kitabı oluşturan Feride’nin günlüğünü de koyar.

Feride bu son istek üzerine İstanbul’a gittiğinde Kâmran’ı ne kadar sevdiğini bir kez daha anlar. Kâmran’da evlendiği kadını kaybetmiştir. Ayrıca Kâmran evlense bile yalnızca Feride’yi sevmiştir. Kâmran bu günlüğü okuyunca Feride’nin de kendisini sevdiğini anlar. Bunu amcasına anlattığında amcası ve Kâmran Feride’nin haberi olmadan kadıya giderler ve nikâh kıydırırlar. Böylece Feride bu kadar acıdan sonra haberi olmadan hayatta en çok istediği kişiyle evlenir ve en sonunda mutluluğu bulur




__________________
Ẩşĩγẩή
» HiLaL » isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-03-2009, 09:19 PM   #4 (permalink)
Çaylak
 
jetkiller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: İst/Eyüp
Mesajlar: 30
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
jetkiller Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

cok saol işime yaradı



jetkiller isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-04-2010, 05:20 PM   #5 (permalink)
arago
Misafir
 
Üyelik Bilgileri
Mesajlar: n/a
Bahsedildi: mesajda
Davet edildi: konuda
Standart asd

mrhba bu bnmde çok işime yaradı ve sizden bi ricamdaha olucak bu konuşu silermisiniz veya cevaınızı bnm kıl bi hocam varda araştırıomuş ödevleri rica ediyorum silerseniz ço sevinirim



  Alıntı ile Cevapla
Alt 15-04-2010, 06:36 PM   #6 (permalink)
°•♥•°кαя∂єℓєи°•♥•°

 
~~Dilara~~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: νєиÜѕ:)
Yaş: 25
Mesajlar: 55.550
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 3118
Rep Puanı: 80472
Rep Derecesi:
~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.~~Dilara~~ Çok ünlü.
Standart

Alıntı:
arago Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
mrhba bu bnmde çok işime yaradı ve sizden bi ricamdaha olucak bu konuşu silermisiniz veya cevaınızı bnm kıl bi hocam varda araştırıomuş ödevleri rica ediyorum silerseniz ço sevinirim
Oldu canım başka bir isteğin var mı



__________________


Uykum Gibi Gelsene...!




Kardelen' immmm

~~Dilara~~ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
9sinif, anlatmaya, bagli, donem, edebi, edebiyat, inceleme, metinleri, odevi, yontemi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 02:18 AM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0