Array
Geri git   GençMekan > EĞİTİM | ÖĞRETİM > Bilgi Kaynağı > Bilgi Merkezi


Anı Yazısı nedir, çeşitleri, özellikleri


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-12-2007, 08:42 PM   #1 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.506
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart Anı Yazısı nedir, çeşitleri, özellikleri

ANI

Hatıra da denir. Bir kimsenin yaşadığı gördüğü içinde bulunduğu olayları durumları ve yaşantıları sanat değeri taşıyan bir üslûpla anlattığı yazı türüdür. Ünlü yazar Andre Gidé göre anı yazmak "ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.” Yahya Kemal'e göre ise "ömrümüz anılardan oluşmuştur. Ömrü ileriye doğru uzatmak pek elimizde olmadığına göre kendimizi geçmişe verip uzun yaşamalıyız."

Anılar geçmişte yaşananlara sanatsal siyasal ve bilimsel açıdan ışık tutmaları açısından önem taşır. Anılar edebiyatçılar tarafından kaleme alındıklarında daha ilgi çekici ve sanatsal yönü güçlü yapıtlar ortaya çıkar.

Anılar sonradan anımsanarak yazılabildiği gibi olayın yaşandığı gün sıcağı sıcağına da yazılabilir.

Çoğu yazarlar anılarını günlük olarak not ederler. Ne gün yazıldığını hatırlamak için tarih atılan çoğu zaman her günün sonunda olup bitenin sıcağı sıcağına anlatıldığı olaylarla ilgili yorumlar değerlendirmeler yapıldığı yazılara “günlük” veya “günce” denir. Pek çok insanın tuttuğu anı (hatıra) defteri bir tür güncedir..
Edebiyatımızda pek çok anı örneği vardır. Örneğin; Ömer Faruk Toprak'ın Gönen Öyküler'i adlı kitabında ve Ahmet Rasim’in Falaka adlı kitabında toplanan öyküler çocuklara yönelik anı öykülerdir. Halide Edip Adıvar’ın Türk’ün ateşle İmtihanı Falih Rıfkı Atay’ın Atatürk’ün doğumundan ölümüne kadar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Gençlik ve Edebiyat Anıları Oktay Akbal’ın Günlerde Halikarnas Balıkçısı'nın Mavi Sürgün Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun bir lise öğrencisinin millî mücadele anıları anı kitaplarının en iyi örneklerindendir.

Anılar anı portre ve düz anılar olmak üzere ikiye ayrılır.

Anı portre
Bir yazarın tek bir kişiyle ilgili anılarını yazdığı anı türüdür. bu anı türünde yazar kişinin çeşitli yönlerini ele alarak portresini çizer. onu ruhsal ve fiziksel açıdan anılar yoluyla tanıtır. bu türün en iyi örneklerinden birisi Yusuf Ziya Ortaç'ın portreler adlı anı kitabıdır.

Düz anı
Yazarın çeşitli kişiler dönemler ve olaylarla ilgili anılarını içeren anı türüdür. Muallim Naci'nin Ömer’in Çocukluğu Aziz Nesin'in Böyle Gelmiş Böyle Gitmez'i Fikret Otyam'ın İsmet Paşa'lı Yıllar'ı düz anı örneklerinden bazılarıdır.

Anı portre ile düz anının farklı yanı; düz anıda belirli bir döneme ilişkin anıların özellikle belirli bir kişiyi anlatma amacı gütmeksizin anlatılması anı portrede ise olayların belirli bir kişinin çevresinde anlatılmasıdır.


ANININ ÖZELLİKLERİ:
1- Gerçek deneyimleri anlatır.
2- Herhangi bir düşünceyi kanıtlama amacı yoktur; bilgilendirme amacı vardır.
3- Söyleşi havasındadır dili yalındır.
4- Genellikle öyküleyici anlatım biçimiyle yazılır.
5- Konusunu bir yerden alır.

"Falaka" Ahmet Rasim’in çocukluk günlerini tüm ayrıntılarıyla anlattığı bir anı kitabıdır.

İlköğrenimine Sofular’daki mahalle okulunda başlayan Ahmet Rasim kalfadan yediği dayak üzerine hastalanır ve okuldan ayrılır. gideceği yeni okul da dayak ve falakayla ünlenmiş bir okuldur. Rasim okulun kapısından girer girmez falakada dayak yiyen birini görür ve okulu bırakıp eve kaçar.
Çocukluğunda yaşadığı tüm bu olaylar Ahmet Rasim’in okula karşı büyük bir korku beslemesine neden olmuş "Falaka" adlı kitabında eğitim ve öğretimde uygulanan dayak yöntemini eleştirmiştir.
Yazılarında dış dünyayı rengi sesi ve kokusuyla başarılı bir şekilde anlatan Ahmet Rasim bu kitabında da okul günlerini ve dönemin geleneksel yaşamını incelikle işler.


“ANI ÖRNEK”

FALAKA

Her sabah Çarşı Camii`nin arkasındaki harap zaptiye ahırlarının önünden bir serçe sürüsü gibi cıvıl cıvıl neşeli geçerdik. Okul biraz daha ileride alçak duvarlıoldukça geniş bir avlunun ortasında idi. Bir kattı etrafında yükselen büyük kestane ağaçlarının birbirine karışmış koyu gölgeleri bütün çatısını kaplardı. Biz daha avlunun kapısından Hoca girmeden Efendinin olup olmadığını şöyle bir bakar anlardık:
-Abdurrahman Çelebi gelmiş mi be?
-Gelmiş gelmiş...
Abdurrahman Çelebi Hoca Efendinin eşeğiydi. Siyah huysuz inatçı bir hayvan... Her sabah bizler gibi erkenden okula gelir akşama kadar kalır. Evlerimizden sırasıyla getirdiğimiz kucak kucak otları yazsa ağaçların kışsa sol taraftaki abdestlik sundurmasının altında yavaş yavaş yerdi. Ona su vermek onu tımar etmek okulda bir ayrıcalıktı. Hoca Efendiye kim yaranırsa bunu mükafat olarak kazanırdı. Okulun kapısına dar taş bir merdivenle çıkılırdı. İçeri girilince ta karşı tarafta Hoca Efendinin rahlesi vardı. Rahlenin önünde top yavrusu müthiş tuhaf bir kürek gibi siyah kayışlı ağır falaka asılı dururdu. Hepimiz kırk çocuktuk. Kızları birkaç ay evvel bizden ayırarak başka yere almışlardı. Sınıf taksimi filan yoktu. Elif beyi amme`yi her şeyi bir ağızdan okuyor rakamları bir ağızdan sayıyorbir ağızdan ilahi söylüyorduk. Bütün dersimiz sıkıcı genellikle bir bestenin asla manalarını anlamadığımız güfteleriydi. Hoca Efendi aksakallı uzun boylu bağırtkan bir ihtiyardı. Yaz kış her zaman cüppesiz abdest almaya hazırlanmış gibi kolları paçaları çıplak sıvalı yerinde otururdu. Öğleden sonra Çarşı Camii’ni süpürmeye gidip sonra hiç gelmeyen kalfa daha gençti. Müezzinlik de yapıyordu. Bize şeker leblebi keçiboynuzu çiğdem gibi şeyler satardı.
Gönen’den geldiğimiz günden beri her gün okula devam ediyordum. En başta gelen zevkim falaka tutmak!...Fakat bir gün Hakim Efendi ile setre pantolonluasık suratlı biri geldi.
-Kaymakam Bey! Kaymakam Bey! dediler.
Sakalsız esmer uzun boylu aksi birisi. Kapıdan girdiği anda Hoca Efendinin işareti üzerine hepimiz ayağa kalktık. Birisi çağırıyormuş gibi elini başını sallayarak biri yerimize oturttu. Hepimizi tek tek gözden geçirdi. Bir kaçımızı okutmak istedi. Oysa bizler tek ağızla ahenksiz okuyamazdık. Yüzünü buruşturdu. Yere baktı ve başını salladı. Sonra gözlerini Hoca Efendinin başında asılı duran falakayı dikti baktı baktı. Sanki ömründe ilk defa bir falaka görüyormuş gibi dikkat kesilerek öylece baktı. Döndü selam vermeden çıkarken:
- Biraz dışarı gelirmisiniz Hoca Efendi?... dedi.
Hoca Efendi korkarak divan duruyor gibi kollarını önüne kavuşturarak yürüdü. Hâkim Efendi ile kaymakamın arkasından bahçeye çıktı. Dışarıda ne konuştuklarını bilmiyorduk. Ama falaka ertesi gün yine yoktu.
Falaka yasak olmuş...’ diyorlardı. Sözde Kaymakam Bey etmiş!
Dayak korkusu kaldırılınca bizler kırk çocuk öyle azdık öyle kudurduk ki.... Ne yaptığımızı bilmez hale geldik artık hiç hocayı dinlemiyor yüzüne leblebi atıyor yalvartıyorduk...
Dayaksız bizi okutamayacağını anlayan Hoca Efemdi nihayet yine bir gün falakayı çıkardı. Bu defa baş ucuna asmadı oturduğu minderi arkasına gizledi. Fakat şimdi kim kabahat ederse eskisinden daha fena dövüyordu.
Çok iyi hatırlıyorum; kırk çocuk hepimiz birliğiz. Aramızda bizi ele veren birisi çıkmıyor. Hoca Efendiye karşı tek bir vücut gibi hareket eder olmuştuk. Bir gün bahçede söz birliği ettik. İçeride hepimiz birden esnemeye başladık. Hoca Efendi de esnemeye başladı. Zavallı ihtiyar oracıkta uyuyuverdi. O zaman yerimizden kalkıp rahlenin üzerindeki enfiye kutusu aldık hepimiz çektik. Bütün mektebin içinde bir hapşırmalar başladı. Hoca Efendi gürültüden uyanınca işi anladı. Enfiyesini kimin çaldığını sordu. Hep bir ağızdan ahenkle:
- Bilmiyoruz bilmiyoruz dedik
- Hepinizi falakaya çekeceğim.
- Bilmiyoruz bilmiyoruz!
- Kimse söylemeyecek mi?
- Bilmiyoruz ki bilmiyoruz ki!...
- Bilmiyorsunuz öyle mi! Necip git camiden falakayı çağır çabuk.
Beş on dakika sonra falaka geldi. Korkunç bir sahne başlamıştı. Sopayı biri bırakıp biri alıyordu. Artık nöbetleşe falaka tutuyorduk. Hepimizi sıra dayağına çektiler. O günden sonra Hoca Efendi
Esneme ile hapşırmayı en büyük kabahat sanıyordu. Hele hapşırmak... Kazara kendiliğinden hapşıranı ‘benimle eğleniyor musunuz?’ diye yere yıkıyor bayıltıncaya kadar dayak atıyordu. Aksi gibi benim hiç durmadan esneyeceğim geliyor hapşırmak istiyordum. Birkaç defa bunun için dayak yedim. Hoca Efendi dayağı bitirince bürün kuvveti ile rahlesine vuruyor:
- Bundan sonra kim hapşırırsa şart olsun ki öldürünceye kadar döveceğim! Diye bağırıyordu.
- ...
- Şart olsun kim hapşırırsa...
‘Şart olsun!’ Bu nasıl yemindi? Evde anneme sordum. Başını salladı. Gözlerini aç
- Çok büyük yemin! Dedi.
- Yalan yere bu temini eden çarpılır mı?
- Hayır.
- Ya ne olur?
- Daha kötü
- Nasıl?
- Karısı boş düşer.
Tam anlamadım. Ama bu yeminin dehşetini okulda
Okulda çocuklara bütün ayrıntıyla söyledim. Artık hep evli adamlar gibi
Yalan doğru bizde ‘şart olsun!’ yemine başladık. ’Vallahi billahi’ unutuldu. Hoca Efendi de artık her sabah rahlesine çökerken hiç unutmuyor.
- Kim hapşırırsa şart olsun öldürürüm! Diye tekrarlıyordu.
Bir gün öğle paydosundan sonra içeri girdik.
Her zamanki gibi derin bir uğultu... Ben baktım. Hoca Efendi dalmış güzel güzel uyuyor.
Hemen aya kalktım. Çocuklara dönüp şahadet parmağımı dudaklarıma götürerek:
-Susunuz!...İşaretimi verdim. Seda kesildi. Hepsi dikkat kesilmiş ne yapacağıma bakıyordu. Gözüme rahlenin üzerinde kapağı açık duran bir taba kadar büyük enfiye kutusu ilişmişti.
Yavaşça yürüdüm ayaklarımın ucuna basa basa yaklaştım kutuyu aldım. İçindeki enfiyelerin hepsini kitap yapraklarının arasına boşattım. Kutuyu yine olduğu gibi yerine bıraktım. Çocuklar çekmek için etrafıma toplandılar.
-Hayır bu defa biz çekmeyeceğiz dedim. Sonra hapşırırız. Uyanır.
-Ya sen ne yapacaksın?
-Görürsünüz...
-Ne yapacaksın ne yapacaksın?
-Söylemem dedim. Çok güleceğiz.
Öyle bir şeytanlık aklıma gelmişti ki daha yapmadan gülüyor katılıyordum. Çocuklar da bana bakarak gülüyorlardı. Bizim gülüşmelerimizden çıkan sese Hoca Efendi uyandı. Hemen kutuya baktı. İçinde enfiye yok... Sinirlendi.
- Kim aldıysa söyleyinşart olsun gebertirim.
Hep bir ağızdanahenkle:
-Şart olsun haberimiz yok! dedik.
-Kim aldı? Söyleyiniz.
-Bilmiyoruz bilmiyoruz!...
-Pekala bunu size gösteririm. Şimdi hapşırınca alan meydana çıkar. Şart olsun onu falakaya yıkacağım. Sonra da öldürünceye kadar döveceğim.
Kazara hapşıracağız diye hepimizin korkudan sesi soluğu kesilmişti.
-Şart olsun...Ah bugün içinizden biri hapşırırsa...Şart olsunöldüreceğim...
-...
-Ah şart olsunbiriniz hapşırırsa...
Akşam yaklaştı. Hoca Efendi kollarını kapatıp çoraplarınımesini giydi. Cüppesini omzuna aldı hep bir ağızdançarpım cetvelinin tekrarından sonra ilahiye başladık. En sonuna doğru yanımdaki çocuğa dürterek ayağa kalktım. O da kalktı. Ellerimizi kaldırdık. Hoca Efendi bağırdı:
Ne var?
-Abdurrahman Çelebiyi hazırlayalım mı?
-Haydi ama çabuk!
Kapıdan çıktık. Her akşam Hoca Efendinin izin verdiği iki çocuk önceden çıkar eşeğin yularını semerini vururdu.
Taş merdiveni hızla indik. Abdurrahman Çelebi yiyemediği otların üzerine uzanmış yatıyordu. Tekmeleyerek yerinden kaldırdık. Yularını semerini vurduk. Artık ilahi sesleri kesilmişti. Ben
cebimden içi enfiye dolu kağıt boruları çıkardım. Usulca eğildim Abdurrahman Çelebi bir şey anlamıyordu. Bu borulardan bir tanesini bütün kuvvetimle burnuna üfledim. Genzine bir tabanca sıkılmış gibi şaha kalktı. İkinci boruyu üfleyemedim. Yularından sıkıca tuttum. Sıçrata sıçrata taş merdivenin önüne doğru götürdüm. Öteki çocuk yanımdan geliyorgülmemek için sıkı sıkı eliyle ağzını tutuyordu. Hoca Efendi cüppesini giymiş ağır başlıklayavaş yavaş merdivenlerden iniyordu. Çocukların hepsi bir kuş dizisi gibi arkasından iniyorlardı. Eşek şaha kalkıyordu.
- Ne olmuş bu hayvana?
- Bilmem efendim uyuyordu...
- Gemini yanlış vurmuşsunuz.
- Hayır.
- Getirin bakayım.
Bütün çocuklar da hayretle bakıyordu. Eşeği taş basamağa yaklaştırdım. Tam bu esnada Abdurrahman Çelebi nezleye tutulmuş bir insan gibi ‘Pişih pişih’ diye başını sarstı bütün çocuklar kahkahaya başladı. Hoca Efendi şaşırdı. Enfiyenin etkisiyle Abdurrahman Çelebi habire hapşırıyordu. Ben sanki hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi:
- Sizinle eğleniyor efendim dedim. - Halt etmişsin... Daha da küstahlaştım: - Bunu da falakaya yıkmalısınız. - Oo hayvan...
Kahkahalarla katılan çocuklar:
-‘Falaka falaka...’ diye bağrşıyorlardı.Ben onlardan cesaret alarak dedim ki:
-Ama Hoca Efendi bu gün okulda ‘Kim hapşırırsa şart olsun falakaya yıkacağım.’dediniz. Eğer Abdurrahman Çelebi’yi affederseniz karınız boş düşer.
Çocuklar ders gibi bir ağızdan ve ahenkle:
-Karınız boş düşer! Karınız boş düşer diye haykırıyorlardı.
Hoca Efendi bir an şaşırdı.
Bineceği zamanlar ‘Oh benim Abdurrahman Çelebi oh benim Abdurrahman Çelebi!’ diye diye sevgiyle okşadığı eşeğine dehşetle baktı. Kapının yanından çocuğun biri içeri koşmuş falakayı değneği çıkartmıştı. Abdurrahman Çelebicik düzensiz aralıklarla durmadan hapşırıyordu burnunu yere sürmek istiyordu.
Falaka değnek elden ele Hoca Efendinin önüne kadar geldi. Çocuklar gülmekten katılıyorlardı. Karınız boş düşer! Karınız boş düşer!... diye ahenkle durmadan tekrarlıyorlardı. Çocuklara mı eşeğe mi neye kızdığını bilmeyen Hoca Efendielinde olmadan:
-Yıkınız! emrini verdi.
Belki yirmi çocuk Abdurrahman Celebi’nin başına üşüştü. Uzun bir uğraşmadan sonra yere yapıştırdık! Arka ayaklarını falakaya taktık. Hoca Efendi sopayı eline aldı. Nallar gibi ‘tak tak’ vurmaya başladı. Eşek debeleniyor çocuklar bağırıyor gülüyor naralar atıyorlardı. Müthiş bir gürültü... Ansızın arkadan bir çocuk:
-Kaymakam Bey! diye bağırdı.
Hepimiz sustuk. Yüzümüzü avlu kapısına çevirdik; siyah pantolonlu kırmızı fesli ekşi suratlı bir adam...Sağında solunda birer koltuk görevlisi dimdik öylece duruyordu.
-Ne oluyor Hoca Efendi? diye sordu.
- ...
Hoca Efendi fena halde şaşaladı. Önüne baktı. Değnek elinden düştü. Falakayı tutanlar ise bıraktılar. Kurtulan ürkmüş zavallı eşek çifte ata ata kestane ağaçlarının altına doğru kaçıyoravazı çıktığı kadar anırıyordu. Kaymakam avluya girdi. Yavaş yavaş yürüdü. Okulun önüne geldi. Kaşlarını çatarak hiddetle tekrar sordu:
Hoca Efendi fena halde şaşaladı. Önüne baktı. Değnek elinden düştü. Falakayı tutanlar ise bıraktılar. Kurtulan ürkmüş zavallı eşek çifte ata ata kestane ağaçlarının altına doğru kaçıyoravazı çıktığı kadar anırıyordu. Kaymakam avluya girdi. Yavaş yavaş yürüdü. Okulun önüne geldi. Kaşlarını çatarak hiddetle tekrar sordu:
- Ne yapıyordunuz?
- Şey... efendim...
Hoca Efendi kekeliyordu.
- Ne?
- Şart etmiştim.
- Ne demek?
- Hapşıran için.
- Ne hapşıranı?
- Eşek hapşırdı.
- Eşek mi hapşırdı?
- !...
- !!!
- Çocuklar hem hapşırıyor hem gülüyordu. Kaymakam ağır başlılığına dokunan bu arsızlığa hiddetlendi. Isıracak gibi dişlerini göstererek:
-Defolun bakıyım oradan terbiyesizler!... dedi.
Biz korktuğumuz için hemen sustuk.

Sonra şaşkın perişan halde yere bakan Hoca Efendiye döndü:
-Benimle beraber geliniz.
-Kaymakam önde koltuk görevlileriyle Hoca Efendi arkada çıkıp gittiler.
Bu olup bitenlerden sonra okulda ne falaka gördük nede Hoca Efendiyi!
Şimdi kimi hapşırırken görsem küçükken yaptığım bu tuhaf muzipliği hatırlarım. Gülümserim. Kalbimde belirsiz tuhaf bir acı sızlar. Benim yaptıklarımdan dolayı hocalıktan kovulan ihtimal aç kalan bu ak sakallı fakır ihtiyarın zavallı hayali karşıma dikilir. Aradan zaman geçtikçe hafifleyecek yerde daha da büyüyen bir vicdan azabı duyarım.
Fakat...
Fakat bunun gibi hayattaki her gülünç şeyin altında görünmez bir acı gerçek yok mudur?


Benzer Konular:

___----____
__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24-12-2007, 10:50 PM   #2 (permalink)
ƒıятıηα

 
gitarcıkızz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: ~~gitarcılar diyarı~~
Mesajlar: 10.678
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 829
Rep Puanı: 24899
Rep Derecesi:
gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.gitarcıkızz Çok ünlü.
Standart

çok uzunnnnn yha bu anıyı km yasıcak



__________________

Aşk bir kez daha uzak dur benden!
gitarcıkızz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24-12-2007, 11:03 PM   #3 (permalink)
GaLaTaSaRaY

 
by_ogi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Sep 2007
Bulunduğu yer: Galatasarayın Olduğu Her Yerde
Mesajlar: 9.726
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 503
Rep Puanı: 4131
Rep Derecesi:
by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.by_ogi Çok ünlü.
Standart

Guzel paylasım sagolasın okumak zaman aldı ama neyse kestırıp atmadım en azından



by_ogi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-12-2007, 09:25 PM   #4 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 1
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
rapim_nefret Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

ya harbiden bayaaa bi uzunmuşşş.... bunun kısası yokmu.????



rapim_nefret isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-12-2007, 09:46 PM   #5 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.506
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart

uzun değil arkadaşlar...iyi bakarsanız 4'te3 ü zaten örnek bi anı yazısı
geriye kalan küçük kısım tanım kısmı



__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-10-2008, 08:15 PM   #6 (permalink)
Çaylak
 
oznur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 8
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
oznur Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

aradığım tam da buydu paylaşım için teşekkür ederim



oznur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2008, 07:11 PM   #7 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
brain Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

valla süper bişi teşekkürlerr işm vrdı çokk işme yaradııı saolunn



brain isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2008, 07:14 PM   #8 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
brain Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

süper bişi teşekkür ederimm iişme yaradı valla



brain isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2008, 07:45 PM   #9 (permalink)
Gencmekan Rock Clup

 
R o C k_N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jun 2007
Bulunduğu yer: --------------
Yaş: 26
Mesajlar: 26.869
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 1187
Rep Puanı: 11703
Rep Derecesi:
R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.
Standart

bir kere yazmışsın zaten üst üste yazmana gerek yok



__________________
R o C k_N isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-05-2009, 12:51 PM   #10 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2009
Yaş: 25
Mesajlar: 1
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
dizzyy_616 Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

cok teşekkurler aradıgımı buldum



dizzyy_616 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
ani, ani hakkinda bilgi, ani yazisi, ani yazisi nedir, cesitleri, nedir, ozellikleri, yazisi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:07 PM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0