|
|
#3 (permalink) |
|
Deneyimli
![]() ![]() |
[Sadece kayitli kullanicilar linkleri gorebilir. Kayit icin tiklayin...]
burda birazı var işinize yarar sanırım
__________________________________________________________
[Sadece kayitli kullanicilar linkleri gorebilir. Kayit icin tiklayin...]
Mod:YGS&LYS To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. [Sadece kayitli kullanicilar linkleri gorebilir. Kayit icin tiklayin...] To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
Üye
![]() |
Alıntı:
Ctrl+F İLE ARADIĞINIZA ÇOK KOLAY ULAŞABİLİRSİNİZ!!! Sayfa 72 1.ETKİNLİK 13 ve 14. Yüzyil Turk Edebiyati 13 ve 14. yüzyillarda Anadolu siyasal bakimdan pek çok kargaşamn yaşandigi bir donemdi. 13. yuzyilda Anadolu'da dort devlet vardi: Selçuklular ilhanlilar Bizans ve Trabzon Rum imparatorlugu. Bunlann en güçlüsü Selçuklular idi.Selcuklulann Mogollar tarafmdan 1243 yilmda Kosedag savaşi ile yikilmasi sonucu Anadolu'da bir cok beylikler kuruldu. Beyliklerin her biri kendi bagimsizlığını ilan etti. Bu kez beylikler arasi savaşlar başladi. Osmanli Beyligi 1299 yilinda kuruldu ve diger beyliklerle yaptigi savaslar sonucu geli§ip gii9lendi. 13 ve 14. yiizyilda Anadolu'da du§iince hareketlerinin merkezi Konya ve dolaylandir. Mogol akinlanndan korunmak amaciyla Turkmenistan Horasan'dan pek cok alperen gelerek Anadoludaki beyliklerin saraylanna sigiiAlar ve tasawuf du§uncesini yaymaya ba§ladilar. Bu ortamda tasavvuf edebiyati dogdu. Daha sonraki yuzyillarda da gelisip yayildi. Tasawuf alamnda; Mevlana Haci Bekta§ Veli Yunus Emre fieyyad Hamza Ahmet Fakih Nesimi Giilflehri Sultan Veled gibi pek 9ok sanat9i eserler verdi. Aym yuzyillarda din di§i konularda Hoca Dehhani Ahmedi Hoca Mes'ut eserler verdi. Bir taraftan da Iran-Arap edebiyatlndan 9ok sayida 9eviriler yapildi. 1360 yilmda Kul Mes'ut tarafmdan "Kelile ve Dimne" adli fabl kitabi Turk9eye 9evrildi.Bu yuzyillarda halk edebiyati alanmda "Battalname" ile "Dani§mend-name" adli eserler yazildi. Bunlardan "Battahiame'de Seyit Battal Gazi'nin din ugruna Bizans'a kar§i giri§tigi mucadelelerden soz edilir." "Dani§mend name'de ise Melik Ahmet ile oglu Gazi Bey'in kahramanliklan anlatihr. Bu oykulerde dini inanclar ve ilahi yardimlar on plandadir. Hz. Muhammet Hz. Ali riiyada goruliir. Hizir gazilerin yardimcisidir. Bu eserlerde eski Turk destan geleneginin izleri islami karaktere burunmu§ niteUkte ya§atildi.Bu yuzyillarda gerek dini (tasawufi) gerekse din di§i konulan i§leyen fikirler tizerinde iranli §airlerden Firdevsi Nizami Sadi Feridtiddin Attar ile Fars9a eserler yazan Mevlana'nm etkisi gorulur. Bilim ve edebiyat yoluyla Arap9adan Fars9adan dilimize sozcukler yamnda bu dillere ait kurallar da girmeye ba§ladi. Ancak 1277 yilmda Karamanoglu Mehmet Bey bir fermanla bunu onlemeye 9ali§ti. "Bugiinden sonra divanda dergahta barigahta mecliste meydanda "Tiirk9e den ba§ka dil kullanihnayacaktir." Bu ferman dilimizi yabanci etkilerden korumaya yetmedi.2.ETKİNLİK tasavvuf dusuncesi 10. ve 11. yuzyildan itibaren buhara herat gibi islam merkezlerinde gelisti. turkler bu asirlarda bu sunce ile karsilastilar. turk dervisleri vasitasiyla tasavvuf dusuncesi turkler arasinda hizla yayildi. tasavvuf dusuncesinin turkler arasinda yayilmasinda ahmed yesevi'nin ve muridlerinin buyuk rolu olmustur. 12. ve 13. yuzyilda ayni dusuncenin anadolu sahasinda yayilmasinda da yine ahmed yesevi ve muridlerinin rolu olmustur. bu dusunce ve duyus sisteminin 13. yuzyilda anadolu'da en buyuk temsilcisi yunus emre olmustur. bu yuzyildan sonra anadolu ve rumeli'de fetihlere bagli olarak tarikatler cogalmistir. bu duyus ve dusunusu dile getiren bir edebiyat meydana gelmistir. bu edebiyata tekke edebiyati veya dini edebiyat dendi. zamanla hem halk edebiyati ve hem de divan edebiyati dil ve estetik anlayisi ile tasavvuf dusuncesini isleyen eserler meydana cikti.SAYFA 73 1.a.Şiirin kulağa hoş gelmesini akılda kolay kalmasını sağlar. b.8'li hece ölçüsü c.okuyamayız ahenk bozulur. 2.b.Yunus Emre nin şiirini daha çabuk ezberleriz çünkü ahnek şiirin akılda kalmasını sağlar. SAYFA 74 dörtlüklerde anlatılanlar 1 Bu dörtlükte şair; Allah aşkıyla kendinden geçtiğini ve kendisine sadece Allah'ın ve sevgisinin gerekli olduğunu bunun haricinde hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını söylemiş.2 Varlık veya yokluk kaygısı olmadığını tek avuntusunun Allah aşkı olduğunu söylemiş3 Aşık olabilmek için Allah'ı sevmek gerektiğini aşk denizine ancak bu şekilde dalabileceğini söylüyor.4 Dünümün ve bugünümün tek endişesi Allah'tır. Onun aşkının sarhoş edici şarabından içip Mecnun gibi dağlara düşmek istiyorum. Bana yalnızca Allah aşkı gerekiyor. Başka bir şeye ihtiyacım yok. 5 Bu dörtlükte Yunus her mesleğin her kişini kendince ihtiyaçları olduğunu kendi ihtiyacının ise yalnız ve yalnız Allah (cc) olduğunu anlatmaya çalışıyor. Sufilerin sohbete ahilerin ahirete aşıkların maşuklarına(sevdiklerine) ihtiyacı var.6 Bu dörtlükte Yunus amacının cennete gitmek olmadığını cennetin evden ve hurilerden ibaret olduğunu isteyene Allah'ın(cc) cenneti nasıp etmesini bana sadece Allah (cc) gerekli diyor.7 Yusuf peygamber güzelliği ile meşhurdur. O kadar güzeldir ki onu gören kadınlar anında ona aşık olurlardı. Bu dörtlükte Yunus Yusuf peygamber kendi güzelliğini aynadan görseydi bütün malını mülkünü makamını terk ederdi demek istiyor8 Yunus diye söylerler adımı her geçen gün ateşimin derecesi artar. Her iki cihanda (bu dünyada ve ahirette) tek amacım Allah'a (c.c.) ulaşmaktır. Burada ateşten kasıt aşk ateşidir. Yunus her geçen gün Allah aşkıyla daha fazla yandığını anlatmaya çalışıyor.-Şiirde aşk nelere benzetilmiştir? Neden? Şiirde bahsedilen aşk Allah(cc) aşkıdır. Aşk denize zincire ateşe benzetilmiştir. Tasavvufta Allah'a (cc) ulaşabilmek için aşk ateşiyle insan gönlünün yanması kavrulması gerektiğine inanılır. Bu yönüyle aşk ateşe benzetilmiştir. Allah (cc) aşkı o kadar büyüktür ki bu yönüyle denize benzetilmiştir. İnsan Allah(cc) aşık olduğu zaman bir daha ondan kopamaz. Bağlandıkça daha da yaklaşır Allah'a (cc) yaklaştıkça daha da bağlanır. Bu yönüyle aşk zincire benzetilmiştir.-Şiirdeki kişi adlarını bulunuz. Kişi adları şiirde hangi amaçla kullanılmıştır? Şiirde Leyla ve Mecnun Yusuf isimleri geçmektedir. Bildiğiniz üzere Leyla ve Mecnun denince akla ilk gelen aşktır. Mecnun Leyla'nın aşkından çöllere düşer aklını yitirecek hale gelir. Leyla zaman sonra çölde Mecnun'u bulur. Mecnun Leyla'yı tanıyamaz. Çünkü Mecnun beşeri aşktan (insan aşkı) ilahi aşka (Allahü tealanın aşkı) yükselmiştir. Yunus da bu duruma işaret ederek Allah'ı sevebilmek için önce insanları sevmek gerektiğini belirtmektedir. Yusuf peygamberle ilgili kısımı yukarıda açıklamıştım.-Şiire göre Yunus Emre'nin fikri ve edebi yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz. Fikri yönüne baktığımızda Yunus'un mutasavvıf bir şair olduğunu Allah (cc) aşkıyla yanıp kavrulduğunu bu aşkı şiirlere döktüğünü görmekteyiz. Edebi yönüne baktığımızda şiirlerini anlaşılabilir bir dille (sade dil) hece ölçüsüyle yazdığını şiir yazmaktaki amacının insanlara Allah (cc) aşkını aşılamak isteği olduğunu görmekteyiz.-Sizce ilahide Yunus Emre'yi en güzel ifade eden dize hangisidir? Neden? "Bana seni gerek seni." dizesi Yunus'un Allah (cc) aşkını en iyi anlatan dizedir. SAYFA 75 -Bu sözcükler ve eklerin belirli bir ilişki içerisinde verilmesi şiire nasıl bir katkı sağlar? Bunlar birbirleriyle kafiyeli sözcükler. Şiire ahenk açısından bir katkı sağlar. Şiirin kulağa hoşgelmesini akılda kolay kalmasını sağlar.-Sözcükler ve ekler arasında kafiye redif ilişkisini belirleyinizne:redif i:yarım kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif ag:tunç kafiye eyü: zengin kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif ınur:redif y:yarım kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif ler:redif lar(ler):redif k:yarım kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif den:redif gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif ag:tunç kafiye -Şiirin birim değerini ve sayısını belirleyiniz Dörtlük -Birimlerde anlatılanları ve şiirin temasını belirleyiniz. Şair şahının (Adbal Musa) üstün özelliklerinden bahsediyor.-Şiirde geçen''şah abdal aba hırka post aşık evliya pır''k avramları hangi düşünce sisteminin etkisini gösterir?Bu terimler tasavvuf edebiyatında kullanılır. -Şiirde geçen ''dara durmak''hangi anlamda kullanılmıştır? Diz üstü duruşuyla temsil edilir. Nesimi gibi yol uğruna postu (deriyi) vermeye asılmaya hazır olma anlamına gelir. Bunlar "Enel Hak diyen" Hallac-ı Mansur'un anısına tekkeye bağlanmanın yol uğruna canını feda etmenin bir simgesi olarak algılanır. Bir hizmetin konusu olan ya da bir hizmeti yerine getirmek isteyen her can önce buraya çıkar ve teslim olur. Bu dara durmak dara çekilmek dara çıkmak dara kalkmak terimleriyle ifade edilir. Pir mürşit ve rehberin oluşturduğu cem mahkemesinde yargılanmak için durulan yeri anlatmak için de kullanılan bir deyimdir. Suç işleyen hatalı görülen Yol eri meydan yada meydan odasının ortasına çağırılarak sorgulanır yargılanır gerekirse hakkında durumuna uygun bir ceza verilir. Böylece bu uygulama sırasında cemaatin ve dedenin huzurunda yargılanan kimsenin bulunacağı şekil ve durumlar gösterilmeye çalışılmaktadır. Yargılanan meydan odasının ortasına gelir ayaklarını mühürler kollarını göğsünde çapraza alır başı öne eğik durur. Sonraki aşamalarda uygun olan dar durumlarından birisi aldırılır. Dardan indirme töreni Hakk'a yürüyen hak yolcusu için göçüşünün üçüncü yedinci ya da kırkıncı günü yapılan törene verilen addır.-Nefeste geçen kişi adlarını bulunuz.Kişi adları şiirde hangi amaçla kullanılmıştır? Şiirde kullanılma amacı şahının üstünlüklerini açık açık belirtmek -Metinden yola çıkarak Kaygusuz Abdal'ın fikri ve edebi yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz Fikri yönünden incelediğimizde Kaygusuz Abdal'ın Alevi olduğunu görmekteyiz. Edebi yönüne baktığımızda tipik bir halk şairidir. Hece ölçüsü anlaşılması kolay bir dil halkın ilgisini çekebilecek güncel bir konu.-Nefeste Kaygusuz Abdal'ın en güzel ifade eden dize ve sözcük sizce hangisidir?Neden? Bence son dörtlüğün üçüncü dizesi. Çünkü pirinden ayrı kalmanın acısıyla yazdığı şiiri bu dizede özetlemiştir. SAYFA 84 1.ETKİNLİK OTURMUŞ GÜNBATIMINI İZLİYORUM.GÜNEŞTEN ARDA KALAN SICAKLIĞINDA DENİZ KENARININ...DENİZ ÖYLE DOST ÖYLE CANA YAKIN Kİ HER DALGA SANKİ KENDİNE ÇEKİYOR YALNIZLIKLAR DİYARINDAKİ BENİ...HER DALGA KUŞLARIN GÖKYÜZÜNDE KANAT ÇIRPIŞI GİBİ ÖZGÜR GÖKKUŞAĞI GİBİ CAPCANLI.OLAMADIM DENİZ KADAR OLAMADIM.İÇİNDE O KADAR ÇOK ŞEY BARINDIRIYOR Kİ.BEN KENDİ İÇİMDE BİR BEN BARINDIRAMADIMsy:86 1.a)Seyyit Battal'ın savaşmak için yola çıkması b)Baskın yapılması. c)Seyyit Battal'ın kaleye girmek için sarnıca düşmesi. ç) Bir kadının suya gelmesi.Seyyit'i evine götürmesi. d)Seyyit'in Simbat'ın sarayına gelmesi herkes dağılınca Simbat'a saldırması. e)Malatya'dan üç yüz gazinin gelip kaleyi alması. f)Malatya'ya geri dönülmesi.2.ETKİNLİK a. battalname ile ilgili olan 8yy.da olusturuluyor fakat 15.yy da yazIya geciyor temasI battal gazinin kahamanlIgI ..... birde battalname metninden sunlar anlasIlIyor gaza ve cihat anlayIsI tarIm ve hayvancIlIkla ugrasIdIgI ve battal gazinin bir tImarlI sipahi olabilicegi b.Silah yerine kılıç kullanıldığı kaleler olduğu cihat ve gaza anlayışı2.Tarkan ve Cüneyt Arkın filmleri -sayfa 87... 1.TİPTİR:kuvvetli güçlü dini uğruna savaşan bir komutanHEM TİP HEM KARAKTERDİR:müslüman olmayan çevresindeki insanlara zülmeden kötü bir kişidir. TİPTİR:iyi niyetli yardım sever 2.DİNAMİK DİNAMİK DURAĞAN 3.TÜMÜ TÜMÜ SONU 4.OLUMLU ETKİLEMİŞTİR:çevresindekiler onu yüceltmişler. OLUMSUZ ETKİLEMİŞTİR:müslüman olmaması ve çevresindekilere kötü davranması yenilmesine yol açtı KADIN ETKİLENMEMİŞTİR:Onun kişiliğini şekillendiren oğlunun kaybetmesinden duyduğu üzüntüdür. ![]() 5.3ü için geçerli GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDA DA BU TÜR İNSANLAR VAR 6.var.Kahraman yapan simbatın beceriksizliği Böyle bir insan yapan battal gazinin beceriksizliği yok 7.evet evet etkisiz 8.özenme vardır.ama birebir yktur evet az evet syf 88 5.Mekanın ve zamanın anlatıldığı cümleler Mekan:Seyit yürüdü ///kaleyi/// dolaştı.Mekan kale oluyor. Simbat ///saraya/// geldi. Seyit dahi sarnıça düştü. Zaman:Yatsı vaktiydi erteye değin........ Alem düşmanlardan boşalınca.......... Mekanın ve zamanın anlatımı Mekan:Mekanlar sadece adları söylemektedir.Tasviri yapılmamaktadır. Zaman:Kesin bir zaman ifade edilmemektedir. 6.a.Metinde olaylar ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcı tarafından anlatılmaktadır. b.Kişiden kişiye değiştiği için cvbı sana bırakıyorum. 7.Tasvirler:Sevindiğinden///ağlaya ağlaya///evine geldi. Seyit///karanlıkça///bir yerde kaldı. Tasvirlerin işlevleri:Tasvirlerin amacı anlatılanların okuyucunun zihninde canlanmasıdır.Bunlar verilemezse anlatımda akıcılık olmaz. 8.Günümüz türkçesine benzeyen bazı sözcükler vardır.Ancak bunlar ses değişikliklerine uğramışlardır.Mesela üç yirden kolanın berkitti diyor üç yerden sıkılaştırdı olacak. DELİ DUMRUL ANNE-BABA EŞİ SAYFA 93 1.a. 12-2-4-10-5-7-13-3-9-11-1-6- 8 b. Deli Dumrul'un yaptıklarından ders almasıdır pişmanlık 3.etkinlik a.Adil bir yapı yok islamiyet inancının yoğun bir şekilde olmasına rağmen farklı dinler görülüyor. b.oba çay dua etmeleri atc.tema evrenseldir. 4.soru Mekanın ve zamanın anlatıldığı cümleler. Mekan:Köprü Rum Şam evZaman:Yüzkırk yıl bugün demin şimdi dokuz ay on ay![]() Mekanın ve zamanın anlatımı. MEkan:Mekanların sadece isimleri söylenmkte tasvirleri yapılmamakta.Zaman:arkadaşlar siz yukardaki zamanlara bi bakın bence kesin zaman ifade ediliyor. 6.a dede korkut ilahi bakış açısıyla yazılmıştırb. metin gayet güzel ben olsam birde sonuna şunu eklerdim deli dumrul artık Allah ' a bağlı inançlı bir insan oldu derdim. 7.a kara dağlar soğuk soğuk sularım tavla tavla koç atlarım penceresi altın otağım katar katar develerim beyaz koyunum b. tasvirler çıkartıldığında cümleler çok basit oluyor syf 94 karakter nasıl bir insandır= deli dumrul= kendine güvene yiğit güçlü ve de zorba birisidir anne-baba= dünyaya bağlanmış evladı için canını vermeyen birisidir eş= kocasını canını verecek kadar çok seven fedakar bir eştie karakter durağanmıdır dinamikmidir= deli dumrul=dinamiktir anne -baba=dinamiktir eş=dinamiktir hikayenin hangi kısmı sizin karakter hakkında böyle düşünmenize neden oldu= deli dumrul=hareketlilik konusunda olaylara yön vermesi anne -baba=deli dumrul ile girmiş oldukları diyalog eş= '' '' '' '' '' '' sosyal ortam ve çevre bu karakteri nasıl ekilemiştir= deli dumrul=olumlu yönde anne-baba=olumlu yönde eş=olumlu yönde bu karakterin sizin toplumsal yapınızdan farkı varmı= deli dumrul=fiziki güç yönünden var anne-baba=yok eş=var bu karakterin diğer karakterler üzerinde etkisi var mı deli dumrul =var anne -baba=var eş=var karakter kendi kişiliğinin farkında mı?= deli dumrul=düşünmüyor anne-baba=düşünmüyor eş=düşünmüyor sizce gerçek hayatta bu hikayedeki karakter gibi davranan biri olabilir mi?= deli dumrul=olabilir ama azrail e kafa tutması yönünden baktığımızda olamaz anne-baba=olabilir eş=olabilir sayfa 95 C.(95)ALLAH A KARŞI ÇIKILMAZ DERDİM..... Ç.KÖPRÜDEN GEÇENLERDEN PARA ALDIĞINI GEÇMEYENLERİDE DÖVEREK PARASINI ALDIĞINI DUYDUĞUMDA CEZALANDIRIRDIM...6.A:METİN İLAHİ BAKIŞ AÇISI İLE YAZILMIŞTIR....... VALLA GAYET GÜZEL BİR METİN SONUCU ....BEN SONUNA BİRDE ŞÖYLE EKELRDİM; DELİ DUMRUL ARTIK ALLAH A BAĞLI(İNANÇLI) BİR İNSAN OLDU DERDİM.... TASVİRLER;KARA DAĞLAR SOĞUK SOĞUK SULARIM TAVLA TAVLA KOÇ ATLARIM PENCERESİ ALTIN OTAĞIM KATAR KATAR DEVELERİM BEYAZ KOYUNUMM..... B.TASVİRLER ÇIKARTILDIĞINDA CÜMLELER ÇOK BASİT OLUYOR.... sayfa 102 1)a. *Melik Danişmend'in Haraşna'da uyurken bir rüya görmesi ![]() *Melik Danişmend'in otağına bir elçinin gelip ona Kara Tigin tarafından gönderilen mektubu sunması ![]() *Mektup okunduktan sonra Abdurrahman Tokati'nin otağa gelmesi ![]() *Melik Danişmand'in yirmi bin erle Tokat'a doğru yola çıkması ![]() *Tokat önlerinde konaklayan düşmanla savaşılması ![]() *Melik Danişmend'in düşman beylerini dine davet etmes o gece bir rüya görmesi![]() *Melik Danişmend'in okuduğu dua ile Gümenek Irmağı'nın suyunu kesmesi o gece bir rüya görmesi![]() *Melik Danişmend'in askerleriyle Cincife ovasında konaklayarak savaş hazırlığı yapmaları ![]() *Melik Danişmend'in savaşı kazanması. b.Tema:Melik Danişmend'in kahramanlıkları. 4.Etkinlik 1)a.Danişmendname'deki kahramanlık teması ile dönemin sosyal özellikleri örtüşmektedir. b. 1)Ağaçların aşılanması ![]() 2)Savaşta at silah ve zırhların kullanılması![]() 3)Kalelerde yaşanılması ![]() 4)Elçilerin mektup getirmesi ![]() 5)Seferlerde alem sancak taşınması;davulların çalınması![]() 6)Savaş için otağ kurulması ![]() 7)Sevinçli haberlerde müjde davullarının çalınması ![]() 8)Savaşta esir ve ganimet alınması ![]() 9)Esirlerin bağlanması ![]() 10)İpek kumaş kullanılması ![]() 11)At sürüsü beslenmesi ![]() 12)Fethedilen yerlerin imar edilmesi(mescit medrese...)![]() 13)Haber almak için casusların kullanılması ![]() 14)Düşmanı hazırlıksız yakalamak için gece baskınlarının yapılması. 2)Kahramanlık temasının tüm dünyada en çok işlenen kavram olduğu göz önünde bulundurulursa işlenen temanın evrensel olduğu sonucuna ulaşabiliriz.3) *Kısa cümleler kullanılmıştır. *Özgün metinde kullanılan bazı seslerle günümüz Türkçesindeki sesler arasında farklılaşma olduğu görülmektedir. 4)Metnin yapısını oluşturan ögeler:Olay örgüsü kişiler mekan zaman.Metnin yapısını oluşturan ögeler arasındaki ilişki:Olay örgüsü kişiler mekan ve zaman temayı ifade etmede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.sayfa 115 1.üstteki paralel çizgiler; akıl utanma-haya ilim imanalttaki paralel çizgiler;öfke aç gözlülük haset şüpheAna düşünce;İman rahmani şüphe şeytanidir.2.Dönemin tasavvuf ve hayat anlayışını ilahi aşkı ve bu aşkın verdiği coşkuyu islam inancının kaynaklarını öğretmek amacıyla yazmıştır.3.Makalatın Özellikleri: Eserde sade anlaşılır bir dil ve kısa cümleler kullanılmıştır.Bazı sözcüklerin günümüze gelinceye kadar bazı ses değişikliklerine uğradıkları görülmektedir.sayfa 116 4.13. ve 14. yüzyıl öğretici metinleri==>>*manzum metinler(şiir) *mensur metinler(düz yazı) 5.Tasavvuf Geleneğine bağlı kalınarak oluşturulmuştur. sayfa 117 6.olay örgüsü;Nasrettin Hoca günün birinde ölür. Birilerinin cenazesini kaldıracağını düşünür. Kimsenin oralı olmadığını görür. Yardımcı kavram ve düşüncelero paralel çizgilere yazılcak olan kelimeler..) *vefasızlık yalnızlık ilgisizlikAna düşünce;İnsan her işini kendisi yapmalı başkalarına güvenmemelidir. sayfa 119 a.KONULARI BAKIMINDAN ÖĞRETİCİ METİNLER *Tıp metinleri * dini metinler * İslam menkıbeleri * öğüt ve bilgi verici metinler b.Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.Cümleler kısa ve açıktır.Bu dönem öğretici metinleri din tasavvuf tıp ve tabiat konularında yazılmıştır.Bu yüzyılda yazılan öğretici metinler aydınlatıcı ve yol gösterici metinlerdir. ÖLÇME DEĞERLENDİRME 1.a 2.T A S A V V U F 3.e 4.Makalat adlı eseri...Hacı Bektaş Veli...yazmıştır. 14.yy öğretici metinleri anlatım biçimleri bakımından...manzum..ve...mensur...olmak üzere iki gruba ayrılır. 5.D Y D D Y D Yarkadaşlar 120deki 5 sorud d d d y d y 121 sayfayı zaten sınıfta yazcaksınız şiiri123;birim değeri;beyit birim sayısı;5 birimlerde anlatılanlar ![]() 1.şair sevgilinin yüzünü açmasını ve yürümesini bahçedeki varlıkların bunu görmesini istemiştir 2.bu beyitte ise şair aşk aşka sevgilinin aşkından düştüğünü ve amansız bir dert olduğunu anlatmıştır3.sevgilinin aşkınkından perişan olduğunu anlatmıştır 4.duyduğu aşktan dolayı kaburga kemiklerinin bile sayılabileceğini ve bu ahliyle musikara benzediğini 5.güzellere acımasız şefkatli değilller demenin yanlış olduğunu vurgulamktadır TEMA;aşktır ç.beyitlerin yerlerini değiştirdiğimizde anlamda bi değişiklik meyadana gelmez çünkü beyitler kendi arasında uyumludur. d.yaşanması mümkün değildir çünkü hayali unsurlar vardır. egazel nazım şeklinin özelliklerini yazcaksınız bunu bulabilirsiniz f ikisininde nazım şekli gazel nazım birimi beyit temaları aşk ölçü aruzdur 124.2.soru:ses benzerlikleri var ahengi sağlayan unsurlar var 125.4.soru;gül ve nesrin sevgilinin yanagı servi ve sanavber;sevgilinin yürüyüşü gülnar; rengi ve şekli dolasıyla aşığın vücudunaki yaralar sayfa 121 1. etkinlik NABİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI Bende dayanacak güç sende vefadan zerre yok.İki yoktan ne çıkar bir kere düşünelim.MUHİBBİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI Halk içinde devlet gibi itibar gören bir şey yok. (Fakat)dünyadaki devlet bile bir nefes sağlıktan daha değersizdir. AŞIK PAŞA'NIN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI Şu gönülde dağ olan hem gönül bağını kesip hem de bağ olan aşk değil mi(dir?) FUZULİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI Herkes bayram için yılda bir kez kurban kesmektedir.Ben her zaman her saat senin kurbanınım. ULVİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI Ey sevgili halimi arz etmek için seni yalnız bulamıyorum.Seni yalnız bulduğumda ise kendimi asla bulamıyorum. NEFİ'NİN SÖZÜNÜN AÇIKLAMASI Aşık benim rezilliğimle şehirde şöhretlendim(tanıdım).Mecnun'un hikayesini yazanlar hep çöle sahraya yazmışlar.sayfa 123 BİRİM DEĞERİ:beyit BİRİM SAYISI:beş ŞİİRİN TEMASI:aşk BİRİMLERDE ANLATILANLAR; 1.şair sevgilisinin yüzünü açıp salınarak yürümesini bağdaki çiçek ve ağaçların da bunu görmesini istemektedir.2.şair bu aşk hastalığına sevgilinin aşkından düştüğünü bunun da nasıl amansız bir hastalık olduğunu herkesin görmesini istemektedir.3.şair sevgilisinin aşkından perişan olduğunu vücudunda yaralar açıldığını söylemektedir.4.şair aşk derdinden dolayı kemikleri sayılacak kadar zayıfladığını bu hali ve inlemeleriyle tıpkı Musikar'a benzediği söylemektedir.5.şair güzellere yumuşak huylu değiller demenin yanlış olduğunu gördüklerinde hemen yumuşak huylu olduklarını söylemektedir.Ç. gazeldeki beyitlerin yerleri değiştirilerek okunduğunda gazelin anlamında herhangi bir değişiklik olmamaktadır.Çünkü gazelin birimleri olan her beyit kendi içinde bir bütündür.Bu nedenle anlam aynı birim içinde başlar aynı birim içinde biter.Dolayısıyla bir beyitteki anlam diğer beyitlere bağlı olmadığı için beyitlerinin yerlerinin değiştirilmesi gazelin anlamında herhangi bir değişikliğe sebep olmamaktadır.D.Şiirde anlatılanların gerçek hayatta yaşanılması mümkün değildir.gazeldeki sevgili ve aşık tipleri şairin hayal gücünün ve bağlı bulunduğu Divan şiiri geleneğinin tipleridir.E.Gazel nazım şeklinin özellikleri; *Divan şiirinin nazım şekillerindendir. *5-15 beyit arasında yazılır. *İlk beytine matla son beyitine makta en güzel beyitine beytü'l-gazel şairin adının veya mahlasının geçtiği beyte mahlas beyti denir.*İlk beyit kendi arasında kafiyelidir. *Genellikle aşk kadın ve içki konuları işlenmiştir.F.Her iki şiirde gazel nazım şekli beyit nazım birimiyle ele alınmıştır.Kafiye şeması Baki'nin gazelinde olduğu gibi aa/ba/ca... şeklindedir.Her iki gazelinde teması aşktır.Anlatılanlarda gerçek hayatta yaşanması mümkün değildir.Hoca Denhani'nin gazeli 7 birim iken Baki'nin gazeli 5 birimdir.2. ETKİNLİK Aşk temasıyla bulduğunuz şiirleri sınıfta okuyunuz.((arkadaşlar buna Özdemir ASAF'ın --LAVİNİA-- şiiri örnek verilir.)) 2.Gazelde aşk teması işlenmiş ve bir aşığın durumu gözler önüne serilmişti.Burada ise aşığın durumu yine gazelin bütünündeki durumuna eşdeğerdir.Verilen sözcükler okunduğunda yine halini anlatan ve sitem eden aşığın durumu ortaya çıkmaktadır. 3. İMGELER GÜL VE NESRİN:rengi dolayısıyla sevgilinin yanağı SERVİ VE SANAVBER:uzunluk ve salınış sebebiyle sevgilinin boyu ve yürüyüşü. GÜLNAR:rengi ve şekli dolayısıyla aşığın vücudundaki yaralar. 4.SÖZCÜK: Gülnar GERÇEK ANLAMI: nar çiçeği ŞİİRDEKİ ANLAMI:yara GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Gülnar bu mevsime yakışıyor. MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Bu dertten gülnarlar açtı her yanımda. SÖZCÜK:muhabbet(gülşeni) GERÇEK ANLAMI: gül bahçesi ŞİİRDEKİ ANLAMI:vücut GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Gül bahçesi rengarenkti MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Yanımdayken kendimi gül bahçesinde hissediyorum. SÖZCÜK:Musikar GERÇEK ANLAMI:efsanevi kuş ŞİİRDEKİ ANLAMI:vücut GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Musikar efsanevi bir kuştur. MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Öyle güzel sesi vardı ki Musikar'ı andırdı. 6. Açıl bağun gül ü nesrini ol ruhsarı görsünler Salın serv ü sanavber şive-ı reftarı görsünler. yukarıdaki dizelerde istiare(eğretileme)sanatı vardır. Kapunda hasıl itdi bu devasuz derdi hep gönlüm Ne derde mübtela oldu dil-i bimarı görsünler. yukarıdaki dizelerde teşhis(kişileştirme)sanatı vardır. Açıldı dağlar sinemde çak itdüm giribanum Muhabbete gülşeninde açılan gülnarı görsünler. yukarıdaki dizelerde teşbih(benzetme)sanatı vardır.Vücut sevgilinin gül bahçesine yaralar ise nar çiçeğine benzetilmiş. Ten-i zarumda pehlum üstühanı sayılur bir bir Beni seyr itmeyen ahbab Musikar'ı görsünler yukarıdaki dizelerde teşbih sanatı vardır.Aşık kendini ve inlemelerini Musikar'a ve onun gagasından çıkan seslere benzetmiştir. Ey Baki bu ifade de nida(seslenme)sanatı vardır. Yalvarı görsünler yukarıdaki ifadede iham sanatı vardır. yalvar sözcüğü hem yalvar- hem de bir çeşit para anlamında kullanılmıştır.Her iki anlamda beyte uygun olduğu için iham sanatı vardır. 7.*gazel nazım şeklinin kullanılması *beyit nazım biriminin kullanılması *aruz ölçüsünün kullanılması *sanatlı bir şöyleyiş olması *arapça ve farsça sözcüklerin kullanılması 8.örnek yazı: Bakinin gazeli yapı bakımından divan şiir geleneği yansıtmaktadır.Anlatımdaki sanatlı ve manzumlara dayalı ifadelerin yanı sıra ahenk bakımından da çok güçlü olan gazelde aşk teması işlenmiştir.şair aşk temasını aşık ve verfasız sevgili etrafında işlemiştir.temanın işlenmesinde manzumların yanı sıra şairin hayal gücünün de etkisi vardır. 9.Baki; *şiirlerinde tasavvufi unsurları kullanmıştır. *şiirleri nazım tekniği yönünden kusursuzdur. *şiirlerinde çok güçlü sanatlı bir söyleyiş vardır. *divan şiirinin en güçlü şairidir Sayfa129 SU KASİDESİ 1) Ey göz gönlümdeki ateşlere gözyaşından su saçma böylesine tutuşan ateşlere su çare kılmaz. Bu beyitte Fuzulî gönlünde aşk ve ıztırabı ateşlere gözyaşını ise suya benzetmiştir. Su ile ateş birbirine zıttır. Su ateşi söndürür. Fakat gönül atşi maddî değil manevîdir. Bundan dolayı gözyaşları insanın içindeki ateşi söndürmez. Bu beyit bize Fuzulî'nin muztarip duygulu bir insan olduğunu gösteriyor. Bu beyitte tekrarlanan (s g d k) konsonantları (ünsüzleri) ile (o ö u) vokalleri (ünlüleri) bir ahenk vücuda getirmektedir.2) Dönen günbedin rengi mi mavidir yoksa gözümden akan su mu onu çepçevre çevirmiştir bilmiyorum.Bu beyitte geçen "âb-gûn" kelimesi hem suya benzer hem mavi renk mânâsına gelir. Fuzulî gözyaşlarının gök kubbeyi çepçevre kuşattığını söylemekle mübalağa sanatı yapıyor gökyüzünün renginin mavi mi yoksa gözyaşlarından dolayı mı böyle göründüğünü bilmediğini söylemekle "tecahül-i arifane" de bulunuyor. Gökyüzü için "günbed-i devvar" (döner kubbe) tamlamasını kullanmakla da şair gökyüzü ile göz arasında bir münasebet kuruyor. Bu beyitte tekrarlanan (n ve g) konsonlarıyla ince ve kalın yuvarlak vokaller hususî bir âhenk vücuda getiriyor.3) Kılıcının zevkinden gönlüm parça parça olsa şaşılmaz zira su zamanla duvarda yarıklar bırakır. Fuzulî'nin bu beyitte "zevk-i tîg-kılıcının zevki" tamlamasını kullanması psikolojik bakımdan dikkati çekicidir. Fuzulî sevgilisinin verdiği acıdan şikâyet etmez tam tersine zevk duyar. Burada söz konusu olan kılıç sevgilinin keskin bakışıdır. Şair senin kılıca benzeyen bakışlarının yerdiği acı' bana zevk" verir fikrini "zevk-i tîg" tamlaması ile özetlemiştir. Divan şairleri bu nevi kısa özet veya yoğun sözlerden hoşlanırlar. Onları okuyucunun çözümlemesi lâzımdır. Şair kılıcın gönlünü çak çak (parça parça) etmesi ile suların duvarda yarıklar hâsıl etmesi arasında bir bağlantı kuruyor. Divan şairleri çok defa kılıç deyince suyu hatırlarlar. Bunun sebebi kılıcın imal edilirken su ile çelikleştirilmesidir. Bir klişe olarak kullanılan "âb-ı tîg" (kılıç suyu kılıcın parlaklık ve keskinliği) tamlaması da onlarda su hayalini uyandırır.4.Yaralı gönül senin (peykân)ından korka korka bahseder. Yaralı olan suyu ihtiyatla içer. Bu beyitte geçen "peykân" sözü okun ucundaki demir mânâsına gelir. Bu da sevgilinin kirpiklerine tekabül eder. Sevgilinin oka benzeyen kirpikleri âşığı yaralar yaralılar da suyu ihtiyatla içerler.5.Bahçıvan boşuna zahmet çekmesin gül bahçesini suya versin bin gül bahçesine su verse senin yüzün gibi bir gül açılmasına imkân yoktur.Bu beyitte sevilen varlığın yüzü ile gül arasındaki benzeyiş dolayısıyla ikisi arasında bir mukayese yapılmıştır. Fuzulî su redifi vasıtasiyle hayali genişletiyor. Araya bahçıvanı da katıyor. Sevgili güzellik ve başka vasıfları bakımından gülden üstündür. Şair su vermek ile de oynuyor. Birinci mısrada "suya vermek" sözü mecazî olarak yok etmek mânâsına kullanılmıştır.6. Yazı yazan (hattat) kalem gibi gözlerine kara su inse de senin yüzünün hattına benzer bir hat yazamaz.Bu beyitte "gubar ' muharrir hat hâme ve kara" kelimeleri arasında tenasüb sanatı vardır. Bu kelimeler birbirleriyle ilgilidir. Hat yazı sanatıdır. Gubar hat sanatında bir yazı çeşididir. Şair kalem kara ve muharrir kelimelerini hat sanatı ile münasebeti bakımından zikrediyor. Divan şairleri sevgilinin yüzündeki ince tüyleri hatta (yazıya) benzetirler. Sevgilinin yüzünün hatları hattatın yazdığı yazılardan çok daha güzeldir. Hattat gözlerine kalem gibi kara su ininceye dek yani kör oluncaya kadar yazı yazsa senin yüzünün hattına benzer bir yazı yazamaz. Şair "okşamak" kelimesini hem benzetmek hem yüz dolayısıyle sevmek mânâsında kullanmıştır. Kalem (hame) gibi gözüne kara su inmek sözü mecazî olarak kör olmak mânâsına gelir.7.Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa bunda şaşılacak ne var? Gül yetiştirmek isterken dikene verilen su boşa gitmez. Fuzulî bu beytinde gözyaşını tatlı bir alayla yumuşatıyor. Beyit birbiriyle ilgili şu benzetmelere dayanıyor: Yanak-gül kirpikler-diken gözyaşı-su. Bu beyitte eskilerin "leff ü' neşir" (sarma ve açma) dedikleri bir sanat vardır. Bu sanat aralarında münasebet bulunan iki veya üç şey zikrederek karşılıklarını (benzerlerini) söylemek suretiyle yapılır.8.Gam günü hasta gönülden kılıcını (kirpiklerini bakışını) esirgemek gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.Fuzulî burada da ok (kılıç) -su-yaralanma mazmununa dayanıyor. Karanlık gece ile sevgilinin kara gözleri arasında da münasebet vardır.9.Gönül ondan ayrı olduğun zaman onun peykinin (oka benzeyen kirpiklerini) isteyerek hasretini teskin etmeğe çalış. Susuzum git bu çöl de benim için su ara.Kılıca olduğu gibi peykâna (ok ucuna) da su verilir. Şairin "git bu çölde benim için su ara" demesi demirin kuruluk bakımından çöle benzemesinden demirde ve çölde gizli olarak su bulunmasından dolayıdır. Şairin asıl özlediği sevgilisinin bakışlarıdır.10. Ben dudağına karşı büyük bir arzu duyuyorum. Kuru sofular ise kevser istiyorlar; böylece sarhoşa şarap ' ayık insana da su hoş gelir.Bu beyitte dudak kırmızılığı dolayısıyle içkiye benzetilmiştir ve sarhoşa (aşığa) uygun görülmüştür. Kevser Cennet'te bir havuzun adıdır. Dîvan şairleri aşk ile kendinden geçenlerle kuru sofuları karşılaştırmaktan ve aralarındaki tezadı belirtmekten hoşlanırlar. Aynı beyitte birbirine paralel olan dudak-şarap âşık-sarhoş kevser-su zahid-ayık insan benzetmeleriyle Fuzulî bir leff ü neşir sanatı yapmıştır.11. Su durmadan senin mahallendeki bahçeye doğru akıyor. Galiba o hoş yürüyüşlü sevgiliye âşık.Fuzulî'nin küçük bir tablo teşkil eden bu beyti de birtakım gizli benzetmelere dayanır. "Serv-i hoş-reftar"dan maksat uzun boylu güzel yürüyüşlü sevgilisidir. Sevgilinin bahçesine doğru akan su âşıktır. Dîvan şairleri sevgilinin boyu için "revan" (akıcı) sıfatını da kullanırlar. Servi kelimesi şairde su çağrışımı uyandırmıştır.12. Toprak (set) olarak sevgilinin köyüne giden suyun yolunu kessem gerek. Zîra o benim rakibimdir. O köye gitmesine engel olmalıyım. Şair burada yine servi dolayısıyle rakibini suya benzetiyor. Toprak olmak kelimesi mecazî olarak ölmek mânâsına gelir. Fuzulî bu kelimeyi hem hakikî hem mecazî mânâda kullanıyor.13. Ey dostlar eğer onun elini öpme arzusu ile ölürsem toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.Fuzulî ince bir hayale dayanan bu beytinde (s) aliterasyonu ile (u) asonansının doğurduğu âhenkten de istifade ediyor. 14. Servi kumrunun yalvarmalarına karşı dikbaşlılık ediyor. Su gitsin de onun eteğine sarılıp ayağına düşsün yalvarsın.Servi ile kumru çok defa bir arada bulundukları için birbirlerine âşık sayılırlar. Servi güzel boylu sevgiliye kumru yalvaran âşığa benzer. Şair servinin uzun oluşu ile dikbaşlılık arasında bir münasebet bulunuyor. Servi ağaçlarının dibinden akan su da bir arabulucuya benzetiliyor. Şair bu beyitte servi kumru ve suya insana has vasıflar vermek suretiyle "teşhis" ediyor ve âdeta tabiatı masallaştırıyor."Servi" vahdeti (Tanrı) "su" peygamberi "kumru" kulu temsil eder. Beyitte arka planda böyle bir mânâ da vardır.15. Gül dalı bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor. Su gül dalının damarına girerek bülbülü kurtarmalıdır.Renk kelimesi renkten başka şekil suret ve hile mânâlarına da gelir. Şairin burada onu kullanması gül ve bülbülün kanı dolayısıyledir. Gül kendisine kırmızı renk sağlamak maksadıyle bülbülün kanına girmek istiyor. Divan şiirinde gül ile bülbül arasında bir aşk münasebeti olduğundan bahsedilir. Şair bu beytinde de gül bülbül ve suya insanî vasıflar izafe ediyor.16. Su temiz tabiatını âleme aydınlık (berrak) kılmış ve Hazret-i Muhammed'in yoluna girmiştir.Şair bu beytinde su ile Hazret-i Muhammed'e uyan onun yolunda giden mümin arasında bir münasebet buluyor. Temizlik dolayısıyle İslâmiyet suya büyük önem verir. Su maddî ve manevî temizliğin sembolüdür. Suyun vasıflarından biri berrak oluşudur. İyi mümin de öyledir. Onun gönlü de su gibi aydınlık herkese açıktır.17. Seyyid-i nev'-i beşer (insan ney'inin efendisi Hazret-i Muhammet) seçkinlik incisinin denizidir. Onun mucizeleri kötülerin ateşi üzerine su serper.Burada su redifi dolayısıyle Peygamber bir seçkin inciler denizine benzetilmiştir. Onun din denizi seçkin inciler yetiştirir. O kötülük ateşlerini söndüren bir sudur. Su ile ateş arasında tezat vardır. Burada ateş kötülüğün su iyiliğin sembolü olarak kullanılmıştır . Bu beyitte seyyid ıstıfa sepmek) (beşer ateş-i eşrar) kelimelerinde aliterasyon vardır.Hz. Muhammed doğduğu zaman ateşperestlerin ateşleri sönmüştür. Beyitte bu mucizeye de telmih vardır.18. Peygamberlik gül bahçesinin canlılığını tazelemek için mermer taşı mucizinden (yaratıcılığından) su akıtmış. Peygamberlik gül bahçesine su verince gül tazeleniyor. Gül Peygamberimize izafe edilen bir çiçektir. Peygamberlik müessesesi onunla taze kalmış Son peygamber olan Peygamberimizin mucizelerinden biri kara taştan su akıtmak. Bu mucize peygamberliğinin kabulü ve yeni bir gül açılması peygamberlik bahçesinin parlaklığının tazelenmesidir.19. Onun mucizi âlemde öyle nihayetsiz bir hidayet denizidir ki binlerce kâfir tapınağına (Mecusî tapınağına) o denizden hidayet ermiştir.Peygamber doğduğu zaman vukua gelen harikulade hadiselerden biri de sönmeyen ateşlerin sönmesi (Mecusî ateşlerinin sönmüş olması)dir. Bu hadiseye telmih eden Fuzulî'ye göre peygamberimizin mucizesi öyle sonsuz bir deniz imiş ki binlerce kâfir ateşgedesindeki ateşi söndürmeğe yetmiştir. "Yetmiş" kelimesi hem "erişmiş" hem de "kifayet etmiş" mânâlarına gelir. Burada kifayet etmiş mânâsında tevriye!i kullanılmıştır.Ayrıca su-ateş arasında tezat vardır. 20. Şiddet günü Ensar'a parmağından akıttığı suyu kim işitse hayretle parmağını ısırır.Tebuk seferinde (şiddet günü) susuz kaldıkları zaman Peygamberimizin parmakları arasından oluk oluk su akmış. Bunu duyan hayretinden parmağını ısırır. Bu hadise de kullara hayret veren bir mucizedir. 21. Dostu yılan zehri içse ebedî hayat suyuna döner düşmanı su içse mutlaka yılan zehri olur. Peygamberin dostlarından maksat hayatında iken ona uyan sahabelerle onun yolundan giden Müslümanlardır. Aynı imana sahip oluş onlara da manevî bir güç verir ve onlar bu manevî güç ile kötülükleri iyiliğe döndürebilirler. Buna karşılık düşmanları için iyi şeyler böyle kötü bir mahiyet alır. Şair bu fikri yılan zehrinin ebedî hayat suyuna veya tersine ebedî hayat suyunun zehre dönüşmesi sembolü olarak ifade ediyor. Burada tezat sanatı vardır. 22. Abdest almak için yanağının gülüne su serpince her damla sudan bin rahmet denizi dalgalanmıştır.Şair borada "gül-i ruhsar" tamlaması ile Peygamber'in yanağını güle benzetmiştir. Abdest alınırken yüz yıkanır. Peygamber'in yüzüne değen su onun manevî gücü ile çoğalıyor bir damladan bin rahmet denizi doğuyor. Damla ile deniz arasında tezat vardır. Bu tezat ve benzetme tasavvufta birlik (vahdet) ile çokluk (kesret) u belirtmek için kullanılır. Çok birden doğar. Başlangıçta ilk Müslüman olan Hazret-i Muhammed tek idi. Daha sonra Müslümanların sayısı yüzlerce milyonu aştı. Tanrı'nın insanlara acıması mânâsına gelen rahmet Türkçe'de mecazî olarak yağmur mânâsına da gelir. Yağmur milyonlarca damladan oluşur.23. Su senin ayağının toprağına erişeyim diye durmadan ömürler boyu başını taştan taşa vurarak âvâre gezer durur.Her yıl yüz binlerce Müslüman dünyanın dört bir yanından Hacc'a giderler. Peygamber'in mezarını ziyaret ederler. Şair sulara da böyle kutsal bir duygu yüklüyor. Suların başını taştan taşa vurması hem hakiki hem mecazî mânâda kullanılmıştır. Hayat ile su arasında münasebet olduğu için şair ömür kelimesini kullanmıştır. Muttasıl kelimesi Arapça "vasl" (ulaşan kavuşan) kökünden gelir. Bu beyitte teşhis sanatı vardır.24. Su ister ki senin dergâhının toprağına zerre zerre nur salsın. Parça parça olsa bile su o dergâhtan dönmez.Toprak su ve ışık zerre zerre parça parça olurlar. Su ışığı yansıtır. Şair su ve ışığın bu özelliklerine manevî bir mânâ da veriyor. Burada su ve ışığın zerre zerre veya pare pare olması sevginin gücünü ifade eder.25. Senin na'tını zaman zaman tekrarlamayı hata ehli derman bilir. Tıpkı sarhoşun ayılması için yüzüne su serpmesi gibi. Hata kelimesi yanlış ve günah mânâsına gelir. "Ehl-i hata"dan maksat yanlış yola sapanlar günahkârlardır. Onlar günahlarından kurtulmak için sarhoşun ayılmak maksadıyle yüzüne su serpmesi gibi senin na'tını tekrarlarlar. Na't bir şeyi medhederek anlama mânâsına gelir. Hazret-i Mu-hammed'i övmek için yazılan şiirlere de na't denilir. Belli zamanlarda okunan Kur'an cüzlerine ve dualara "vird" denilir.26. Ey Tanrı'nın sevgilisi ey insanların en iyisi sana dudakları yananların su dilemeleri gibi müştakım.27. Şen o keramet denizisin ki Miraç gecesi feyzinin şebnemi duran ve gezen yıldızlara su götürmüştür. Burada Hazret-i Muhammed'in Mirac'ına telmih vardır. Şebnem kelimesinin şeb'i (gece) ile Şeb-i Mîrac'ın "şeb"i aynı mânâya gelir. Şairin iki kelime atasında münasebet kurmasının sebebi budur. Feyiz: suyun taşması bereket demektir. Şebnem ile bahar arasında tezat vardır. Peygamber'in manevî gücü o kadar kuvvetlidir ki yeryüzünden götürdüğü şebnemi bütün yıldızlara yetecek su sağlar. Burada sudan maksat Hazret-i Muhammed'in Miraç gecesi bütün kâinata varlığı ile vermiş olduğu feyizdir.28. Mezarını yenileyen mimara su gerekirse güneşin çeşmesinden her dem feyzin saf suyu iner.Burada güneş dünyaya feyz ve bereket verdiği için çeşmeye güneşten akan ışık zülâle (saf su) benzetilmiştir.29. Cehennem korkusu yanık gönlüme gam ateşi salmış senin ihsan bulutunun o ateşe su serpeceğini umuyorum.Mânâ bakımından bütün kelimeleri birbiriyle ilgili olan bu beyitte tenasüb veya müraat-i nazîr sanatı vardır. 30. Na'tının uğuru ile Fuzulî'nin sözleri nisan yağmurundan vücuda gelen büyük inci tanelerine benzemiştir. Bir efsaneye göre istiridyeler nisan ayında denizin yüzüne çıkar yağmur yağarken kabuğunu açar bir iki damla alır yeniden denizin dibine inerlermiş. Bunlar zamanla inci haline gelirmiş. Fuzulî yukarıdaki beytinde bu efsaneye telmihte bulunuyor kendi sözlerini inciye benzetiyor.31. 32. Mahşer günü gaflet uykusundan uyandığımda ve hasret gözyaşlarından uykusuz gözlerim su döktüğünde (ağladığımda) umduğum odur ki mahrum olmayayım vaslının çeşmesi senin yüzüne teşne olan bana su versin.Divan şairleri umumiyetle fikirlerini bir beyitte sona erdirirler. Fuzuli burada 31. beyitle 32. beyiti birbirine bağlıyor. İki beyitte de mahşer günü bahis konusudur. O gün insanlar Tanrı'ya -hayatlarında yaptıkları iyi ve kötü işlerin hesabını verecekleri için büyük bir telaş ve heyecan içinde olacaklardır. O gün Hazret-i Muhammed kendisini sevenlere şefaat edecektir. SAYFA 129 1.a.birim değeri:beyit birim sayısı:32 b.şiirin teması:Hz.peygambere övgü c.nesib:1-15 methiye:17-29 girizgah:16 fahriye:30 dua:31-32ç.her beyit kendi içerisinde bir bütündür.beyitlerde başlayan anlam yine diğer beyitlere sarkmadanaynı beyitin içinde bitmektedir.kasidenin bölümlerindeki her beyit o bölümü ifade etmek amacıyla bir araya getirilmiştir.beyitler bir araya getirilirken her beyitin o bölümde anlatılacakları tek başlarına anlatmaları beyitlerin anlam bakımından birbirinden bağımsız olmalarını sağlamaktadır.beyitlerdeki kafiye ve redif olarak kullanılan su sözcüğü beyitler arasındaki ses ilişkisini göstermektedir. d. "Dest busı arzusıyla ger ölsem dostlar Kuze eylen topragum sunun anunla yara su" beyiti şairin kişisel duyarlılığını ve hayal gücünü en iyi ifade eden beyittir.şair bu beiytte onun elini öpmek arzusuyla ölürsem toğrağımdan bir testi yaparak onunla yare su verin böylece mezar toğrağım onun eline değecek ve elini öpmüş olacaktır ifadesini kullanmaktadır.bu hayal gücü ve duyarlılık şairin şiir kudretinin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.e. beyit sayısı 31-99 arasındadır. din ve devlet büyüklerini övmek için yazılır. kaside 5 bölümden oluşur. (nesib girizgah methiye fahriye dua)2.a. "Dest busı arzusıyla ger ölsem dostlar Kuze eylen topragum sunun anunla yara su" yukarıdaki beiytte "s" seslerinin tekrar edilmesi ahengi sağlamıştır. b.yukarıdan aşağı doğru akan suyun görüntüsü ile kasidedeki su sözcüğü arasında ses bakımından bir ilişki vardır.resimdeki şelaleden çıkan su sesi kasidenin redifi olan su sözcüklerinin okunmasıyla çıkan sesle eşdeğerdir.Sayfa130 SAYFA 130: ç-her beyitin sonunda su sözcüğünün tekrarlanması ses ve ahenk ahenk yönünden anlamı güçlendirir. d-13. beyit e-nazım birimi beyittir. -en az 33 beyit en çok 99 beyitten oluşur.-giriş bölümü nesib asıl konuya giriş bölümü fahriye devrin büyüğünü övdüğü bölüm medhiye son bölümüne ise dua denir.-ilk bölümüne matla son bölümüne makta denir.-uyaklanışı aa ba ca da.... şeklindedir.-ele aldıkları konuya göre isimlendirilir.bunlar:tevhit münacat naat medhiye fahriye hicviyye mersiye5.ETKİNLİK 3-şairin mecaz imge kullanmasının amacı hayal gücünün üstünlüğünü göstermesi ahengi sağlamak anlatılanları etkili kılmaktır.söz sanatlarını kullanmasının amacı az sözle çok şey anlatmaktır.4-miraç ahmedi muhtar fuzuli habiballah hayrel-beşer5-aruz ölçüsünün kullanılması kaside nazım şeklinin kullanılması mazmun ve söz sanatları kullanılması ağır ve süslü bir dil mahlasların kullanılması beyitlerle yazılması. sayfa 131 6. HİSSETTİKLERİM samimiyet sevgi özlem arzu heyecan 7.FUZULİ divan şiirinin en güçlü şairlerindendir. şiir tekniği çok güçlüdür. şiirlerinde tasavvufi konuları ele almıştır. şiirlerinde azeri türkçesinin özellikleri görülür Sayfa 133 BİRİMLERDE ANLATILARLAR Şiirin teması: Aşk 1.Şair aşıkların ayrılık acısına sabredemeyeceğini anlatıyor.Birim Değeri: Dörtlük - Birim Sayısı: Bir 2.İlahi aşk 3.Dilek (dua) 4.Aşk ç)1.Rubai: Ayrılık - Aşk 2.Rubai: Aşk Ateşi - İlahi Aşk 3.Rubai: Duam - Dilek 4.Rubai: Sevgili - Aşk d)Gerçek hayatla ilişkilendirilebilir. Aşk ve aşkın halleri ile dua insan hayatında yer bulabilen durumlardır. e)Rubai nazım şeklinin özellikleri: -Nazım birimi dörtlüktür. -Tek dörtlükten oluşur. -aaxa şeklinde kafiyelenir. -Özel bir vezinle yazılırlar. -Yoğun bir fikir örgüsü vardır bu da ahengin sağlanmasını zorlaştırır.-Tasavvuf felsefe dünya görüşü gibi pek çok konuda yazılırlar.-Asıl söylenmek istenen 3. ya da 4. dizede söylenir. 2)1.Rubai söyler imiş: redif -an: tam kafiye 2.Rubai ûr: tam kafiye 3.Rubai -dan sakla: redif â: yarım kafiye 4.Rubai dime ana: redif -z: yarım kafiye 3)"vâdi" ve "sanem" sözcükleridir. Vadi: Ihlara Vadisi'ne düzenlenen geziye katıldık. Şiir vadisinde o da kalem oynatmıştı. sanem: Puta tapınma ilkel kabilelerde de görülmektedir. Put kadar güzel bir insanmış dedi.4)1. Rubai: dil (gönül) bir insan gibi düşünülmüştür. Kişileştirme sanatı vardır.2.Rubai dil-i bi-karar: teşhis fevvare-i nur: teşbih ateş-i aşk: teşbih 3.Rubai Ya Rab: nida (seslenme) reh-i vadi-i rubai: teşbih ta'n-ı har-ı nadan-ı dü-pa: teşbih 4.Rubai sanema: nida sanem: istiare 5)Nazım şekli nazım birimi mazmun ve sanatlar divan şiiri geleneğine aittir.Sayfa135 BİRİMLERDE ANLATILANLAR Şair sevgilisine seslenerek neşelenmek için Sadabad'a davet etmektedir.Şair Sadabad'da eğlenmek amacıyla neler yapacaklarını anlatmaktadır.Şair Sadabad'da eğlenmekten Kasr-ı Cihan'ı seyretmekten bahsetmektedir.Şair sevgilisini yine Sadabad'a davet ederek eğlenmeyi teklif etmektedir.Birim Değeri: Bent - Birim Sayısı: Dört - Şiirin Teması: Kadın (sevgili) c)Farklılaşma olmaz. "Kadın" teması etrafında oluşturan birimlerdeki anlam aynı birimde başlayıp aynı birimde bitmektedir. Bu durum anlam bakımından bir farklılaşma olmasını engeller. 2)Şarkı Lale Devri'nin ünlü şairi Nedim'e aittir. Lale Devri lale bahçeleriyle imar faaliyetleriyle ve eğlenceleriyle ünlü bir dönemdir.3)Şiirin ahenginin bozulmasına sebep olur. b)Şiirin ahengini sağlamak söylemek istenenin vurgusunu artırmak amacıyla tekrar edilmiştir. Ayrıca nazım şeklinin bir özelliği olarak tekrar edilen dizelere "nakarat" denir.Sayfa-136 ç-başlangıçtan günümüze kadar kırmızı her zaman eğlenceyi temsil etmiştir. onun için kırmızıdır. 4-şairin somut yönünün güçlü olması 5-İMGELER: -serv ifade ettiği anlam: ağaç kullanış şekli: sevgilinin boyu yürüyüşü endamı-ab-ı hayat ifade ettiği anlam: ölümsüzlük suyu kullanış şekli: ölümsüzlük suyu -mutrib ifade ettiği anlam: çalgıcı kullanış şekli: çalgıcı 6-gidelim serv-i revanım yürü sa'd-abad'a: serv-i revanım:benzetme(teşbih) görelim ab-ı hayat akdığın ejderhadan ab-ı hayat ve ejderhadan benzateme(teşbih) gayrı yaranı bu günlük edip ey şuh feda ey şuh: nida(seslenme) 7-Sa'd-abad Nedim Kasr-ı Cinan Tesnim Suyu8-mazmun kullanımı aruz ölçüsünün kullanımı arapça-farsça kelime kullanımı bentlerle yazılması mahlas kullanımı ağır ve süslü bir dil kullanılması söz sanatlarının kullanılması9-bunu yapmadık. 10-şiirlerini zaevkli ve ahenkli bir şiir diliyle yazmıştır. -malileşme akımının en önemli temsilcilerindendir. -lale devrinin büyük şairlerindendir. -divan edebiyatına şarkı türünü ilk kazandıran şairdir. sayfa 138 da birmde anlatılanlar 1 sevginiğn saçını yüzüne dökülmüş görünce gönlün aşık olduğunu 2 sevgilinin bbbu sevgiyle hiç değer vermedği adını bbile anmadığı anlatılmaktadır 3 aşığın umutsuzzluğu anlatılmaktadır 4aşık sevgilisinin ğeşinden koşan diğer aşıklardan yakınmaktadır 5aşık sevgilli için kendini feda ettiğini anlatmakta 6 aşık umutsuzluğu durumunu anlatıp u sevgiye engel olamadığından bahsetmektedir. 7 aşık sevgili ile geçireceği bir anı her şeyden üstün tutmaktadır. 8 aşık bbbbbu hale düşmek istemediğini fakat gönlüne söz geçiremediğinden ahsetmektedir. 9 şair aşk kitaının ancak kendi adıyla okunabileceğinden bbbahsetmektedir şiirin teması aşl birim değeri bent birim sayısı 9 sayfa 139 teşbih sevglinin yüzü itiariyle güle enzetilmiştir. teşbih sevgilinin saçı kokusu dolasıyla yasemine benzetilmiştir teşhis(kişileştirme) aşığın gönlü insan gibi düşünülmüştür. nida gönle seslenilmiştir teşhis aşığın gönlü insan gii düşünülmüştür istiare aşığın gönlü heva yolı'na benzetilmiş fakat söylenmemiştir. sayfa-141 birim değeri:bent birim sayısı:yedi BİRİMDE ANLATILANLAR -şair gönlüne seslenerek feleğin ne yapacağının belli olmayacağını söylemektedir-gönlün arzu ve isteklerinden vazgeçmesini istemektedir. -şair bu dünyanın kimseye kalmayacağını belirtmektedir-şair gönlün feleğin güzelliklerine aldanmaması elindekilerle yetinmesini kanaat etmesini söylemektedir-şair feleğin kendisine gaddarlık ederek sevgilisinden ayırıp gurbete attığını ifade etmektedir-şair her şeyini sevgili uğruna feda ettiğinden bahsetmektedir-şair nefsin ve dünyanın isteklerinden vazgeçmek gerektiğini gönül aynasının böyle temizleneceğini ifade etmektedirşiirin teması:aşk dünya nın geçiciliğic. beşer dizelik bentlerden oluşur ilk bent kendi arasında kafiyeli diğer bentlerin son dizesi ilk bentle kafiyelidir(aaaaa bbbba....) 2.acele etme acele etmek kınama getirirdünya için boş yere ıstırap çekme arzularına heveslerine sabır ve tahammülden bir örtü çekfeleğin kaderindeki şerbet zehirlidir sakın içme dünya mülkünün saadetini bir rüya zannet kanaat ederek yalnızlık köşesini seç nefsinin ve dünyanın lezzetlirini unutarak aşk sarhoşu ol gönül aynanı tertemiz yap verilen tasavvufi öğütler insanı tasavvuftaki anlamıyla olgunlaştırmak içindir.günümüz şartları düşünüldüğünde bu öğütlerin tam anlamıyla uygulanması mümkün değildir sayfa 142 3üncü soru 1. kıtada a a a a a gösterür:redif -et: tam kafiye2.kıtada b b b b a -ab:tam kafiye3.kıtada c c c ca -i :redif -er :tam kafiye4.kıtada: ç ç ç ça -i:redif -et:tam kafiye5.kıtada d d d d a -e:redif -t: yarım kafiye6.kıta e e e ea -ini:redif -ir:tam kafiye7.kıta f f f f fa -ını:redif -at:tam kafiyeölçü aruz ölçüsüyle yazılmıştır failetün failetün failetün failün şeklinde ses ve söyleyiş şiirde uzun ve ksıa sesler ile bbbirbirine enzeyen seslerin oluşturduğu ahenk söz konusudur sayfa 142 3üncü soru 1. kıtada a a a a a gösterür:redif -et: tam kafiye2.kıtada b b b b a -ab:tam kafiye3.kıtada c c c ca -i :redif -er :tam kafiye5.kıtada d d d d a -e:redif -t: yarım kafiye6.kıta e e e ea -ini:redif -ir:tam kafiye7.kıta f f f f fa -ını:redif -at:tam kafiyeölçü aruz ölçüsüyle yazılmıştır failetün failetün failetün failün şeklinde ses ve söyleyiş şiirde uzun ve ksıa sesler ile bbbirbirine enzeyen seslerin oluşturduğu ahenk söz konusudur. sayfa 142 de 4ün cevaı 2.mısrada ve 3.mısrada telmih hatırlatma 4.mısrada nida son mısrada ise eğretileme vardır. sayfa 142 de 4ün b. si ivmek :acele etmek bunu için ivmenin bi anlamı yok =cümle sabr kılmak:sabretmek olanlara karşı güçlü ol sabret ıztırab çekmek:ıstırap çekmek o da çok ıstırap çekmişti hake salmak: toprak olmak nice insan toprak olup gitti nakş itmak: nakşetmek anlatılanları nakşediniz ser virmek: baş vermek gerekirse aşını verir geri adım atmaz sayfa 142 5inci ifade ettiği anlam kullanım şekli süleyman peygamer deve kaptırdığı yüzü ile anılmıştır iskenderin aynası feleğin iskenderin aynasını bile yıktığına gönderme yapılmıştır sevgilinin eşiği sevgiliye ulaşma kovuşma yolu anlamında sevgilinin saçı zincir olarak düşünülmüştür put put kadar güzel sevgili anlamında kullanılmıştır sy 144 ana birim değeri: bent alt birim değeri:beyit malesef birimde anlatılanları yapmadım ama bir kere okursanız yapabilirsiniz 8. bendin teması : cimrilik 13. bendin teması: dünya nın gelip geçiciliği c. cimrilik fanili gelip geçicilik kavramları geçmişten günümüze aynı anlamı ifade etmektedir. günlük hayatta sık karşılaşılan kavramlardır bunlar 145. 2. soru: son beyitlerde yani vasıta beyitinde 3.a. kafiye ve redifler aruz ölçüsü ve ses tekrarları3.b. şiirin konusu vurguyu etkiler örn; kahramanlık şiirini gür bir sesle okuruz aşk şiirini yumuşak bir tonda...5. İnsanlara eziyet ettiği düşüncesinden kaynaklanıyor olabilir 6.b. somut bir konu işlendiğinden söz sanatları en aza indirilmiştir. BAĞDATLI RUHİ terkibibent ile ün kazanmıştır dili sadedir ve sanatlardan uzaktır eleştirel bir tarzda yazmıştır![]() toplumun sorunlarına ilişkin yazmayı tercih etmiştir en çok etkilendiği şair Fuzuli dir![]() 146. 1.a. Gazel mısra örgüsü: beyit (5-15) kafiye düzeni: aa ba ca ... tema:aşk ayrılık hasret özlem tabiat güzelliğiKaside mısra örgüsü:beyit k. d.:aa ba ca.. tema:genellikle devlet ve din büyüklerini övmek için söylenir Rubai m.ö.:tek dörtlük k.d.: aaxa tema:dünya görüşü felsefe tasavvufi düşünceŞarkı m.ö.:dörtlük k.d: aAaA bbba ccca( A.A nakarat) tema:aşk sevgi ayrılık eğlenceMurabba m.ö.:4 er dizelik bentlerden oluşur bent sayısı değişebilir k.d.:aaaa bbba ccca .... tema: konu olarak gazele benzer Muhammes m.ö:5 dizelik bölümlerden oluşuyor k.d.:aaaaa bbbba cccca.... tema:hayatın gelip geçiciliği öğütTerkibi bent m.ö.:5-10 bentlerden oluşur(her bent 10 ile 20 beyitten oluşur) BENZERLİKLERİNE GÖRE NAZIM ŞEKİLLERİ mısra örgüsü:gazel kaside terkibi bent kafiye düzeni:gazel kaside tema:gazel şarkı sayfa 147 2.Divan şiirinde ritim uzun ve kısa seslerin ritmine bağlıdır.Bu ritmi sağlayan aruz ölçüsüdür.milli edebiyat şiiri olan Han Duvarlarında ise ritim 7+7=14'lü hece ölçüsüyle sağlanmıştır.Cumhuriyet Dönemi şiiri olan Salkımsöğüt'te ise ritim hece ya da aruz ölçüsüyle değil benzer seslerin farklı dize yapıları içinde verilmesiyle sağlanmıştır.sayfa 148 3.Divan şirinde birimler bir bütün olduğu için birimdeki anlam o birimde başlar ve diğer birimlere sarkmadan o birimde biter.modern şiirde birimlerin birbirine eşit olması gerektiği gibi anlayış söz konusu değildir.Ten Sonnet'si şiirinde işlenen duygu ve düşüncenin birim içerisinde kalmamakta sonraki birime de sarkarak geliştiği ve sonuçlandığı görülmektedir.oysa Divan şiirinde böyle bir durum söz konusu değildir.4.Ortak manzumlar şunlardır. gül (gazel murabba kaside)serv (gazel şarkı kaside)dil (gazel kaside rubai şarkı murabba muhammes terkibi bent)zülf (murabba muhammes)felek dünya (murabba terkibibent)hak (kaside murabba)sanem (rubai muhammes)5. a.Verilen gazeller ritimleri dikkate alınarak okunduğunda Baki'nin gazelinin ritminin daha kuvvetli olduğu görülmektedir.Bakinin gazelinde kullandığı dil Nesimi'nin şiir dilinden daha ahenklidir.Bunun yanında gazellerin yazıldıkları yüzyıllara bakıldığında 16. yy.da şiir dilinin daha oturmuş olması Baki'nin gazelinin ritmini ve ahengini daha üstün kılmaktadır.b.Şöyleyiş ve ritim bakımından Baki'nin gazeli daha başarılıdır.Nesminin gazeli osmanlı devletinin kuruluş döneminde yazılmıştır.Bakinin gazeli ise yükselme dönemi ürünüdür.Nesiminin gazeli divan şiirinin kuruluş dönemi ürünü olduğu için gazelde bazı kusurların ritim ve ahenk eksikliklerinin olması son derece doğaldır.yükselme dönemine gelindiğinde ise herşey yerli yerine oturmuş her alanda en parlak örnekler ortaya konulmuştur.sayfa 149 6.a.Pir Sultan Abdal tarafından söylenen koşma "aşık tarzı halk şiiri"örneğdir.bu nedenle islamiyetten önceki türk edebiyatı döneminin sözlü edebiyat devresinden itibaren süregelen bir geleneğin ürünü olan koşma da dil son derece sadedir.halka hitap ettiği için halkın dilinden uzaklaşmamış onların duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir.b.Pir Sultan Abdal'ın koşması ile Baki'nin gazelinin okuyucu kitlesi aynı değildir.koşma halka hitap ederken gazel yüksek zümreye hitap etmektedir. 7.divan şiirinde işlenen konular her bakımdan birer kusursuzluk örneğidir.aşk tam anlamıyla aşktır sevgili her yönüyle hayal gücünün zirvesinde yer alır.bu nedenle divan şiiri "ideal"olanın ifadesini bulduğu yerdir.herşey"idealize" edilerek anlatılır.divan şiirinin bu özelliği yani "yüce" ve "yüksek" olana yönelik olması onun "somut" yerine "soyut"un sahasında kalmasına sebep olmuştur.8. divan şiirinin arapça ve farsça kelimelerin sıkça kullanılması İslam medeniyetinin etkisinin yanı sıra asıl aruz ölçüsü dolayısıyladır.türkçede uzun ses olmaması seslerin uzunluk ve kısalık esasına dayalı olan aruz ölçüsünün uygulanmasını zorlaştırmıştır.çıkış yolu olarak aruza uymayan türkçe sözcükler yerine uzun ve kısa seslerin bulunduğu arapça ve farsça sözcükler kullanılmaya başlamıştır. 9. gazel TEMA:aşk AHENK:Aruz ölçüsü kullanılmıştır. YAPI:nazım şekli;gazel nazım birimi;beyit DİL:arapça ve farsça sözcüklerin kullanıldığı bir dildir. SÖYLEYİŞ:aşk temasının belirlediği vurgu ve tonlama şiirin söyleyişimi belirlemektedir. koşuk TEMA:aşk AHENK:hece ölçüsü kullanışmıştır. YAPI:nazım şekli;koşuk nazım birimi;dörtlük DİL:eski türkçe dönemini yansıtan öztürkçe bir dil kullanılmıştr. SÖYLEYİŞ:aşk temasının belirlediği vurgu ve tonlama şiirin söyleyişini belirlemektedir. SAYFA 150 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME 1.C 2.A 3.C 4.E 5.E 6.E 7.E 8.A 9.D 10. D-Y-D-Y 11.*Gazelin son beyitine..makta...şairin mahlasının bulunduğu beyite..taç beyit...en güzel beyitine ...beytü'l gazel... denir. *Diva şiirinde kullanılan kalıplaşmış nükteli ve sanatlı güzel sözlere...mazmun...denir. 12. ...makta... ...taç beyit... ... Nedim... .. vasıta... ...aruz... ...mazmun... ...tecahül-i arif.... ..benzeyen...ve ...benzetilen.... ...tenasüp... sayfa158 kayıkçı kul mustafa fikri ve edebi yönü *aşık tarzı halk şiirinin önemli simalarındandır. *dili sade ve anlaşılırdır. *kafiye ve redifleri ustalıkla kullanmıştır. *kullandığı kelime ve deyimler halk dilinden alınmıştır.yabancı terkip ve tamlamalar yoktur. *hece ölçüsünü başarıyla kullanmıştır.şiirlerinden eksik ve fazla hece yoktur. hissettiklerimiz:heyecan sevinç sevgi duygusu güzellik coşku__________________sayfa 138 1.a.birim değer:bent birim sayısı:dokuz BİRİMLERDE ANLATILANLAR 1.sevgilinin saçını yüzüne dökülmüş görünce gönlün ona aşık olduğu anlatılmaktadır. 2.sevgilinin bu sevgiye hiç değer vermediği adını bile anmadığı anlatılmaktadır.3.aşığın umutsuzluğu anlatılıyor 4. aşık sevgilisinin peşinden koşan diğer aşıklardan yakınmaktadır. 5.aşık sevgili için kendini feda ettiğini anlatmaktadır. 6.aşık umutsuz durumunu anlatıp bu sevgiye engel olamadığndan bahsetmektedir.7.aşık sevgili ile geçirdiği bir anı herşeyden üstün tutmaktadır. 8.aşık bu hale düşmek istemediğini fakat gönlüne söz geçiremediğinden bahsetmektedir. 9.şair aşk kitabının ancak kendi adıyla okunabileceğinden bahsetmektedir. c. murabba nazım şeklinin özellikleri; dört dizelik bentlerden oluşur. 4 ile 8 arası bent yazılır her konuda murabba yazılmasına rağmen dini ve öğretici konular ile mersiye yergi övgü daha çok kullanılmıştır.2.şair aşk yüzünden bedbaht ve ümitsiz bir durumdadır.bu hal şiirin bütün dizelerinde hissedilmektedir.şairin bu ümitsiz durumunu en iyi yansıtan dize ise her bentte tekrarlanan "Vay gönül vay bu gönül vay gönül ey vay gönül"dizesidir. 3.şair 8. bentte aşk ile müzik arasında bir ilişki kurmuştr.aşkın müzikle birlikteliği duyguları ifade etmedeki rolü düşünülürse günümüzde de bu ilişkinin devam ettiği görülür.bugün bile hala şarkıların çoğunun aşk temasını işlemesi aşk duygusunun evrensel olduğunun da bir göstergesidir Sayfa162 erzurumlu emrah'ın fikrî ve edebî kişiliği *erzurumlu emrah döneminin önemli saz şairlerindendir. *kendinden sonra gelen şairler üzerinde etkili olmuştur. *şiirlerinde kullandığı dil sade ve anlaşılır bir dildir. *şiirlerinde kafiye ve redifler sağlamdır. 2.*halk şiiri ile konuşma dili arasında bir benzerlik söz konusudur. *saz şairi halkın arasında olan bir kişidir.ilhamını halk zevkinden halkın hayal gücünden alır.*halk şiirinde günlük dilde konuşulan kelime ve deyimler yer alır.Sayfa 164 ve 165 bayburtlu celali = semai kağızmanlı hıfzı = koşma(ağıt) aşık= semai köroğlu= koşma aşık ömer = koşma(güzelleme) karacaoğlan=varsağı everekli seyrani= koşma (taşlama) levni=destan 161 ve 162 semai ilk dörtlükte -mez ler redif ikinci dörtlükte "-ımız" redif "-at" tam kafiye -mez redifüçüncü dörtlükte "-acı" tunç kafiye -maz redif dördüncü dörtlükte "-ahri -ehri -ahrı" zengin kafiye -mez redifson dörtlük "-le" tam kafiye -maz redif birim değeri:dörtlük birim sayısı:5 şiirin teması:gurbet mısra örgüsü:abab cccb dddb eeeb fffb birimde anlatılanlar 1)Gurbete çıkmanın tehlikeli olduğunu ve her güzeli de sevmemesi gerektiğini dile getiriyor. 2)Gurbet elde kimsenin kıymetimizi bilmeyeceğini belirtiyor 3)Gurbete gönlündeki derdin ilacını bulmak için çıkmıştır ama bulamayacağını belirtiyor 4)Gurbetin çok zor olduğunu ve kahrının çekilemeyeceğini anlatıyor 5)Aşıkların sevdiklerine kavuşamadıklarını dile getiriyor. 2.b.Şiiri şiir yapan vurgu ve tonlamadır.Bu yüzden düz yazı okurken noktalama işaretlerinde yaptığımız vurgu ile şiir vurgusu arasında çok fark vardır 3.a. gönül gurbet ele çıkma(teşhis) sunam gurbet elin kahrı(açık istiare) bülbül figan eder güle(teşhis telmih tenasüp)güzel sevmek sarp bir kale(teşbih tenasüp)b.ahengi sağlamış ve şiiri çekici hale getirmiştir 4.dil sade imgeler suna ve bülbülbağlı olduğu gelenek: sözlü gelenek yani aşık etebiyatı 5.Gurbet ellerin kimsenin yuvası gibi olmadığı ve çok zor olduğu... 6. Divan tarzı şiirler söylemiştir. Hem hece nem aruzla yazmıştır. Asıl kişiliği hece ölçüsüyle yazdığı ölçüsüyle yazdığı koşma ve semailerde görülür. Gazel murabba muhammes tarzı şiirlerde yazmış.Ancak çok başarılı sayılmaz.7.saz şairi; halkın arasında olan bir kişidir. ilhamını halk zevkinden halkın hayal gücünden alır. halk şiirinde günlük dilde konuşulan kelime ve deyimler yer alır.HEPSİ FORUMDAN ARŞİVİMDİR
|
|
|
|
| rapcibarbi Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 3 Kisi: |
|
|
#6 (permalink) |
|
| C¤ | TürkiyéM | C¤ |
![]() ![]() |
sayfa numaraları düzeltilse daha kolay bulunur...
__________________________________________________________
Yüreğine uzak düşen yüreğim seni yazıyor zamana… Zaman ki sensiz bir asır To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. seninLe bir an ‘bana’… Ve ben yine... ÖzLedim` çok özLedim… GeL ömrüme ‘şans’ dediğim… To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
| C¤ | TürkiyéM | C¤ |
![]() ![]() |
msn adresi vermek yasak...
__________________________________________________________
Yüreğine uzak düşen yüreğim seni yazıyor zamana… Zaman ki sensiz bir asır To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. seninLe bir an ‘bana’… Ve ben yine... ÖzLedim` çok özLedim… GeL ömrüme ‘şans’ dediğim… To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| 10sinif, 123, 124, 125, 126, edebiyat, edebiyat 10sinif, kitabi, sayfa |
| Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 10. Sınıf Edebiyat Kitabı Etkinlik Çözümleri | ~~Dilara~~ | Bulunan Ödevler | 75 | 16-11-2009 12:07 PM |
| 10.Sınıf Turk Edebıyatının Butun Cevapları Burda | r4h4ts1z | Türk Dili ve Edebiyatı | 9 | 14-05-2009 09:57 PM |
| 10.sınıf dil ve anlatım sayfa 79-130 arası cevaplar | gizem48 | Bulunan Ödevler | 1 | 24-02-2009 10:47 PM |
| 9. Sınıf Edebiyat Etkinlik Cevapları ( Tamamı) | BaRaN | Bulunan Ödevler | 1 | 30-12-2008 06:55 PM |
| 10. Sınıf Dil Ve Anlatım Sayfa 104 ve 208 Arasındaki Cevaplar | ~~Dilara~~ | Bulunan Ödevler | 2 | 26-10-2008 02:18 PM |