Array
Geri git   GençMekan > EĞİTİM | ÖĞRETİM > Bilgi Kaynağı > Kitap Özetleri


Halide Edip Adivar`in Himmet cocuk hikayesinin tahlili lazim..Acil..


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13-01-2008, 09:29 AM   #1 (permalink)
♥•♥• Ŝεŝŝĭź£ĭќ •♥•♥

 
azeriguzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 539
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 157
Rep Puanı: 1664
Rep Derecesi:
azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.
Standart Halide Edip Adivar`in Himmet cocuk hikayesinin tahlili lazim..Acil..

Merhaba arkadaslar!Bana Halide Edip Adivar`in Himmet Cocuk hikayesi lazim..Eger bu hakta bilgisi olan varsa bana da yardim etsin ..lutfen...

Benzer Konular:

___----____
azeriguzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2008, 09:44 AM   #2 (permalink)
Gencmekan Rock Clup

 
R o C k_N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jun 2007
Bulunduğu yer: --------------
Yaş: 26
Mesajlar: 26.869
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 1188
Rep Puanı: 11703
Rep Derecesi:
R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.
Standart

Halide Edip Adıvar - HİMMET ÇOCUK

Elvanlar'da ihtiyar bir kılavuz aldık. Köy kısmen yanmış perişan herkes fersiz ve şaşkın gözlerle kamyon denilen canavarın bîlüzum gürültüsüne bakıyordu. Herkesin ruhunda sonu gelmeyen meşakkatin açlığın her günün gizli felâket ihtimallerinin yuğurdusu yeis ve lâkaydî vardı. Onun için kimse Uşak'a kadar gelmek istemiyordu Parayı ne yapacaklardı? Ne alırdı ki? Yalnız zayıf yüzlü bir ihtiyar halsiz bir sesle:

-Ben İney'e kadar yolu biliyorum. Fakat beni Uşak'a götürürseniz ve bana orada bir okka tuz verirseniz gelirim dedi. Akşam karanlığı basarken kamyon mırıldanarak homurdanarak Anadolu'nun ıssız yolsuz beyabanına daldı.

Kamyonda İstanbul gazetecileri vardı. Yunan ordusunun emsalsiz mezaliminin külleri ve facia sahnesi üstünde tetkikat yapacaklar ben cephenin Yunan mezalimi raporunu hazırlarken onlar da ajansla Türkün felâketini dünyaya bildireceklerdi. Anadolu'da hâkim insan değil tabiattır. Kuytu ormanlar batak ovalar sam keskin yokuşlar sonra karanlık kımıldıyormuş gibi insanı keserek dondurarak esen acı rüzgârın ortasından bin bir zahmetle bilmem kaç saat geçti.

İney bir derenin yamacından kurşunî bir yangın harabesine inkılâp eden bir köydü. Kamyon hırlayarak çırpınarak köyün yoluna girerken dünyada hilkat-i Âdem başlamış gibi etraf insan sesinden hayatından âriydi. Yalnız bir sürü çakal acı acı karanlık esiyormuş gibi dereyi yalayıp geçen rüzgârla hem-âhenk uluyordu. İçimden:

Eyvah köyden hepsi gitmiş nasıl tahkikat yapacağız? diyordum.

Biraz sonra sağda bir kaya kovuğunda kızıl bir alevin önünde ısınan iki hâkî gölgenin kımıldadığını gördüm. Karanlık dereye kurşunî yangın harabesi olan yamaca vuran yegâne ışık bu ateş ve kamyonun yürüyen iki göze benzeyen fenerleriydi. Köprünün önünde şoför kocaman âtıl makineyi durdurmaya çalışırken önünde birkaç karaltı kımıldadı. Son ışığın beyazlattığı taşlı yolda siyah cübbeli beyaz sarıklı siyah sakallı bir adam arkasındaki henüz ışığın sahasına giremeyen karaltı halindeki arkadaşlarından ayrıldı. Hiç unutamayacağım vâzıh bir sesle:

Halide onbaşı sizi biz İney istasyonunda bekliyorduk dedi.

- Geleceğimizi nerden biliyordunuz?

-İstasyonda biliyorlar. Tahkik heyeti gelecek dediler.

-Bu sesten gazeteci arkadaşlar hemen harekete geldiler kalem kâğıt çıkardılar kamyondan fırladılar karaltılardan tahkika başladılar. Kaç ev yandı? Kaç kişi öldü?.. Siyah sakallı adam yanıma geldi. Fenerlerin verebildiği ışıkla notlanma yiyecek gibi baktı.

-Kaç ev mi? Bütün köy yandı. Kaç adam mı öldü? Sayısını Allah bilir. Eşkıya gelir öldürür düşman gelir öldürür yakar soyar. Görüyorsunuz ya ne ev ne yiyecek ne giyecek var. Sen onları şimdi bırak İsmet Paşa'ya başka şey söyle!

-Benim işim bunları yazmak.

-Biraz daha hırçın ve sesi titrek:

-Senin işin bizim halimizi söylemek... Kaç ev yandı kaç kişi öldü karnımızı doyurur başımızı örtecek dam yapar mı? İsmet Paşa'ya söyle...

-Sesinde hayat için mücadele edenlerin âmiriyeti vardı; muti sordum.

- Ne söyleyeyim?

- Ev isteriz rüzgâr bıçak gibi kesiyor çocukların başını sokacak kovuk bile yok. Uşak'ta birçok kereste ve Yunan esiri varmış bunlardan bize verilmesini emretsin. Hemen kendimize dam yapalım.

-Ekmek isteriz askeri ambarlarda buğday var bir saat ötede... Emretsin bize versinler çiğ olsun çocuklarımıza yedirelim. (Sesi acıyla merhametle yırtılarak devam etti) Büyükler söz anlıyor sesi çıkmıyor ama çocuklar söz anlamıyor açlıktan hep ağlıyorlar sabaha kadar ağlıyorlar bunu Paşa'ya söyle..

Çakal ulumasıyla rüzgarın iniltisi arkasından öyle zannettim ki aç çocuklar ağlıyor göğsü sütsüz boş sırtı çıplak analar yumruklarını sallayarak dünyaya talihe hayata haykırıyorlar.

- Yazdım dedim. Şimdi bize Uşak'a kadar bir kılavuz verin.

Herkes birbiriyle konuştu; biraz meşveret etti sonra:

- Şu çocuk sizi şosaya çıkarsın dediler.

Kocaman kurt derisi gocuk kalın çizmeler yün başlık artık ısıtmıyor yakıyordu.

Bütün gün yemek yememiştik. Yanımızda ihtiyaten alınmış yarım çuval peksimet vardı ki o da daha ziyade yanımdaki şoförle kamyondaki iki muhafız askere aitti. Fakat ne onlar ne arkadaşlar biraz evvel açlıktan şikayet ettikleri halde yemek arzusundan bir günahmış gibi bahsetmiyorlardı. Yalnız makineyi düzeltmekle meşgul görünen nefer şoförün bir şey söylemeden içini yakan bir arzusu kalbime geçti yavaşça:

- Peksimedi köylülere verelim mi? dedim.

Bu söz yanmak için bekleyen kuru çıra ile temas eden bir kıvılcım gibi oldu. Nasıl oldu bilmiyorum üç nefer peksimet çuvalını yakalamış titremiş gölgelere zorla dağıtıyorlardı. Vakur ve mütehammil bir ses:

- Uşak'ta belki ekmek bulamazsınız. Yanınızda kalsın diyordu.

Yine kamyon hırıldadı homurdandı çatırdadı ve karanlığa rüzgâra daldı. Yer olmadığı için kılavuz Himmet kamyonun basamağında yanımda ayakta duruyordu. Kamyona tutunan küçük çocuk elinin zaafını zavallılığını görmekle beraber İney'deki küçüklerin açlık feryadıyla içim dolu gibiydi. Acı acı düşünüyorum. Bu kaç senedir gezdiğim sahada kül olan sükkânı aç ve ölmeğe mahkûm olan kaçıncı köydü.

Anadolu hilkat günlerinin ilk devrelerindeki yoksulluk harabî ve vasıtasızlık içinde idi. Yeni Türkiye'yi inşa edecek millete yine Hazret-i Adem'den sonraki devlere benzeyen kudret ve mesai kabiliyeti lâzımdı. Evsiz ekmezsiz meyus bir halk.. Dünya onların zafer destanını terennüm ederken onlar ölümün gözlerinin içine bakıyorlardı. Memleketi kim yapacak? Nasıl yapacağız? Yanımda tiz fakat sakin bir çocuk sesi:

- Burası Kuzgunderesi. teyze!

Başımı çevirdim. Küçük zayıf bir yüzü vardı. Çenesine doğru uzanan ensiz yanağının derileri büzülmüş çene iskeleti olduğu gibi seçiliyordu. Bu açlık ve yeis içinde başım öyle derurıi bir sevimliliği insanı hayata davet eden bir kud*reti vardı ki sordum:

- Himmet niçin peksimedini yemiyorsun?

- Sonra yerim teyze!

- Hele bir ye de sonra konuşalım.

Yavaş yavaş koynundan küçük lokmalara ayırarak çıkardığı peksimedi yemesini bekledim. Çenesinin bütün iskeleti peksimedi çiğnedikçe daha büyük vuzuhla meydana çıkıyordu Birdenbire gocuğumun içine küçük başını almak bilmem neden vaktiyle kendi çocuğumu uyuturken söylediğim ninniyi söylemek istedim. Fakat bu arzum çok sürmedi. Küçük kum yüzde merhameti zaafı meneden bir olgunluk sezdim. Sakin ve arkadaş olmasına çalıştığım bir sesle konuşmağa başladım.

Büyük bir gururla on üç yaşında olduğunu söyledi. Yedi yaşında anasız babasız ihtiyar bir nine genç bir kız kardeş bir çift öküzle kalmıştı. öküzlerle kocasız iki kadının tarlalarını senelerce sürmüş ortakçılık etmiş ninesini kardeşini beslemiş hattA kız kardeşini ere vermişti. Fakat bir gün o havaliye bir hayvan hastalığı gelmiş iki öküzü birden ölmüştü hikâyenin burası kalbimi burdu. Sordum:

-Ne yaptın?

Sükûnla omuzlarını silkti. Hiç ne yapacaktı. Öküzsüz çalışmış gündeliğe gitmiş dul kadınların tarlalarını sürmüş üç sene çalışmış ve nihayet iki şişman kocaman dombay almıştı.

Hikâyenin burası yine kalbimi heyecana verdi. Kimsesiz sekiz dokuz yaşında kuru Anadolu'da mesaisi ile iki manda alan çocuk bu benim anladığım bildiğim kahramanlığın en yüksek derecesi gibi bir şey. Avusturalya'yı kuru topraktan mamure hâline sokan vahşi Amerika'yı mesaisi ile yenip medeniyet merkezi yapan ruhlar bu nevi ruhlardır.

-Dombaylar duruyor mu?

Bu defa gözlerimi yaşanan bir ifade ile ince omuzlarını silkti. Kamyon karanlık bir vadiden geçiyordu. Anadolu'da vadiler yarlar uçurumlar insanın muhayyilesini ve arkasını soğuk soğuk ürpertir. Hicretlerin kavgaların cinayet ve soygunculukların sahnesi oralardır.

Üç ay evvel bu meş'um derede Yunanlılar Himmet Çocuk'u yakalamışlar. kesmeğe yatırmışlar iki nefer arasında münakaşalar olmuş biri arabasını mandalarını alıp bırakmak öteki öldürmek istiyormuş nihayet salıvermek isteyen demiş ki:

-Arabasında yumurta varsa bırakalım yoksa keselim.

Himmet Çocuk'un sakin sesi titreyerek:

-Ninem yolda yesin diye iki yumurta haşladıydı teyze... dedi.

Derenin sağ tarafındaki uçurum üstünde karanlık rüzgâr tuhaf tuhaf uluyor. Çocuk susmuş kamyona yapışmış gidiyordu. Tabii bir sesle:

*-Seni Uşak'a kadar götürelim Himmet dedim. Sen dönmekten korkmazsın bilirim fakat biz yolda bir yanlışlık yaparız şoför bilmiyor.

-Olur teyze.

Nefer şoförün yarım aydınlıkta kayadan oyulmuş gibi sabit erkek yüzü garip bir tebessümle harekete geldi.

Uşak'a girerken düşündüm. Anadolu'da geçen senderimle yüz haneden otuz haneye eriyerek dağılan ölen erkeksiz ve kimsesiz köylerde Himmet Çocuk'un eşlerine tesadüf ediyor onlara memleketin hayat tarihinde birer ışık ve nişane diye bakıyordum. Hayat diye insanlık diye Anadolu'da ne kalmış işe gayur kadınlarıyla bu küçük gündelik kahramanların fevkalbeşer mesaisinden kalmıştı. Bunlardan bir tanesi kafamda ve kalbimde içimi kanatan bir çivi gibi saplanmış kalmıştır.

Antalya'dan Burdur'a gelirken nihayetsiz kar bürümüş bozuk taşlı bir yanı uçurum bir yanında daima eşkiya gizlenen yokuşlardan birini tırmanıyorduk. Buralarda arabalar durur arabacılar bir araya gelir her arabaya üç dört çift hayvan takarlar arabacılar arabanın arkasına omuz verir. Bin türlü acayip sesler çıkararak teker teker her arabayı yokuşun başına çekerler. Ve çok zaman da bu kablettarihî vesaitle terleyerek inleyerek günlerce didişip Çine ovasına kadar getirdikleri mallarını eşkiya çeteleri alır götürür elleri boş geldikleri yere dönerler. Böylece bir hengâme ortasında kalınlı inceli hayvanları teşvik için birbirine karışan obalar arasında billur gibi bir ses:

-Ah kadın anam! ah gel de bir kez halımı gör!. dedi.

Kalbime ip takılmış gibi ses gelen yere sürüklendim on on iki yaşlarında gocuğundan sular damlayan el kadar güzel yüzlü mavi gözlerini örten siyah kirpiklerinde yaş toplanmış bir çocuk arabacı gördüm. Bu da Himmet Çocuk gibi ihtiyar bir halaya bakmak için bir fevkalbeşer hayat mücadelesinde pişen bir çocuktu. Istırabının mercii olsa toprak olan bir kadın kalbi oluyordu.

Hâlâ Türkiye'yi bu küçük Himmet çocuklar yürütüyor. Belki hâlâ acıları bir çocuğun değil bir deyin kalbi gibi sağlam olan yüreklerinden taşarsa:

-Ah kadın anam ah! gel de bir kez halımı gör! diyorlar



Her yerde bu var başka bulamadım



__________________
R o C k_N isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2008, 09:49 AM   #3 (permalink)
Mezarkabul

 
AlmorA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Kaf Dağının Ardında
Yaş: 33
Mesajlar: 28.228
Bahsedildi: 11 mesajda
Davet edildi: 4 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 1504
Rep Puanı: 30809
Rep Derecesi:
AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.AlmorA Çok ünlü.
Standart

Bu hikayenin kendisi... Aslında tahlilini yapmak çok zor bişey değil. Sadece hikayeyi okumak gerekiyor. Hikaye okunmayacak kadar uzun bir hikaye değil.



__________________
Varsın solsun çiçeklerim
Ben ölmeyi de beklerim.
Yine de kesip atamam seni
Benim tatlı kanserim.
AlmorA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-01-2008, 10:07 AM   #4 (permalink)
Gencmekan Rock Clup

 
R o C k_N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Jun 2007
Bulunduğu yer: --------------
Yaş: 26
Mesajlar: 26.869
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 1188
Rep Puanı: 11703
Rep Derecesi:
R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.R o C k_N Çok ünlü.
Standart

ewt uzun değil. çok kısa



__________________
R o C k_N isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-02-2008, 04:02 PM   #5 (permalink)
♥•♥• Ŝεŝŝĭź£ĭќ •♥•♥

 
azeriguzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 539
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 157
Rep Puanı: 1664
Rep Derecesi:
azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.azeriguzel Mükemmel bir geleceğe sahip.
Standart

Tesekkurler..ilginiz icin..yaptim ozetini..cok sagolun



__________________
Başarının %5'i yapmayı bilmekten %95'i yapabilmekten oluşur.
azeriguzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-04-2012, 12:11 PM   #6 (permalink)
Çaylak
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Apr 2012
Mesajlar: 1
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 1
Rep Derecesi:
mustige Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

Himmet ÇOcuk Hikayesinin Tahlili..


Halide Edip Adıvar

************************************************** ********************************************

"Himmet Çocuk" hikâyesindeki olaylar kronolojik bir sıra ile ve*rilmiştir:
1. Yazarın Himmet çocukla karşılaştığı ana kadar gördükleri ve edindiği izlenimler
2. Himmet Çocuk ve onun kişiliği
3. Himmet Çocuk'a benzeyen başka bir Anadolu çocuğu ve çözüm
Bu bölümler arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bu bölüm*lerde Türk milletinin İstiklal Savaşı sırasında yaşadığı felaket anlatılmıştır. Yaşanan bunca felakete rağmen Himmet Çocuk'un ve onun gibi Anadolu çocuklarının kurtuluşa giden yol*da insanüstü mücadele azimleri onlara duyulan güvenle birlik*te ortaya konmuştur.
Yazar hikâyede bir gazeteci olarak gördüklerini kaydeden bir insan olmanın yanında Himmet Çocuk'a sevgi ve şefkat gös*teren biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçekten hikâyenin kahramanı sevgi ve takdiri hak eden biridir. O on üç yaşında*dır. Yedi yaşında anasız babasız kalmış ninesine ve kız karde*şine bakmıştır. Hatta kız kardeşini başgöz etmiştir.

Hikayeci İney'e varınca yanına gelen sarıklı cüppeli siyah sa*kallı bir adamla konuşur. Bu zat halkın yaşadığııstırabı derin*den hisseden sorumluluklarının farkında olan uyanık ve halkın temsilcisi olduğunun bilincinde olan bir imamdır.

Hikâyede mekâna oldukça geniş yer ayrılmıştır. Bunun nedeni hikâye kahramanları ile Anadolu arasında sıkı bir ilişki bulun*masıdır. "Himmet Çocuk" ile Servet-i Fünûn dönemi hikâyeleri birbirinden farklıdır. Halit Ziya -hikâyeleri kısmen Anadolu'da geçer- ve Hüseyin Rahmi'nin hikâyeleri İstanbul'da geçmesin*den dolayı bu hikâyecilerin ve kahramanlarının ufukları son de*rece dardır. Himmet Çocuk ise Anadolu'yu kurtaracak bir kah*raman gibi karşımıza çıkar.

Bu hikâyede görüldüğü gibi Türk hikâyesinin İstanbul dışına çıkması kendiliğinden değil Anadolu'nun büyük felaketlerle karşılaşması sonucu olmuştur. Bu dönemde Anadolu'ya açılan edebiyatçılarımız doğal olarak tanık oldukları olayları hikâyele*rinde anlatmışlardır.

Hikâyedeki olay ve kişiler İstiklal Savaşı dönemiyle ilgilidir. Hikâyeci kişileri bu tarihî dönemin içinde görüyor. Hikâyeye "İstiklal Savaşı'nda halkın yaşadığııstırap ve felaket; Ana*dolu insanın bu felakete karşı koyması" ile ilgili düşünceler hâkimdir.

Istırap ve felaketin büyüklüğüne karşın buna karşı koyanlar arasındaki dramatik çatışma ve bunun sonucunda ortaya çıkan ümit ve kararlılık yazarı da okuyucuyu da etkisi altına alıyor. İçi*mizi ulvi hislerle doldurarak Anadolu çocuklarına karşı sevgi ve hayranlık duymamızı sağlıyor. Yazar ve hikâyenin kahramanla*rı aynı sevgi ve ıstırap ortamını paylaşırken bunun doğal bir sonucu olarak okuyucu da bu sıcak sevgi iklimine girmiş olu*yor.

"Anadolu hilkat günlerinin ilk devrelerindeki yoksulluk narabi ve vasıtasızlık içinde idi. Yeni Türkiye'yi inşa edecek millete yine Hazret-i Âdem'den sonraki devlere benzeyen kudret ve mesai kabiliyeti lazımdı. Evsiz ekmeksiz meyus bir halk... Dünya onların zafer destanını terennüm ederken onlar ölümün gözlerinin içine bakıyorlardı. Memleketi kim yapacak? Nasıl yapacağız?"

Memleketin nasıl kurtulacağını soran yazar Anadolu insanını yakından tanıdıktan sonra bunun cevabını "Himmet Çocuk ve ona benzeyen çocuklarla kahramanlarla..." şeklinde veriyor.

Yazarın kahramanları yaşanan bütün felakete karşılık gelece*ğe büyük bir ümit ve güvenle bakmaktadır. Hüseyin Rahmi'nin "Ecir ve Sabır" hikâyesindeki kahramanlar zamanın içinde donduklarından onlar için farklı bir gelecek düşünülemez. Ha*lide Edip'in Himmet Çocuk hikâyesinde ise acıçeken insanlar*la özdeşleşmekten doğan bir sevinç sevgi ve hayranlık söz ko*nusudur. Bu da hikâyecinin duyuş ve bakış tarzından kaynak*lanmaktadır.

Hikâyecinin Himmet Çocukla karşılaşması onu yeni bir kahra*man bulma düşüncesine götürmüştür. Artık Himmet Çocuk yazarın gözünde Anadolu insanını içinde bulunduğu yoksul*luk ve acılardan kurtaracak yeni bir kahramandır. Hikâyedeki temel çatışma ise Himmet Çocuk'un zayıflığına güçsüzlüğüne rağmen ülkeyi kurtaracak bir kahraman olarak karşımıza çıka*rılmasıdır.

Yazar için Himmet Çocuk sembol bir kahramandır. Bu düşün*cesini "Hâlâ Türkiye'yi bu Himmet çocuklar yürütüyor." söz*leriyle ifade etmektedir. Bu cümlede "çocuklar" kelimesine ge*tirilen "-lar" çoğul eki bir genellemeyi yani ülkeyi kurtaracak kahramanları anlatmaktadır.

"Himmet Çocuk" hikâyesi bir röportaj gibi görünse de bu hikâye bir ana düşünceye ve iç yapıya sahiptir. Yazar Anado*lu'da edindiği izlenimleri bir ana düşünce etrafında toplamış ve bunlara bir hikâye düzeni vermiştir. Gerek anlatış tarzı gerek*se dışâlemden alınan izlenimlerin zengin olması hikâyeye bir yaşanmışlık ve gerçeklik havası katmıştır.

Yazar sonuç olarak "Bugün Anadolu'da var olan her şey Himmet çocuk ve onun gibi çalışkan kahramanların çalış*masından fedakârlığından kalmıştır. Hikâyedeki Himmet Çocuk yalnızca bir tek çocuk değil Anadolu'daki binlerce benzerini temsil eden bir kahramandır." demektedir.

Hikâyede Halide Edip'in Kurtuluş Savaşı dönemindeki Anado*lu insanını ve doğasını canlı bir şekilde betimlediğini görüyo*ruz:

"Anadolu'da hâkim insan değil tabiattır. Kuytu ormanlar batak ovalar sarp keskin yokuşlar karanlık uluyormuş gibi insanı keserek dondurarak esen acı rüzgâr..."
"Antalya'dan Burdur'a gelirken nihayetsiz kar bürümüş bozuk taşlı bir yanı uçurum bir yanında daima eşkıya giz*lenen yokuşlardan tırmanıyorduk. Buralarda arabalar du*rur arabacılar bir araya gelir her arabaya üç dört çift hay*van takarlar. Arabacılar arabanın arkasına omuz verir. Bin türlü acayip sesler çıkararak teker teker her arabayı yoku*şun başına çekerler ve çok zaman da bu kablettarihî vesa*itle terleyerek inleyerek günlerce didişip Çine Ovası'na ka*dar getirdikleri mallarını eşkıya çeteleri alır götürür elleri boş geldikleri yere dönerler."

Yukarıdaki paragraflarda Yazar Anadolu insanının yazgısını yoksulluğunu yaşadığı felaketleri yine Anadolu'nun sert coğ*rafyası ile birlikte anlatmaktadır. Çünkü bu coğrafya savaşın yol açtığı yıkımların etkisini daha da artırmaktadır.

Halit Ziya ve Hüseyin Rahmi hikâyelerindeki kişilere dışarıdan tarafsız bir şekilde bakarlarken Halide Edip hikâyesinde bu*nun tam aksini yapıyor. O bir seyirci değil doğrudan doğruya büyük bir heyecanla hikayedeki maceraya katılıp en önemli kahramanlardan biri oluyor. Kendini gizlemeye gerek görmü*yor. Hikâyenin kahramanlarına karşı duyduğu sevgiyi okurla paylaşıyor. Böylelikle sübjektif ve kişisel bir anlatım tarzını ter*cih etmiş oluyor. Bu tavır okur tarafından yadırganmıyor. Çün*kü anlatılan olay yazar tarafından görülmüş ve yaşanmıştır.

Şimdi de Halide Edip'in anlatmada tasvirde tahlilde takındığı tavrı ve dile yüklediği anlamları görelim:

Sanatçı hikâyesini bir röportaj havası içinde kaleme almıştır. Anadolu'yu gezerken tanık olduğu olayları durumları duyduklarını sanatlı bir dille anlatmıştır. Fakat bunu yaparken gerçek*lerden uzaklaşmıyor çünkü onun tek amacı gerçekleri bütün etkileyiciliği ile ortaya koyabilmektir.

Hikâyenin adı "Himmet Çocuk" olmakla birlikte asıl söz konu*su olan bütün bir toplum yani Anadolu insanıdır. Himmet Çocuk'un kişiliğinde insanımızın kahramanlığı ahlakı cesareti çalışkanlığı ortaya konmuştur. Servet-i Fünûn hikâyesinde ise kendi kaderini yaşayan insanlara yer verilmiştir.

Yazar Himmet Çocuk'un şahsında Amerika ve Avustralya'yı imar eden refaha ulaştıran kahramanı görüyor. Onun vahşi do*ğa ile mücadele ederek ülkemizi bayındır bir hâle getireceğini anlatmaya çalışıyor. Düşmanla mücadelenin bizi düşmandan kurtaracağını fakat ülkemizi bayındır bir medeniyet merkezi yapamayacağını vurguluyor. Bunun için nice Himmet Çocukla*rın vahşi doğa ile amansız bir mücadeleye girişmesi gerektiği*ni hatırlatıyor.

Okuduğunuz hikâyede Kurtuluş Savaşı'ndan sonraki Anadolu ve Anadolu insanının yokluklar içindeki dramı ortaya konmuş*tur. Bu dönemde düşman yurttan kovulmuş fakat geriye yan*mış yıkılmış bir yurt ıstıraplar içinde kıvranan bir halk kalmıştır. Halide Edip de görevli olarak gittiği Anadolu'da tanık olduğu olayları ve kişileri hikâyelerinde anlatmıştır.

Hikâyenin bütününde yazarın bir olayı bir durumu bir gerçeği canlı bir şekilde betimlerken izlenimci ifadeler kullanmaya dik*kat ettiği görülür. Fakat yazar cümlelerini kurarken gramer ku*rallarına pek dikkat etmemiştir.

"Herkes fersiz ve şaşkın gözlerle kamyon denilen canava*rın bî-lüzum gürültüsüne bakar." cümlesinden "herkesin kamyonun gürültüsüne baktığı" gibi bir anlam ortaya çık*maktadır. Aslında yazar herkesin kamyonun gürültüsüne değil de "Herkes fersiz ve şaşkın gözlerle bi-lüzum gürültüler çı*karan kamyona bakar." demek istemiştir.

"Başımıçevirdim. Küçük zayıf bir yüzü vardı. Çenesine doğru uzanan ensiz yanağının derileri büzülmüş çene is*keleti olduğu gibi seçiliyordu. Bu açlık ve yeis içinde başı*nın öyle deruni bir sevimliliği insanı hayata davet eden bir kudreti vardı ki sordum:" cümlelerinde gördüğünüz gibi ya*zar insanları vs. durağan değil dinamik olarak betimliyor. İşin içine duygu ve hayallerini de katmaya özen gösteriyor.



mustige isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-04-2012, 12:34 PM   #7 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.507
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart

Teşekkür ederiz .)



__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
adivar`in, cocuk, edip, halide, hikayesinin, himmet, lazimacil, tahlili


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 10:51 PM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0