Array
Geri git   GençMekan > EĞİTİM | ÖĞRETİM > Tarih > Türk Tarihi


Türk Devletlerinde Hükümdar


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-06-2009, 09:47 AM   #1 (permalink)
Uzman

 
Taradora - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 1.795
Bahsedildi: 0 mesajda
Davet edildi: 0 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 268
Rep Puanı: 8271
Rep Derecesi:
Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.Taradora Çok ünlü.
Standart Türk Devletlerinde Hükümdar

Osmanlı öncesi dönemi gayriislami devir olan başlıca Asya Hunları Avrupa Hunları Tabgaçlar Asya Avarları Göktürkler Uygurlar ve Karahanlılar ile İslami Selçuklu devri Devletleri başlıca Gazneliler Büyük Selçuklular Irak Selçukluları Türkiye Selçukluları Harizmşahlar ile genellikle Osmanlılar ile çağdaş Anadolu Beyliklerini ihtiva eder.[1]

Türk Hükümdarı

Eski Türk toplumunun sosyopolitik yapısı üzerinde çalışanlar; ailesoysop şeklindeki örgütlenmelerin ailevi; boy uz il şeklindeki örgütlenmelerin siyasi olduğunu ileri sürmüşlerdir.Eski Türklerde siyasi nitelikteki oymaksiyasi-idari otoriteyi elinde tutan bir beyin otoritesi altında örgütlenmiş ve oymakların birleşmeleriyle de boy(ulus) oluşmuştur.Her boyun bir boy beyi bulunmaktadır.Boyların birleşmeleri ile il (devlet) örgütlenmiştir. Böylece en geniş örgütlenme olan il federatif bir yapıda belirmektedir.Eski Türk Devletlerinde görülen kuvvetli ademi merkeziyetçilikaslında devletin ülkesinin iktidarı elinde tutan hanedanın mülkü sayılması ve ülkenin aile bireyleri arasında “ülüş” sisteminin gereği olark dağıtılmasından kaynaklanmaktadır.Türk Kağanları egemenlik hakkını doğrudan doğruya tanrıdan almışlardır.Ama Göktanrı hükmetme hakkını bir aileye vermiştir.Hakan ailesinin bütün erkekleri hükümdar olma hakkına sahiptirler.Bu anlayıştan dolayı eski Türk Devletlerinde hakanlar ülkelerini kardeşleri ve oğulları arasında bölüştürmüşlerdir.Bu sistem Türkler müslüman olduktan sonrada kullanılmıştır.[2]Göktanrının hükümdar ailesine tanıdığı hükmetme hakkı sülalenin kanuni meşruiyetini sağlar.Batı Dünyasında “kharizma” sözü ile ifade edilen ferdi kabiliyet ve üstünlük inancı sağlar.[3]

Bu yapıya boylar konfederasyonu da diyebiliriz.boy beyleri hakana tabidir.Hakanın kardeşi veya oğlu “Yabgu” sıfatı ile bir bölge veya boy beyleri üzerinde en yüksek memur olarak bulunur.Boy beyleri ve yabgular aslında hakanlığa bağlıdırlar ancak geniş yetkilere sahiptirler.[4]
Eski Türklerde hükümdar ünvanlarının tarihçesi

Bu ünvanların Moğol veya Tunguz menşeli olduğu hakkında iddialar söz konusudur.Ancak “han” deyiminin il ile birlikte 3. Asırdan itbaren Türklerce bilindiği hatta muhtemelen il han tabirinin M.Ö. Asya Hunlarında bulunduğuAvrupa Hun Hükümdarı Atilla’nın hanımının adındanda “han” sözünün mevcut olduğu bildirilmiştir.Kağan tabirinin Batı HunlarındaAkhunlardaTabgaçlardaM.Ö.1.yyda Asya Huh Devletinde kullanıldığı ve M.Ö.1.yy da Asya Hun Devletinde kullanıldığı ve M.Ö.293 yılına ait Paikuli’deki Sasani kitabesinde bir Hun reisinin “hakan” ünvanı taşıdığı ileri sürülmüştür.

Aslında Türk göçebe devletinin başında Kağan bulunurdu ve akrabalarını han rütbesiyle kendisine bağlı oymakların başına yönetici olarak tayin ederdi.Fakat zamanla han ünvanını almış “imparator şah sultan” karşılığında hükümdarlar için kullanılmaya başlanmıştır.Örneğin önceleri bir kabile reisi olan Timuçin Moğol imparatorluğunu kurup başına geçtiği zaman han ünvanını almış ve o tarihten sonra Cengiz Han adıyla anılır olmuş.

Harizmşahlar’ın ordu teşkilatında emir muadili bir rütbe oluşturan hanın Dede Korkut Hikayelerinde bey karşılığında kullanıldığı görülmektedir.Yine Anadolu’nun doğu ve güneydoğusundaki özel statülü birimlerin hakimleri ile Safeviler döneminde İrandaki taşra yöneticilerine “bey paşa” anlamında han denmekte idi.Göktürkler’de de zaman zaman kağan yerine kullanılmıştır.Aynı zamanda Delhi Sultanlığından beri hindistan müslümanları arasında soylulk ünvanıdır.Osmanlı padişahları içinde de ilk defa 1. Murat tarafından olmak üzere kullanılmıştır.Hatta bazı devletler Hanlık adı ile anılmıştır.

Kağan unvanı mutlak ve evrensel bir niteliğe sahiptir.Bu ünvanın Proto-moğollar’da kullanılışı kaan şeklindedir.İlk defa Arap müelliflerinin TürkMoğolÇin Hükümdarları için kullandıkları hakan ünvanı kağanın Arapçalaşmış şeklidir ve İslamiyetinkabulünden sonra Türkler arasında da yaygınlaşmıştır.[5]
Hükümdarlık Belgeleri

Otağ (Hakan çadırı)tağı yıkmak hükümdarlığa nihayet vermek manasına geldiği gibihakanın belki de hiç uğramadığı uzak köşelerde bu tahtlı sarayların mevcudiyeti bölgenin himaye altında olduğunu belgeler ve emniyeti garanti eder.

Örgin(taht) altındandı.Hükümdara mahsus olupkanat eliglerine küçük kağanlaraşadlarave diğer yüksek idare adamlarına devleti temsilen resmen hakan tarafından verilen tuğlar ;GöktürkUygurTürgiş ve ihtimal Karluk devletlerinde tepesine altın bir kuşbaşı takılmak sureti ile belirlenirdi.Köbürge (davul) hakimiyet belgesi idi.Kotuz(Sorguç)hükümranlık sembolü olarak börke takılan küçük bir tutam yabani sığır ya da at kılı idi.[6]

TuğBayrakküstabel:Türklere göre “Bayraksız otağotağsız da bayrak olmaz”.Bayrak kökünü dinden ve sihirden alan bir bağımsızlık sembolüdür.Bu terimler özellikle Divan-ı Lugat’ül –Türk’e baktığımızda aynı anlamda kullanılıyordu.Türk hakanının yedi ve dokuz tuğu vardı.İnanışa gre yer ve gök yedi kattı ve diğer bir inanışa göre dokuz kattı.

Davul da tuğu tamamlayan bir alamettir.Savaştan ve büyük törenlerden önce Hanlık otağı kurulurtuğ dikilir.Davul vurulmaya başlanır.

Hükümdarın maiyyeti

Kağanların maiyyetinde bulunan ileri gelen memurlaramüşavirlereve komutanlara (şadlara)buyruk deniliyordu.

Sarayda bulunan başlıca görevliler şunlardı: Damgacılar (kağanın altın damgasından sorumlu)danışmanlarhazinedarlarelçilerdavetçil erkılavuzlarsaray tabiplerifalcı ve müneccimlerkapıcılarişçilersanatkarlar...

Hükümdarın yaşantısı ve Saray gelenekleri

Bu dönemde hakan sarayı ve otağı herkesin serbestçe girip çıkabileceği yer değildi.Saraya gelebileceklerkanun ve törelerle tesbit edilmiştşir.Türkler görülmesi ve girilmesi yasak bölgelere korıg derlerdi.Türklerde hakanların büyük bir zamanı seferde geçtiği için harem dairesinin de beraber götürülmesi adetti.Savaşlar çok defa akın için değil ülkelere yerleşmek ve oturmak gayesi ile yapılırdı.Bu sebeple çoğu zaman askerlerin aileleri de orduyu takip ederdi.Baş-Hatun resmi törenlerde hakanın yanında bulunurdu.Ayrıca muhtelif sınıflara ayrılmış pek çokta cariye vardı.Hatta Bayan-Çur Kağan gibiUygur Hakanlarının Çin İmparatorunun öz kızı olan hatunları vardı ancakbaşhatunun Türk soylularından birisinin kızı olması şarttı. [7]

Selçuklu Öncesi Türk Hükümdarı
Türk Kağanı

Eski Türkler’in kağan ünvanı imparator demektir.Çünkü Çin’deki imparator ile eş manada görülmüştür. Çin imparatoru “yeryüzünün sahibi” anlamını taşır.Bundan dolayı Türkler’in kağan sözü “padişah” ve “sultan” ünvanlarından daha geniş ve derin bir manayı içine toplar.
Yeryüzünün Hakanı

“Yeryüzünün Hükümdarı” sayılan Türk Kağanları “Tanrının Yarlığı” ile dünyanın büyün ülkelerini idare ederlerdi.Bu çeşit devlet anlayışına “universal” devlet şekli denir.Bizim literatürümüzde “cihanşümül devlet” deyimi kullanılır.Böyle bir devletin kurulup işlemesi için deTürklerin dünya görüşleri ile dinlerizaten ilk çağlardan beriuygun bir fikir ortamımeydana getirmişlerdi.

Çin’de ve Türkler’de Cihan Devleti Anlayışı

Çin İmparatoru “göğün altındaki ülkeleri göğün bir temsilcisi olarak idare ediyordu”.Çin İmparatoruna ayrıca “Tien-tse” yani göğün oğlu da diyorlardı.

Hunlar da Çin Tarihlerine göre imparatorlarına “Tanrının oğlu” derledi.Türklerin bu görüşünü Çinli’lerinkinden farklı kılan yanı günlük yaşantılarından doğmasıdır. Yani daha realist ve gerçekçi idiler.Türk Kağanları için yeryüzünün bütünü değil türklerin yaşadıkları yer önemliydi. Onların yer ve suları mukaddesti. Yer ve suların sahibi dünyanın kuruluşundan beri Türk Hakanı idi.Bu yer ve sular hiçbir zamansahipsiz olamazdı.Nitekim Göktürk Kitabeleri şöyle diyor:

“(İl-Teriş Kağan) atalarımız (Bumin ve İstemi Kağanlar’ın) tutmuş ve(idare etmiş oldukları) yer ve sular sahipsiz kalmasın diye: Azmış milleti yeniden düzenlemiş ve yaratmış!...

Türk’ün Yer ve sularının sahibi Türk Kağanı

Onlara göre diğer Türklerin yer ve suları da sahipsiz kalmamalıydı.Bunların gerçek sahibi de ancak Göktürk Kağanı olmalıydı.Mesela Kırgız Türkleri’nin kendilerine göre bir kağanları vardı.Fakat Kırgızlara başeğdiren Göktürkler onların yerleri olan Köğmen bölgesi için de böyle diyorlardı.

Türk Kağanı Tanrının Yerdeki Temsilcisi

Türkler’e göre kendi kağanlarıGök’ün yerdekendisi adına tayin ettiği temsilcisi idi. Bir Türk’ün başarılı bir kağan olabilmesi için kendisine tanrı tarafından verilmiş üç özelliğin olması gerekir:
Yarlıgıtalihi ve kısmeti

1)Tanrı kendisine kağanlık ve başarı için yarlıg vermeliydi. 2)Tanrı diğer insanlardan farklı olarak onu iyi talih yani “kut” ile donatmalıydı. 3) tanrının kendisine iyi bir kısmet “ülüg” vermesi gerekirdi.

Bilge Kağan hükümdar oluşunu şöyle anlatır:

Tanrı yarlıg verdiği için özüm tahta oturdum! Dünyanın dört köşesindeki milletleri düzenledim! Yarattım!

Türkler gök sözü ile tek ve yüce tanrı yanında maddi göğü de kastederlerdi. Yer ile göğü aynı değer ve kutsallık içinde görürlerdi.Bilge Kağan başarılarının sebebini hem göğe hem de yere bağlıyordu:

Yukarıdaki Gök ve aşağıdaki yer bana yarlıg verdiği için (milletimin)gözünün görmediği;kulağının işitmediği; sağımdaki gün doğusuna(Güney ülkelerine);arkamdaki günbatısına akınlar yaptım.

Gökten Kağan Olma

Çinliler Çin İmparatoruna “Tien-tse” yani Gökün oğlu derlerdi.Bu terim Büyük Hun Devletinin ünlü imparatoru Mete için “Tanrının oğlu” şeklinde söylenmişti.

Tanrıya Benzer Gökte Kağan Olma

Göktürkler kağanlarını çoğu zaman”Tengride bolmuş”yani gökte olmuş gibi gösteriyorlardı.Fakat zaman zaman derinleşiyopr göğün nasıl olduğunu anlatmaya çalışıyorlardı.Bu kutsal gök “Tengri teg tenri” yani tanrıya benzer gök şeklinde tanımlıyorlardı.Uygurlar ise göğü bazı bölümlere ayırıyorlardıkendi kağanlarına unvan verirken “Kün tengride” yani “Güneş Tanrıda olmuş”Kağan gibi deyimler kullanmışlardı.
Gökün Tanrının Kağanlıkla Kutlaması

Göktürk çağında kağanların gökte doğmuş veya yaratılmış olduklarına dair inanç veya düşünce izine rastlamıyoruz.Türklerin inancına göre bilge kağanın babası İl Teriş Kağan ile annesi İl Bilge Hatun Tanrı tarafından göğe götürülmüş ve tahta çıkarılmışlardı.

Türk Kağanlarının tahata çıkma törenlerinde bir nevi Göğe çıkma hayal ve düşünceleri de yer alıyordu.Ancak Türk Kağanı bir insanoğlu idi.Yazıtlar Tanrıya Benzer Gök (tarafından) yaratılmış Türk Bilge Kağan derler iken bizden daha başka düşünüyorlardı.Eski Türkçede bir şeyin Tanrı tarafından yaratılmış olması işi kılınmak fiili ile söylenirdi.Yaratmak ise birşeyi yapmak ve düzenine koymak anlamına gelirdi.
Türk Bilge kağan

Buradaki Türk Bilge Kağan bizim tanıdığımız Bilge Kağan olmayabilir.Buradaki Türk ve Bilge tanımlarıTürk Kağanlarının genel özellikleri idiler.
Hunların Hakanlık Ünvanları ve Türkler

“Kağan ünvanı Göktürkler’den önce Avar hükümdarlarının kullandıkları bir ünvandı.Zaten “kağan” sözü bir unvan olarak Türkler’de değil ;daha önceleri doğudaki Proto-moğollar arasında da rastlanıyor.552 senesinde Avar Devletini yıkarak onların mirasına konan Göktürklerhükümdarlık ünvanlarını da beraber almışlardı.
Dünyanın İmparatoru

Hunların şanyü ünvanı “ Sonsuzluk ve bütün cihanı içine alan” gibi geniş bir anlam ifade ediyordu.Daha sonraki Türk Devletlerinde de büyük imparator aşağı yukarı buna yakın bir düşünce yolu ile anlatılacaktır.Türkler’in “Kür Han” ve Moğollar’ın “Gur Han”ları da bundan başka bir şey değildir.

Han ve Kağan Ünvanları

Avarlardan Türkler’e kağan ünvanının girmiş olmasına rağmen kan yani han deyimiTürkler’in zihinlerinden büsbütün silinmemişti.Gerçi Göktürk kağanlarının resmi ünvanları “kağan” idi am yazıtlara sık sık “han” ünvanı sıkıştırılıyordu.Vezir Tonyukuk yazıtında İkinci Göktürk Devletinin kurucusu İl-Teriş Kağan’a daçoğu zaman “Kan”yani “Han”deniyordu.Fakat oğulları içinse “ka’an” ünvanı kullanılırdı.Çünkü onlar babaları gibi büyük ve Ata Han değillerdi.

HAKANIN ÖZELLİKLERİ
Bilgelik ve alplik

Bilgelik Büyük Hun Devletinden beri hükümdarlar için özenilen bir özellikti. Mete’nin sağ ve solunda bilge prensler yer alıyordu.Bu durum Göktürk Devletinde de devam etti. Bilge Kağan kağanlık tahtına oturmadan önce böyle bir bilge prens idi.Bilgelik bütün iyi ve büyük Türk kağanları için müşterek bir unvan olarak kullanılıyordu.
Bilgi ve Bilgi sahibi olma

Türk Kağanlarının başta gelen ve önemini hiçbir zaman kaybetmeyen bir özellikleri idi.Yalnızca kağanların bilge olması kafi gelmiyor çevresindeki büyük memurların ve komutanlların da bilge olması şart görülüyordu. Eski Türk yazıtlarında “Bilgi bilmez kişiler bilmedikleri için daima felaketlere ve yenilgilere sebep olmuşlardır” denilmektedir.
İyi ve Kötü Kağanlar
İyi ve Büyük Türk Kağanlarının Özellikleri

Yukarıda Mavi Gök;aşağıda Yağız Yer yaratıldığında ;ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğlunun üzerine atam ve amcam Bumin Kağan ileİstemi Kağan hakan olarak oturmuş. Tahta çıkıp Türk Milletinin ilini ve töresini idare edivermiş ve düzenleyivermişler.

Bu iki yer arasında sahipsiz ve teşkiletsız yaşayan Göktürkleri düzenleyerek otururlar imiş.Bilge Kağan imişler! Alp Kağan imişler! Buyrukları da bilge imiş! Alp imiş!
Kötü Kağanların özellikleri

Ondan sonra küçük kardeş büyükler gibi yaratılmamış imiş!Bilgisiz Kağanlar tahta oturmuşlar imiş!Kötü Kağanlar tahta oturmuşlar imiş!

Türkler Kağanlarının iyi veya kötü oluşlarını Tanrının yaratışına ve bağışladığı iyi kader ile talihe bağlıyordu. Onlara göre kağan iyi olmayınca beyler ile millet de birbirine düşerdi.
Baş olma ve başkanlık

“Reis” ve Başkan Türklerde “başçı” demektir.Göktürklerde baş başa geçer ve idare ederdi. Karahanlılarda hakan da budun başcısı yani idare edendi.(KB)
Doğru sözlü ve erdemli hakan

Türk Kağanlarının herşeyi doğru söylemeye çalıştıklarını görüyoruz.Türk yazıtlarında kağanlar halka “bu sözümde yanlış var mı” diye seslenirler. Eski Türklerde erdem bir tanrı yolu ve hükümdara tanrı tarafından verilmiş iyi bir özellikti.Bir hükümdarın akıllı ve filozof olması şarttı. Böyle akıllı ve filozof hükümdara Türkler “Bögi” veya “Bögü Kağan” ünvanını veriyorlardı.
Ünlü Hakan

Büyük kağanlar ünlü olacağından Türkler kağanlarına verdikleri ünvanın sonuna veya ortasına ünlü anlamına gelen “külüg” deyimini koyarlardı.Örneğin Alp Külüg Bilge Kağan gibi.
HAKANIN VAZİFELERİ
İlahi Savaş Gücü

Eski Türk Devletlerinin temeli savaş gücüne dayanıyordu.Devletin kuruluşu ile asayiş ve düzenin sağlanması silah gücüne baglı idi.Tanrının Türk Kağanlarına verdiği kutlu güç ve yarlık komutanlara da geçer di.

Tanrı yarlıg verdiği için;

Hepsi 25 defa akın yaptık!13 defa süngü ile savaştık!

İlli olanları ilsiz kıldık! Kağanlı olanları kağansız kıldık!Dizi üzerinde dik duranlarıçöktürdük! Başını dik tutanları eğdirdik!
Kağanlar ordunun başında

Türkler kağanların yaptıklarını anlatırken hep yukarıdaki şekilde bahsederlerdi.Bu duruma bakılırsa Osmanlı padişahlarının büyük seferlerde bulunmaları raslantı değildir.
Kağanlar halkı konduran ve iskan eden

Türk Kağanları iskancı idiler. Yeni bir ülkeyi alıp devlete katma onlar için bişey ifade etmiyordu. Ülkeyi alma işinden sonra ülkeyi kondurma çabası gelmeli idi.
Halkı doyurup giydirme

Uygur ülkesine giden Çin elçilerine göre Uygur ilinde fakir ve yoksulluk içinde yaşayan kimse yoktu.Çalışmayan ve Uygur vatandaşlarına devlet ile Uygur Kağanı yardım ederdi.

Eski Türklerde her nekadar devlet kağanın bir malı gibi görünse de Türk Kağanları bu malın halk ile bölüşülecek bir varlık olduğunu da unutmazlardı.Dede Korkut “Kaçan kazan evün yağmalatsa helalinün alırtaşra çıkardı”diyor.Yani Kazan – Han ne zaman ki evini yağmalatsa hanımın alır dışarı çıkardı.
Akınlarda kazanç sağlama

Akınlar da halk ve askerin kazanç kaynağı idi.Fakat akın yağmalarının bağlı olduğu kesin kurallar vardı.Bu yağmalamanın esası hierarşik bir düzen içeriyordu.
Halkı doyurma ve giydirmeeğitme

Bilge Kağan halkı doyurma ve donatma işini şöyle anlatıyordu:

“Tanrı yarlıg verdiği içinkutum varolduğu için:Kısmetim varolduğu için! Ölmek üzere olan milleti dirilterek eğittim!Çıplak milleti elbiseli; fakir milleti zengin kıldım!Azıcık milleti çok kıldım!”
Halkın kalbini elde etme

Göktürklerin Altıncı Kağanı Işbara Kağantaht kavgalarının başlaması üzerine kağanlığa Türk Halkı ve Beyleri tarafından seçim yolu ile getirilmiştir.İmparatorluk içinde bir birlik kurmayı başaran İşbara Kağan devamlı kuraklık ve hastalıklar nedeni ile son senelerinde başarısız olmuştu.

Çin kaynakları İşbara Kağan için şöyle diyorlardı:

“İşbara Kağan kendisi çok cesur idi.Bu sebeple de halkının kalbini elde edebilmişti.

Sonradan kağan olacak bir Türk Prensi için ise Çin Tarihleri şöyle diyorlardı.

“Kendisi çok akıllı ve kurnazdır. Fakat (kendi devleti içinde ve Çin karşısında) durumu zayıftır.Bununla beraber o kendi halkının kalbini kazanmasını bilmiştir.

Eski Türk Kağanları önce kendi halkının kalbini kazanmak isterlerdi.Tıpkı askerlerine kendini sevdirmek isteyen bir komutan gibi.[8]
Hakanların babalık vazifesi

Eski Türk Kağan ve sultanları semavi menşee ve cihan hakimiyetine sahip bulunmak inancı ile milletin ve tebaanı velisi veya babası sayılıyor ve dünyanın efendisi sıfatlarını haiz bulunuyorlardı.Türk Devlet anlayışına göre hükümdarların millet ve tabaalarına karşıadaletşefkat ve himaye göstermeleri bu babalık sıfatı(velayet-i pederane)ile alakalıdır.[9]
TÜRK KAĞANLARINDAN ÖRNEKLER
Göktürk Kağanlarının Görünüşleri

Mokan Kağan’ın (M.S.553-572) Efsaneleşmiş bir portresi:...Kağanın dıştan görünüşü çok garipti. Bir (çin) ayağından daha geniş bir yüzü vardı.Yüzünün rengi ise çok kırmızı idi. Yaratılışı da çok sertti.Gözleri iki cam yuvarlak gibi parlıyordu. Vücudu çok güçlü idi. Diğer Kavimleri idaresine almak için yaptığı akınlar; hırsla devam ediyordu...

Batıda: Ak-hunları yendi.Doğuda Kitanları kovalayıp aldı.Kuzeyde ise: Kırgızları kendisine bağladı. Gücüne dayanarak Çin dışındaki bütün ülkeleri idaresi altına aldı.Devletinin sınırları: Doğuda ÇindekiLiao Denizine Batıda ise Batı Denizine (Hazar Denizi ) kadar uzandı.

Devletin (batıdan doğuya) genişliği:10000 milden fazla idi .Güneyde Gobi Çölünden Kuzeyde Baykal Gölüne 6000 mil.Buradaki bütün ülkeler onun denetimi altına girmişti.
Göktürk Yabgu Kağanın portresi

(Çin Tarihlerine göre)...Yabgu Kağanın uzun bir çenesi vardı.Kaşları çok seyrekve azdı.Fakat gözleriçok parlaktı.Çok cesur bir kişiydi.Ayrıca her yaptığı iş de planlı bir şekilde düzenlenmişti.
Türk Kağanlarının Zayıf Yanları

Büyük Türk Prensleri birbirlerini kıskanıyorlar ve çok hırslılar:Bir Çin elçisinin raporuna göre(M.S.578-579) ...Işbara Kağan’ın emri altındaüç büyük türk prensi vardır.Bunların hepsi amca yeğen kardeşlerdir.Kağan ünvanı taşırlar.Ancak birbirine güvenmez ve çok hırslıdırlar.
Türk Kağanlarının Tahta Çıkma Törenleri

Türklerd’de tahta çıkma törenlerinin bir nevi göğe çıkma gibi kutsal bir anlamı vardı.Kılıcının kuveti ile hükümdarlığı elde etmiş olan bir Türk Hakanını bir keçe üzerine koyarak döndürmek sureti ile yapılırdı.Ayrıca kağanların boyunlarına bir ip geçirerekboğar gibi yapıyorlardı.Daha çok askeri ağırlıklı olan bu törenler din ve inanışla da ilgil idi.
Kurultayla Kağan Seçimi

Türk Kağanları seçimle seçilebilirdi. Fakat Türklerde çok katı kaidelerle belirtilmiş veraset kaideleri vardı.Bu durum seçimle pek bağdaşmıyordu.Ama taht boş kalınca ünlü Göktürk Kağanı İşbara Kağan seçimle tahta oturmuştu.[10]
Türk Kağanının monarklığı

Siyasi-idari otoriteyi elinde tutan han ve boy beyleri toplum hayatınınbütün alanlarını gelenekler ve törelere göre düzenledikleribağımsız bir adalet örgütü bulunmadığından yargıç olarak görev yaptıkları ve aristokratik öğeler olarak görüldükleri söylenebilir.[11]

Mutlak iktidara sahip bulunan han törenin sınırlandırıcılığı altında idi.Boy beylerinin varlığı ve gücünün hanın serbestiyesini sınırlandırdığını söyleyebiliriz. Ayrıca seçmen heyeti olarak görülen kurultay beylerden ve toplumun seçkin kişilerinden oluşmakta ve iktidara geçecek hanı tasvip etmekteydiler. Han böyle bir yapı dahilinde bir monarktı. Han kendi otoritesi altındaki boy beylerine senede bir kez şölen vermekte ve bu şölende toplumun sorunları konuşulmaktaydı.Han böyle bir yapı dahilinde bir monarktı.[12]
İSLAMİ DEVİR TÜRK HÜKÜMDARLIK KURUMU
Selçuklu Devri

Kelime Kuran’da daha çok tezahürler ve fevkaladeliklere istinad eden ahlaki veya sihri iktidar manasında mevcuttur ve bu iktidar dini bir beyanda bulunmak selahiyetini verir.Kuran’da tabirin kudret manasını da ihtiva ettiği altı yer vardır. Ohalde bu iktidar fakat daha ziyade idari iktidar manası sultan kelimesine islamın ilk asırlarında verilmiştir.

Tuğrul Bey paralarında sultan lakabını ilk kullanan ve buna ilaveten al-sultan al-muazzam terkibini kullanan ilk İslam hükümdarıdır.Bu vaziyet Selçukluların sultan tabirini hakiki bir hükümdar olarak ilk kullananlar oldukları keyfiyetini pek muhtemel olduğunu ortaya koyar.[13]

Devlet teşkilatının İslam Türk Devletlerinde en mükemmel şeklini almış olduğu Büyük Selçuklu İmparatorluğu zamanında sultan adına (MelikşahSencerBüyük Sultan – Es Sultan-ül –A’zam) adına ülkenin her tarafında hutbe okunurpara onun adına bastırılırfermanlara “büyük divan” (merkezi hükümet) kararlarına onun isminden ibaret tuğrası çekilirdi.Sultan Türkçe adı yanında bir müslüman adı da alırsaltanatın Hilafetçe tasdiki adına halife tarafından verilen lakapları kullanırdı.Savaşlarda ve gezilerde başı üstünde “çetr” tutulur ve daima beraberinde bulunan muzika takımı (“nöbet”) günde beş namaz vaktinde nöbet çalardı.Sultanlar haftanın belirli günlerinde devlet erkanını ve kumandanları kabul ederhalkın şikayetlerini dinlerkadıları tayin iktaları tevzitabi devlet başkanlarının hükümdarlıklarınımeliklerin idareciliklerini tasdikve devlete karşı işlenen suçlarla meşgul yüksek mahkemeye (divan-ı mezalim) başkanlık ederdi.

Karahanlı Devletinde idare Bozkır ilinin devamı mahiyetinde idi.Yalnız teşkilatın üst kademelerinde eski “hakan” yerine arslan han kullanılıyordu. Böyle bir ıstılah değişikliği vardı. İslamiyeti ilk kabul eden Satuk Buğra Han’dan itibarenmüslüman isim ve lakapları almaya başlamışlar fakat sultan ünvanını XIII. yy’dan itibaren kullanmaya başlamışlardır.

Daha ziyade mahalli bir İslam Devleti durumunda olan Gazneliler’de hükümdarlığı hilafet makamınca tasdik edilen ve halifeden çeşitli lakaplar alan Mahmud ihtimal “sultan” ünvanı ilk tevcih edilen hükümdar olmuş sonra bu tabir bütün İslam Devletleri Başkanları tarafından resmi unvan olarak kullanılmıştır.

Selçuklular ise başlangıçta eski Göktürk devlet anlayışı ve teşkilatında idiler.Fakat 1040 Dandanakan Savaşı ile Horosan’a yerleşmeleri ve gerek buranın bir kültür merkezi olması gerekse burada hüküm süren yerleşik Doğu İslam kültürü ile değişim başladı.Tuğrul Bey sultan ünvanını almış İslam ad ve lakaplarını kullanmaya başlamıştır.[14] İslam Halifesi Tuğrul Bey’e “Dünya Sultanı” ünvanını verir.Alp-Arslan “Cihan Sultanı” Melikşah ve Sultan Sancar ”En Büyük Sultan” diye anılırlar.Bu durum Selçuklularda cihan devleti ve cihan hakimiyeti telakkisinin daha berrak ve kuvvetli olarak devam ettiğini gösterir.İslam Tarihinde de ilk kez olarak siyasi iktidarla dini iktidar ayrılır.Halifenin karşısında siyasi otoriteye sahip bir sultanla karşılaşmaktayız.[15]

Selçuklu Devri ve Anadolu Beyliklerinde Hanedanların Menşeei Ve Hükümdarların Formasyonları

Gelenek ve tarih hemen bütün Türk Devletlerinin menşeini Oğuzlara bağlar.Büyük Selçuklular ve onun kolları(TürkiyeSuriyeIrakve Kirman Selçukluları) Oğuzların Kınık boyundandır.Anadolu Beylikleri ise çeşitli boylara sahiptir: Örneğin Karamanoğulları Avşar boyundan;Dulkadiroğulları Bozok boyundandır.

Selçuklu devri devletlerinde başta bulunan sultan ve meliklerin formasyonlarıtahsil ve eğitim durumlarına gelince Selçuklu öncesi dönemde kağanların bilgili olmasının şart olduğu gibi Selçuklu devrinde dE hanedan üyelerinin eğitimine önem veriliyordu.Bunu sağlamak için şehzadeler ve prenslere küçük yaşlardan itibaren sarayda teorik olarak devrin bilimleri saray hocaları tarafından öğretiliyordu.Onbeş yaşlarından itibaren bu eğitim ve öğretim devam etmekle beraber Şehzadeatabey nezaretinde melik ölarak bir eyaletin başına tayin ediliyordu.Böylelikle pratik yönetimi ve askerliği öğreniyordu.Selçuklu devri sultanlarında Sultan Sancar’ın durumu istisnadır.Çocukluk dönemi Selçuklular’ın fetret dönemine rastladığı için kendi ifadesine göre iyi bir tahsil yapma imkanı bulamadı.
Saltanatların tesisi ve merkezi

Türk Devletleri’nde saltanatın tesisi ve hanedan üyelerinden birinin tahta çıkması veraset sistemi içinde mütaala edilmektedir.Tahta geçen sultan melik veya atabey ünvanı verilir.

En eski devirlerden beri taht ilahi takdire açık tutulmuştur.Bu telakki karşısında bütün diğer adet ve teamüller hükümsüz kalmıştır.Hanedandan biri şu veya bu suretle fiilen tahtı ele geçirdi mi artık onun meşruiyeti nazari ve hukuki bakımdan bir mesele olmamaktadır.Saltanata veraset ve tahta geçme konusunda önemli bir yeri olan veliahdlık kurumuna gelince şehzadelerden birinin hükümdarın tayin ettiği veliahda itirazı hukuka dayanarak vaki olmaktadır.

Ananeye göre veiahdlığında tıpkı saltanatın tasdiki gibi halife tarafından tanınması gerekiyordu.Örneğin Sultan Alp Arslan oğlu Melikşah’ın veliahdlığı konusunda halife Kaim Biemrillah’dan izin istedi.[16]

Bu çağda(XI. yy) örgütlenen müslüman Türk Sultanlıklarının en güçlüsü olan Selçuklu yönetimi İslami gelenekleri ve Türk örfünü bağdaştırarak kendisinden sonra gelecek yönetimleri etkiliyecek bir örgütlenme biçimi sunmuştur.Selçuklu Devleti yapı ve örgütlenme itibari ile Sasani ve Abbasi yönetimleri gibi merkeziliği ağır basan bir yönetim sistemi değildir.Eski Türk Devletlerinde hakim olan ademi merkeziyetcilik Selçuklu Yönetiminde ve hatta Fatih Dönemine kadar Osmanlı Devletinde ülüş sisteminin gereği olarak ağır basmıştır. Selçklu Yönetiminde sultanın görevleri biraz abartılmış olduğu söylenebilir çünkü ademi merkeziyet esasına göre örgütlenmiş bir ülkede sultanın töre icabı halkın iktidara itaatine karşılık olarak sultanın idaresialtında bulunanları doyurması giydirmesi ve zengin etmesi söz konusudur. [17]
Sultanların Siyasi İktidarlarının Kaynakları ve Kullanılışı

Bu konu hakkında Selçuklu devri devlet idaresi el kitabı diyebileceğimiz Nizam-ül Mülk’ün “Siyasetname” adlı eserinde bilgi bulunmaktadır.Büyük Selçuklu İmparatorluğunun ünlü veziri şöyle yazar:”Tanrı her asırda ve zamanda halk arasından padişahlık vasıfları ve öğülmeye değer hasletleri ile bezediği birini seçer;dünya işlerini ve reayanın sulh ve sükun içinde yaşamaları işlerini ona tevcih eder.” Nizam-ül Mülk’e göre hükümdar kudretini doğrudan doğruya Tanrı’dan alır ve Tanrı adına saltanat sürer.Tanrı birini hükümdar olarak seçerken onun hangi ırktan olduğuna bakmamakta sadece hükümdarlık vasıflarına sahip olup olmadığına bakmaktadır.Halifalikten ve dünyevi selahiyetlerin onun tarafından Selçuklulara devredilmesinden hiç bahsetmemesi dikkate değerdir.

Nizam-ül Mülk ayrıcabütün memleket ve raiyetin sultana ait olduğunu söyler.İnsanları idare etmesi için tanrı tarafından seçilmiş kimsenin insanların en üstünü olacağı tabidir.”Tanrı’nın padişahı bütün insanların üstü (mafevk’i) ve insanların da onun astı (madun’u) olarak yarattığınıinsanların rızkı ve büyüklüğü ondan relde ettiğini” söyler.
Sultan’ın Sahip Olması Gereken Vasıflar

Nizam-ül Mülke göre sultanın sahip olması gereken vasıflar adalet ve bilgidir.Diğer taraftan yine ona göre devletin bekasını şu iki unsur temin etmektedir:İhsan ve adalet.

Sultan muayyen meselelerde müşavere meclisleri kurarburada kendilerine verilen mesele münakaşa edilir.Ancak nihai kara verme yetkisi veya alınan kararları tatbik edip etmeme yetkisi sultanın şahaına aittir.

Sultanın muayyen esaslar dahilinde neşrettiği fermanlar hatta ağzından çıkan sözlerkanun kuvvet ve mahiyetini haizdir.Gerekher kademeden devlet teşkilatı gerekseher sınıftan halk bunlara itaatle yükümlüdür.


Benzer Konular:

___----____
__________________

вυ кєz αηℓα∂ıм
нüzüηℓєя∂єη вσzмα
мυтℓυℓυкℓαя уαşıуσяυм

Taradora isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
devletlerinde, hukumdar, turk


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 12:30 AM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0